Kaydet
a- | +A

Ben kendimi ihtiyar delikanlı sayıyorum çünkü yetmiş iki yaşıma gelsem de şükür elim ayağım tutuyor, ekmeğimi almaya kendim gidebiliyorum. Kasabanın az yukarısındaki köyümde bağımda bahçemde oyalanabiliyorum. Daha ne olsun... Lakin şahit olduğum bir şeyi de gençliğimden beri okuduğum bu gazetemde sizinle paylaşmak istedim...

Aşağı yukarı kırk yıldan beri ilçemizdeki esnafı tüccarı zahirecisini vb. tanırım... O seksenli yıllarda hani terennüm eder mısralar gibi “ben ağayım ben paşayım” diyenler var ya... Hani burnundan kıl aldırmayanlar, fırtınalı bir iş hayatı yaşayıp her yerde öne çıkanlar, paraya para demeyenler, güce güç demeyenler... Herkes çevresinde böyle tipleri bilir... Ölenlere Allah rahmet eylesin... Kalanları görüyorum da çarşıyı dolaşırken inanın hepsini demeyeyim ama hepsine yakını diyeyim; kimselerin yüzüne bakmadığı, yolda gördüğünde adam yerine koymadığı, elinde avucunda kalmadığı için perişanlığı iliklerine kadar yaşayan zelil ve hakir durumdaydılar... O fırtınalı hava bir kasırga gibi geçmiş geride tarumar edilmiş yıpranmış erimiş bitmiş bir enkaz bırakmıştı âdeta...

Bir de o zamanlarda bile kazancında kanaatkâr, insanlara ihsankâr, eskilerin söylemiyle “haza beyefendi” olan kimseler vardı... Onların da yaşlı hâline rastlıyordum. İnanın onların da hepsi yaşlanmıştı... Ama hepsinin yüzünde bir sevimlilik vardı... Yolda görenler hâl hatır soruyordu, gençler hürmet ediyordu...

Şehre ilk oto lastikçisini getiren bir sanayici vardı mesela... Yaşlanmıştı o sevimli hâliyle “tahta çivi tutmuyor artık gacırıyor” derdi ihtiyarlığını dile getirirken... Ama herkese o kadar iyiliği olmuştu ki herkes onu ilk günkü gibi sevip sayıyordu...

Gel de düşünme şimdi... “İnsan ne ederse kendine eder” dedikleri bu olsa gerek...

Fahri Bıldırcın

ŞİİR

Pırlanta

(Pir Hüseyin'imizin aziz hatırasına)

Şöyle otur da karşıma,

Söyleşelim iki kelam.

Firak indirdin çarşıma,

Mevt-i meleğine selam.

Kokun gelir burcu burcu,

Bu dert kaç yiğidin harcı,

Dünyamdaki hercümerci,

Nerden bilsin ki el âlem?

Taşa söylerim derdimi,

Taş böyle bir dert gördü mü,

Toprağa saldım virdimi,

El oldu soyum, sülalem.

El üstünde gitsin salım,

Hakka âyandır her hâlim,

Bak bize de geldi ölüm,

Pir Hüseyin gördü âlem.

Mustafa Özkahraman

SAĞLIK OLSUN

Vücudu Temizleyen, Enerjiyi Yenileyen Destek Sağlık Ozon Tedavisi: Günlük hayatın temposu, stres, çevre kirliliği ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları vücudumuzun doğal dengesini bozabiliyor. Son yıllarda tıbbın destekleyici alanlarında sıkça duyduğumuz ozon terapisi, tam da bu noktada devreye giriyor. Oksijenin güçlü bir formu olan ozon, doğru doz ve yöntemle uygulandığında hücreleri âdeta yeniden canlandırıyor; bağışıklık sistemini destekliyor, dolaşımı artırıyor ve vücudu toksinlerden arındırıyor. Güncel tıp uygulamalarında tamamlayıcı bir yöntem olarak kullanılan ozon terapisi, kronik yorgunluktan dolaşım bozukluklarına, cilt yenilenmesinden kas-eklem ağrılarına kadar geniş bir alanda yardımcı tedavi olarak tercih ediliyor. Kısacası, ozon terapisi; vücudun kendi iyileşme gücünü harekete geçiren doğal bir destek olarak günümüzde giderek daha fazla ilgi görüyor. [www.turkiyehastanesi.com]

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

ÖNE ÇIKANLAR