Öğrenci-aile ve öğretmen arasındaki iletişimin nasıl olması noktasında bazı hususlara değinmiştim. Şimdi de okulda başarının ana etkeni olan Algılama Sistemlerine göre “Öğrenme Stillerini” bilmenin üzerinde durmaya çalışacağım.
Başarı karşılıklı anlayış ve gayretin ürünüdür. Öğretmenlerimiz öncelikle bilgi vermeden önce öğrencisini tanımalıdır.
Öncelikle öğretmenlerimizin algılama sistemlerinin neler olduğu ve özellikleri hususunda bilgilendirilmeleri gerekmektedir. Daha sonra yatkın oldukları algılama sistemleri “yetişkin testi” ile belirlenir. Daha sonra her sınıfın öğretmeni veya rehber öğretmenler vasıtasıyla öğrencilere “öğrenci testi” uygulanır. Artık her öğretmen ile öğrencinin algılama sistemleri belirlenmiş olur.
Öğretmenler not defterlerine hangi öğrencinin hangi algılama sistemine ait olduğunu not edecek böylece “güçlü” ve “zayıf” yanlarını bilecek o öğrencisi ile o yönde iletişime geçecektir.
Öğrenme stili en kısa tanımıyla, her bireyin öğrenirken kullandığı kendine özgü yoldur. Öğrenme stilleri ile zekâ arasında doğrudan bir bağlantı yoktur. Her insanın öğrenme stillerinden yalnız birine sahip olması gerekmez. Çoğunlukla biri ağırlıklıdır, ancak birden fazla öğrenme stiline sahip olunabilir.
Öğretmen olan komşum bu öğrenme stilleri tekniğini öğrenir ve o yıl öğrencilerini daha iyi anladığını aynı şekilde öğrencilerinin de kendisine daha iyi davrandığını söylemiş. Şu öğrencim “beni niye anlamıyor bilerek mi bana ters davranıyor diye düşündüğüm o öğrenciyi eleştirirdim” diyor oysa bu tekniği öğrenince algılama sistemlerimizin tam ters yönde olduğunu anladım. "Onun algılama sisteminin güçlü yanlarını uygulayarak iletişimimizi olumluya çevirdik” demiştir.
Çok kısaca bahsettiğim “öğrenme stilleri” tekniği okullarımızda uygulandığı takdirde başarı kendiliğinden gelecek uyumlu ve huzurlu bir eğitim-öğretim sağlanmış olacaktır.
Nurettin Bozan-Eskişehir
ŞİİR
Sen mevsimi
Gözlerimde gül yüzün
Dudağımda ismin
Kulağımda sesin
Kalbimde bitmeyen sevgin
Girmişsin damarlarıma
Benimle dolaşıyorsun
Yediğim yemekte sen
İçtiğim suda sen
Soluduğum havada sen
Okuduğum kitapta sen
Kalemimde sen
Şiirimde sen
Öykümde sen
Sen... Sen... Sen
Arı kovanına girmiş gibiyim
Beynimde milyonlarca sen
Vızıldayıp duruyor
Mevsimleri günleri
Artık önemsemiyorum
Gündüzümde sen
Gecemde sen
Dünümde sen
Günümde sen
Allah nasip ederse
Yarınımda yine sen olacaksın
Ben hep,
Sen mevsiminde yaşıyorum
Nöbetçi şair (Şahin Ertürk)
DUYGU DAMLASI
MANGAL KADAR: Hani siz de okumuşsunuzdur. Diyordu ki bir mütefekkirimiz: “Eskiden insanlarda mangal kadar yürek vardı. Şimdiki insanların çoğunda mangal kadar nefis var.” Yani yürekler birer nefis abidesine dönmüş de kendilerinin bile haberi yok. Herkese tevazu üzerine öğüt veren, bununla ilgili anılar paylaşan, sözlerinde nezaket içerikli cümleler bulunan ve benzeri paylaşımları yapan nice kimse kendisiyle ilgili ufak bir sürprizle karılaştığında nedir ne değildir niye böyle olmuştur, bir sebebi var mıdır; hiç araştırıp sormaya gerek duymadan, hiç hüsnüzan etmeden “bu neden böyle oldu?”, “bu nasıl böyle olur?” gibi tepkilerle geri bildirimde bulunuverir. Teşekkür etmesi gereken nice icraat için bir teşekkürü çok görmüşken hoşuna gitmeyen bir duruma anında tepkisini gösterir.

