Kaydet
a- | +A

Son yıllarda dünyada yaşanılan olaylara bakınca çok iyi anlıyoruz devletin, milletin, tarihin, birlik ve beraberliğin değerini… Ama olayın bugününü iyi anlayabilmek için önce geçmişi iyice öğrenmek gerekiyor… Ecdadımızın yaptığı onca iyiliği hazmedemeyen ve Müslümanlığın yayılmasına tahammül edemeyenlerin, geçmişimizi unutturmak ve geleceğe ilerlemek için gerekli olan en önemli bağlardan birini kopartmak amacıyla uydurduğu yalanlara inanmayıp hakikatleri araştırıp öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü bizim geçmişimiz; onların ileri sürdüğü gibi gerici, barbar değil aksine kendi milletlerinin bile hayranlıkla baktığı kıymetli, merhametli, adaletli bir medeniyettir. Destanlara konu olmuş, gücünü İslamiyet gibi kıymetli bir nurla taçlandırmış ve bu kıymetli dinle bütünleşmiş, tamamlanmıştır. Önceleri Selçuklu gibi bir devletle şahane biçimde tarihe geçmiş, daha sonra Osmanlı ile 600 yılı aşkın, tarih sahnesinde adaletle dünyaya hükmetmiştir.

21 yaşında İstanbul’u fethedip Peygamber Efendimizin övgüsüne nail olan Fatih Sultan Mehmed Han gibi bir padişaha sahip olmuştur… Halifelik gibi bir makamın Osmanlıya geçmesini sağlayan Yavuz Sultan Selim Han gibi bir hükümdarla yol almıştır…

Bazı mecralarda yanlış tanıtılsa da nice devlet yöneticilerinin, kapısında yardım beklediği Kanuni Sultan Süleyman Han gibi bir padişah tarafından yönetilmiştir…

Onca haksızlığa, zorluğa rağmen devletin en zor döneminde müthiş bir zekâ ile ülkeyi yöneten Sultan Abdülhamid Han gibi bir padişaha şahitlik etmiştir…

Bu topraklar daha nice padişahlara, komutanlara, askerlere şahit olmuş şehitlerin aziz kanı anaların gözyaşları ile yoğrulmuştur. Ama ne olursa olsun umudunu hiç yitirmemiş daima asil bir “vatan” olarak kalabilmiştir…

Sonuç olarak, bugün kendi vatanımızda özgürce nefes alabiliyorsak yıllar öncesinden bugüne kadar bedel ödeyenler sayesindedir.

Betül Burcu

ŞİİR

İlahi aşka

Hazreti Mevlâna:

“Gel, gel kim olursan ol gel...

Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değil,

Tövbeni bin defa bozmuş olsan yine gel..."

Diye çağırır.

İnsanları yine tevbe etmeye,

Küfürden, şirkten temizlenmeye

Tevhide çağırır,

Onun dergâhı putperestlik dergâhı değil.

İman ile küfür arasındaki çizgiyi

Ortadan kaldırma dergâhı değil.

Onun dergâhı imanı saflaştırma dergâhı.

En çok Allah'ı sevme,

İlahi aşka ulaşma dergâhı.

İnsanın en çok Rabbini sevmesi,

Kalpteki sevginin yaratılış hikmeti...

Yunus Emre demiş ki:

"Yaratılmışı severiz, Yaradan’dan ötürü"

Bu sözün dışındadır, kâfirlerle zalimler...

Kişi ahirette sevdiğiyle beraber...

Allah kişi ile kalbi arasına girer...

Şair Hasan Kaya-Antalya

SAĞLIK OLSUN

Karabasanın muhtemel sebepleri: Stres ve kaygı, uyku eksikliği, uyku düzenindeki bozukluklar, aşırı yorgunluk, düzenli olarak yüzüstü uyuma, Gece uykusunu bölerek uyuma alışkanlığı, alkol ve bazı ilaçların yan etkileri ‘Karabasan neden gelir?’ sorusu, bu durumun anlaşılması açısından önemlidir. Çoğu zaman, psikolojik durumlar ve fiziksel etkenler birbirine bağlı olarak bu deneyimi tetikleyebilir. Özellikle stresli bir hayat tarzı ve uyku eksikliği, karabasana sebep olan başlıca faktörler arasında yer alır. Ayrıca, düzensiz uyku alışkanlıkları da bu sorunun yaşanmasına katkıda bulunabilir. Karabasan hem ruhsal hem de fiziksel sağlığımız üzerinde olumsuz etkilere sebep olabilir. Bu tür deneyimlerin sıklaşması, kişinin genel hayat kalitesini düşürebilir. Dolayısıyla, bu durumu önlemek için uyku ortamının düzenlenmesi, stres yönetimi ve sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Unutulmaması gereken bir diğer önemli nokta ise, karabasan deneyimlerinin çoğunlukla geçici olduğudur. [www.turkiyehastanesi.com]

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

ÖNE ÇIKANLAR