İstanbul yolcusu. Aşka yolculuk, Eyüp Sultan yolcusu. Sonsuz aşk, cennetten çıkan aşk. Cennetteki İstanbul, İstanbul’da içinin titremesi, ayakların yerden kesilmesi, kalp atışları. Gözlerine bakmak, seni seviyorum demek; gözlerinin içi gülmek. Elini tutmak, masal hikâye menkıbe anlatmak şiir okumak sohbet etmek...
Güvercin serçe bülbül, kalpler güller aşk pınarından içmek. Antika ibrik Aziz Mahmut Hüdayi hazretlerinin ibriğe sarılarak aşkıyla ısıttığını hissetmek... Antika heybe küçük antika gül kokusu sandık...
Sarı taksi, asma köprü, Eyüp Sultan Camii... Cumalıkızık Üftade hazretleri, yüzük takmak, eline kına koymak...
Beyaz gelinlik beyaz gömlek ceket pantolon, dağdan çiçek koparmak; mektup yazmak saf temiz masum kalp güzelliği. Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Arzu ile Kamber; Tahir ile Zühre...
Sarı taksiden indim. Bir caminin kapısında, o ki Eyüp Sultan Camii'nin kapısında oturdum. Sonra âşıklar gibi yürüdüm... Yürüdüm yürüdüm asma köprüye çıktım... Melekleri görmek ve onlara görünmek için yürüdüm...
Arı dikeni sokar bal verir, gül dikeni sokar gül verir güzel kokar... Mecnunum çöllere düştüm... Ferhat’ım dağları deldim. Kerem’im aşkımdan yandım. Ben seni kalbimde buldum.
Mecnuna sordular “Leyla nice oldu?”, “Leyla gitti adı dillerde kaldı.”
Benim gönlüm şimdi bir Leyla buldu. Leyla Leyla derken Mevla’yı buldum. Biz dünyada rüyadayız ahirette uyanacağız”
Barış Metin
Aşk sancısı
Soruna karşılık bu şiiri yazdım
Karanlık gecelerde adını andım
Bir kor misali uğruna yandım
Bir rüyaymış meğer ben nasıl kandım
Yazsam da ne fark eder artık
Kocaman bir aşkı maziye kattık
Kırık kalplerimizi denize attık
Ruhumuzu bir hiç uğruna sattık.
Yalanlar sardı bizim aşkımızı
Sona ermez artık bu aşk sancısı
Zaman veremez büyük kaybımızı
Ayrılık ikimizin de alın yazısı
Alperen Arda Gürbüz
TARİHTEN BİR YAPRAK
Celaleddin Harzemşah: Harezmşahlar Devletinin son hükümdarı. Asıl ismi Mengüberti olup lakabı Celâleddîn’dir. Doğum tarihi bilinmemektedir. Genç yaşta Gazne ve çevresinin valiliğine tayin edildi. Bundan sonra babasının bütün seferlerinde yanında bulunup, başarısına yardımcı oldu. Cengiz oğlu Cuci kumandasındaki Moğol ordusuyla 1216’da yapılan muharebede sağ cenah kumandanlığı yaptı ve bozulmaya başlayan Türk ordusuna zaferi kazandırdı. Türk İslâm tarihinin en bahadır ve şecaat sâhibi şahsiyetlerinden olan Celâleddîn Harezmşâh, birçok harbi hayatı pahasına kazandığı hâlde, idare ve siyaset bakımından yetersiz olduğu için bunlardan istifade edememiştir. Bütün meseleleri harp yoluyla halletmeye çalışması, düşmanlarını arttırmıştır. Buna rağmen Moğol saldırılarına karşı mücadele edebilen yegâne zât olması, ona gerek halk arasında ve gerek bütün Şark edebiyatında büyük bir şöhret kazandırmıştır. İslamiyet’in müdafii olarak büyük kahramanlar arasına dâhil edilmiştir. [Rehber Ansiklopedisi]

