O sabah masamda çayımı yudumlarken duvarımda asılı yazıya gözüm takıldı. (Ve zamanla hayaller kaybolurmuş) Bir an daldım ve her şey kayboluverdi ansızın. Yazıdaki gibi, başım dönmeye başladı. Deli sorular beynimde cirit atıyor. Ben o loş ışıkta kör düşüncelerle boğuşuyorum. Ve kelimeler beynimde cenk ediyor sanki! Ama nasıl olur? Olmaz mı?
Karamsarlık, korku ve umut üçgeninde açı hesabı yapmak gibi…
Soru şu: Yapabilecek misin?
Yaparsanız başarı müzenizin nadide köşesinde sergilenen ve gururla anlatılan bir anı, tatlı gülümseme olarak yerini alacak. ‘Ben yaptım’ demenin erişilmez mutluluğu yaşanacak. Belki de hayatınızda bir kez yaşayabileceğiniz bir olayın kahramanı olacaksınız.
Ya yapamazsanız…
Ya da yapmaya cesaretiniz yok ve hiç teşebbüste bulunmazsanız?
İçinizde büyük bir yara olur. Her hatırladığınızda o anı yaşar ve tekrar tekrar başarısızlığı hissedersiniz. Ve bu size öyle bir acı verir ki; nefesiniz kesilir, uykudan uyanırsınız. Öyle ki; uyku haram olur, günler geceler geçmez tekrar tekrar o anı yaşarsınız. Bir karar vermeniz gereken o an gelir ve o bataklıkta ölene kadar her gün öleyazarsınız!..
Ya cesaretinizi toplayıp üstüne gidecek ya da ilk tercihte kalıp bekleyeceksiniz.
Peki riski yok mu bunun? Sizde o güç ve kararlılık var mı?
Olur da hayat size yine izin vermezse o yıkıntının altından kalkabilecek güce sahip misin? Buraya kadar ahkâm kestin diyecek okuyan kişi. Haklı… Ben de böyle bir yazı okusam öyle derdim. Ama… Evet, doğru. Yiğit düştüğü yerden kalkarmış. Ben bir daha denemeye karar verdim.
Vakit yaklaştı. Ve korkuyorum. Ama “Keşke!” demekten ise korkuları umuda dönüşmek, olmazsa da denemiş olurum.
Lütfü Yarar
ŞİİR
Tarumar
Uzun uzadıya yollar biliyorum.
Patikaları denize çıkan…
Sonsuz maviliğin ortasında,
Ellerimde nergis kokusu!
Aklıma gelir çocukluğum,
Bisikletime biner,
Güzel hayallere sürerim.
Hayalin anlamı hevesle olurmuş.
Her şeyin çaresi varmış da,
Hevesin kalmadı mı çaresi yokmuş,
Hatta hayatın bile tadı yokmuş.
Bir gülüşe nice acı gizlenirmiş de,
Bir güneşe aldanınca apansız
Nice fırtınayla tarumar olurmuş içimiz!
Hevesim yok maviliklerden yana,
Bu aralar yeşillere sevdalıyım.
Hevesim yok yaşamaktan yana,
Bu aralar heveslenmeye bile hevessizim.
Tuzlu kokusu yok artık denizin,
Sonu yokmuş her şiirin!
Her kelime doğru değilmiş,
Üstelik her söz sadakat barındırmazmış.
Kuşlar her zaman mutluluktan uçmazmış.
Ve şiirler hep birine yazılmazmış…
Küçük şeylerde saklanan mutluluğu,
Yakalamaktan vazgeçtim artık!
Şimdi geceye aşina kelimelerle samimiyim.
Kıyasıya uzağım herkesten,
İçsel bir mesafe bu, nedeni yok.
Bazen sessizlik en güzel yoldur varabilene!
Bazen her sokağın sonu yoktur anlayabilene!
Körsem,
Sağırsam,
Dilsizsem,
Hatta uzaksam;
Her şeyden ve herkesten!
“Yeşil denizlerde boğulurken,
Mavi göğe sevdalanmışımdır.”
Eski beni özlüyorum, eski neşemi, enerjimi,
İnsanlığa dair
Fevkalade ümidimin yeşerdiği günleri!
Eski beni çok özleyeceksiniz benim gibi,
Polyannacılık bitti!
Zira söylemler değil,
Eylemler çekiyor artık ilgimi,
Ve insanlara inanmak, yüzyılın utancı…
Kübra Can Karaca

