Öğrencilerdeki bazı disiplinsizlik olaylarına değiniyordum. Devam ediyorum...
Ailedeki ekonomik şartların bozukluğu ve eğitim anlayışının yanlışlığı: Yeteri kadar geliri olmayan ve yeterli eğitim almamış ailelerden gelen çocuklar, okula birçok sıkıntıyla gelebilirler. Belki, defter ve kitap alacak paraları yoktur. Belki, yanlış bir eğitimle kazandıkları kötü bir davranışı okulda sürdürmektedir. Öğretmenin bu gibi çocukları anlaması, hoşgörüsünü ve iyileştirici davranışlarını, özellikle bunlardan esirgememesi gerekir.
Kötü arkadaş çevrelerinin etkileri: Çocuğun konuştuğu, görüştüğü kimseler, onun üzerinde büyük etki yapar. Arkadaşlarından kötü bir alışkanlık kazanmışsa, bu alışkanlık, okulda disiplin sorunlarının artmasına yol açar. Bu gibi durumlarda çocukla çok yakından ilgilenmek, gerektiğinde aile ile de iş birliği yaparak, çocuğun çevresini değiştirmek zorunlu bir hâl alır.
Kimi bedensel noksanlıklar: Körlük, topallık, şaşılık, çirkinlik, kısa boyluluk, uzun boyluluk ve hatta zekâ geriliği gibi durumlar, kişiyi, çevresinde kendisini kabul ettirebilmek için, disipline aykırı davranışlara zorlayabilir. Bu, özellikle, bir alandaki eksikliğini başka bir alanda tamamlayamayan aşağılık duygusuna kapılmış öğrencilerde görülebilir.
Öğretmenin kişiliği: Öğretmenin kişiliği, en önemli eğitim etkenidir. Çocuk, gelişirken, onun kişiliğinden birçok parçalar alır. Çocuk, öğretmenin davranışlarından beğendiklerini kendine özümsemeye çalışır. Biz nasıl olursak, genellikle, öğrencilerimiz de öyle olur. Bu nedenle, bir öğretmende iyi davranış özelliklerinin bulunması, çocukları disiplin suçu işlemekten korur.
Disiplin suçu işleyen çocukların, bu suçu niçin işlediklerinin incelenmesi söz konusu olduğu zaman, yukarıdaki etkenleri teker teker dikkate almak gerekir.
Seyfettin Karamızrak-Eğitimci yazar
ŞİİR
Sen İstanbul...
Şiirler, kelamlar sana az gelir,
Her yerinde ecdadımdan iz gelir
Fethindeki atlarından toz gelir,
Şehirlerin şahısın sen İstanbul
Firakınla sisli, puslu güz gelir,
Sen değilsen başka belde yoz gelir,
Görüp giden, çabuk özler tez gelir,
Şehirlerin şahısın sen İstanbul.
Şairlerden sana daim söz gelir,
Âşıklardan ellerinde köz gelir ,
Hüzün gider, lale açar yaz gelir,
Şehirlerin şahısın sen İstanbul
Ayhan Özbek
DUYGU DAMLASI
SOHBET MEDENİYETTİR: Öyle sohbetler, öyle muhabbetler olur ki bazen, çok değerli hatıralar gönül fetheden laflar sessizce kucağa düşer... “İyi ki bir araya gelmişiz” dersiniz o anda. Muhabbet aşkıyla, yıllara şahit olmuş nice duayen ismin hatırasında kalmış unutulmaz nice anı nice sırlar yağmur gibi gönüllere yağar çisil çisil... Gönülden geçenlerle dile dökülenler arasında mest olursunuz dinlediklerinizle... Yakın tarihi yaşayanların ağzından “hatıra” olarak öğrenir, nice marka isimlerin cemaziyülevvelini nice parlak isimlerin karanlık yönlerini fark ederseniz, hayretle ve ibretle... Yapay zekâya sorsanız da bilinemez bulunamaz anılar sohbetlerin muhayyel hafızalarında açılmak için sahibini bekleyen hazineler gibidir. Sohbet gibisi yoktur duayen isimlerle... Yanlarında iken günceli konuşmak yerine sessizce onun gönül kapısını aralayıp hatıralarını paylaşacağı anı beklemek gerekir... Sohbet anlatmak için değil dinleyip öğrenmek içindir... Sohbet gönül yaralarına merhem besleyici krem gibidir... Sohbetinizin bol olması dileğiyle...

