Kaydet
a- | +A

Rahmetli babacığım asker olduğu için herkesin kendisiyle kolay iletişime geçebildiği bir kimse değildi. Duruşundaki heybet bakışlarındaki haşyet ister istemez karşısındakini durdurur mecbur olunmadık hâllerde iletişim kurmaktan vazgeçirirdi... Onunla ancak, onu çok yakından tanıdığınızda rahat konuşabilirdiniz. Ben ise oğluydum ve babamı çok iyi tanıyordum. Babam, o haşyet dolu bakışların arkasında o kadar duygusal o kadar nahif bir insandı ki kelebek gibi hassas bir kalbi vardı...

Bazı günler, iç dünyasında dalgalanıp da durulamayan denizler coşar, dalgaların sahile vurduğu gibi yüreğinden diline dökülürdü şu mısralar:

“Ölmek kaderde var, yaşayıp köhnemek hazin”

Bir çare yok mudur buna ya Rabbe’l alemin?”

Bu mısralar Yahya Kemal söylediği için değil, babam söylediği için bende iz bıraktı. Sonra araştırdığımda öğrendim ki Yahya Kemal de bu iki mısraı ölmeden önce yazmış da kimselere verememiş... Onun son beyti olduğunu söyleyenler var... Adamcağızın ölümünden sonra yastığının altında bulmuşlar çünkü... Gizli bir dua gibi, bir yalvarış, bir iç geçiriş sonra da yürek titreten çaresizliğin gerçeğinde kıvranış gibi...

Koskoca Yahya Kemal bile duygusunu kontrol edemediği gibi izhar da edememiş ki, ara ara duygulandığında bu satırları mırıldanan babam ne yapsın?

Ah öncekiler... Ah yaşarken ellerinden kayıp giden hayatın farkına varan idrak sahibi insanlar... Durdurmaları mümkün olmayan meçhul mukadderatın şuuruyla mükedder olmanın çaresizliği içinde titreyen bir kalbin terennümünü dile getiriyor... İsyan etmeden Allah’a sığınarak... Yoksa onlar da biliyordu elbet Âlemlerin Efendisine, annesi Âmine validemizin Ebva’da vefat ederken dile getirdiği o terennümü: “Eskir yeni olan, ölür yaşayan, / Tükenir çok olan, var mı genç kalan? / Ben de öleceğim, tek farkım şudur: Seni ben doğurdum, şerefim budur. / Geride bıraktım hayırlı evlat, / Gözümü kapadım, içim pek rahat.” Ve elbette ki gelmiş geçmiş insanlar içinde o hayırlı evladın ümmeti olmakla şereflendikleri için teselli buluyorlardı... Hayatı yaşarken anlamak, duygulanmak ve duygularını dile getirebilmek ne güzel değil mi?

Ahmet Çubuk

ŞİİR

Gönül bağı

Kara yazı kalem ile yazılmaz,

Yaradan'ım silmeyince bozulmaz,

Gönül bağı bozuk ise gezilmez

Gönül bağımızı bozmasın Allah,

Yazımızı kara yazmasın Allah.

Yalan dünyada neler geliyor başa,

Her an muhtacız ekmeğe aşa

Yazı yazana sözümüz yok hâşâ,

Gönül bağımızı bozmasın Allah,

Yazımızı kara yazmasın Allah.

Muzaffer Yıldırım

BİTKİLERİN DİLİNDEN

ZERDEÇAL: Biz ona zerdeçal diyoruz dünyadaki bilimsel ismi ise “Curcuma longa” olarak geçiyor. Herkesin birkaç faydasını bildiği bu bitkinin önemli birkaç etkisinden söz edelim mi?..

Çok güçlü bir anti-inflamatuar bitki imiş. İçinde kurkumin maddesi varmış. Bu madde vücuttaki kronik iltihabı azaltmaya yönelik etki edermiş. Eklem iltihabı romatizmal hastalıkların, Alzheimerin kalp hastalıkları gibi birçok rahatsızlığın temelinde yer alıyormuş.

Bu kurkumin beyinde hücre oluşumuna olumlu etki edermiş. Bu sebeple araştırmacılar zerdeçal bitkisini “acaba demans için Alzheimer için de kullanabilir miyiz?” diye araştırma yapmaktaymış... Bunun dışında antioksidan bitki olarak vücutta serbest radikallerin temizlenmesine yardımcı olurmuş. Karaciğeri desteklermiş, safra üretimini çoğaltırmış. Sindirime ve hazımsızlık şikâyetlerine iyi gelirmiş. Hatta bazı araştırmalarda antidepresan özelliği olduğuna da vurgu yapılıyormuş. Sağlığınız için doktorunuza danışın.

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...