Kaydet
a- | +A

Geçen gün tesadüfen bir video gördüm. Üsküdar'da, mübarek Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri'nin türbesinin önünde hayırsever bir vatandaş iki kutu simit koymuş, hayrına dağıtıyor... Buraya kadar bir sıkıntı yok, biliyorum. Gelin görün ki adamcağız her saniye defalarca "Lütfen herkes birer tane alsın, diğer arkadaşlara da kalsın" diye rica etmesine rağmen; her gelen üçer, dörder, beşer; hatta onar tane alıp âdeta kucağını dolduruyor.

Bu nasıl bir düşüncesizliktir? İnsan hayret ediyor. Hani bu insanlar günlerdir aç bile olsa, başka aç olabilecekleri de düşünmeli ve sadece bir tane almalı değil mi? Bunu söylemeye bile gerek olmamalı. Bizim ecdadımız savaş meydanında son nefesini verirken dahi kırbadaki suyu kardeşine vermeyi tercih etmiş bir millet iken, “bizler hangi ara bu hâle geldik Allah'ım!" demekten kendimi alamadım.

Üstelik bu kapıya gelenler sıradan insanlar olmasa gerek. Bu mübarek kapıda bunu yapan yetişkinler, arka sokaklarda gençlerin yaptıklarını kınamamalı...

Bizler neden bir türlü eğitimi, dürüstlüğü ve doğruluğu içselleştiremiyoruz? Acaba hayatımız bir vitrin misali sürekli gösterişten ibaret olduğu için mi? Samimiyetimiz, görüşümüz ve nezaketimiz sahte olduğu için mi? Acaba... Bilemiyorum. Ama bildiğim tek bir şey var ki: İyi insan olmak; özenle kesilmiş, biçilmiş ve dikilmiş bir elbise misali, sadece onu taşıyabilenlere yakışıyor; diğerlerinde ise eğreti duruyor.

Her hâlimizle bizleri duyan, işiten ve bilen bir Yaratıcının varlığını bile bile, paylaşmanın ve yüce gönüllülüğün ne denli erdemli olduğunu bize her seferinde söyleyen kıymetli Yunus Emrelerimiz, Hazreti Mevlânalarımız ve Sevgili Peygamberimizin örnek hayatları bize ışık tutarken; bu karanlık zihniyetten "İki tane daha fazla alayım" açgözlülüğünün karanlığından ne zaman sıyrılabileceğiz? Ne zaman her şartta doğru ve dürüst davranmaya başlayabileceğiz acaba?

"Düşmanlarından ziyade arzularını alt edenleri daha cesur sayarım; çünkü en zor zafer, kendine karşı alınandır."

Rumuz: Çoban Yıldızı

ŞİİR

Bayram

Vuslatı Canandan, hasreti Sultana, düştüğümüz gündür bugün.

Gözlerde yaşları, gönülde hicranı, döktüğümüz gündür bugün.

Canları, Canana, bin yıldır kurban ettiğimiz gündür bugün.

Merdane davayı, meydana çıkarak, diktiğimiz gündür bugün.

İhlasla cemolup, edeple dergâha girdiğimiz gündür bugün.

Rıza-i İlahi için, canları aşk için verdiğimiz gündür bugün.

Erenler yoluna, aklımızı yere serdiğimiz gündür bugün.

Huzura, hizmetle, izinle, gönülden, geldiğimiz gündür bugün.

Acizim, kapında, kurbanlar keserek, güldüğümüz gündür bugün.

Sultanım, katında, edeple susarak, öldüğümüz gündür bugün.

Efendim, yanında, emire amade olduğumuz gündür bugün.

Anladım, uzakta yakında olsak da, aşkta bayramdır bugün.

Aciz Sultan-Abdurrahman Gök

KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST

(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)

Din büyüklerimiz buyurdular ki: "Bu kalp iki türlü temizlenir. Birincisi, ibadetlerdir. İkincisi, sohbettir. Kalp bir defada temizlenmezse de devamlı olunca temizlenir. Size hocanızı hatırlatacak arkadaşlarla beraber olursanız, hocanızın yazdığı eserleri okursanız, o zaman o satırların arasında hocanızla beraber olacaksınız, hocanızın kalbiyle irtibat kuracaksınız ve onunla hem dünyada ve hem de ahirette hep beraber olacaksınız. Allahü teâlâ cevheri çöplüğe koymaz. Eğer kalbiniz Rabbimiz tarafından seçilmeseydi bu büyükleri tanımak nasip olmazdı.”

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...