O zaman değişir dünyanın seyri...
Evet gündemde birçok kötü hadiseler olabilir. Evet yaşadığımız çağda birçok ahlaksızlık yayılmış olabilir. Evet insanlık insanlıktan çıkmış, sokaklar tehlikeli olabilir.
Evet bir anne olarak ben de çok endişeliyim. Ben de anne hissiyatım ile evladımı bazen sarıp sarmalayıp, her şeyden saklamak içimden geliyor olabilir.
Fakat biz bu gidişatın aurasından çıkmadıkça kendimize nasıl faydamız olabilir? Gündemi takip etmek, kötü hadiseleri takip etmek bizim ne işimize yarayabilir? Ancak içimizdeki endişe sarmalını büyütmüş oluruz.
Sosyal medya, haberler sürekli bu endişemizi büyütüyor. Ben hiç haber seyretmiyorum, daha doğrusu televizyon. Gazetede kötü hadise kısımlarını es geçiyorum. Ruhsal dengemi koruyorum ki, kendime ve evladıma enerjim ve metanetim kalsın. Ancak böyle kötü ye karşı kendini ve evladımı koruyabilirim.
Tam tersi olursa, gün boyu telefon, televizyon, kötü haber ve hadise bombardımanına maruz kalırsam ne kendime ve de evladıma psikolojik sağılığım kalır. En önemlisi biz Allahü teâlâya iman etmiş insanlarız. Dua edip, tevekkül ediyoruz.
Biliyorum koca dişli canavarların arasında bu masum yavrularımızı görmek bizi korkutuyor.
Ne yapalım ahir zamanda olmak böyle bir şey. Güzel bir avuç, kötülük ise sel gibi...
O hâlde yapmamız gereken nedir? Bizler kalbinde güzeli taşıyan insanlar, güzeli yaymaya, güzeli dillendirmeye devam edeceğiz.
Yavrularımızın kalbine de bu güzellik tohumunu ekip usanmadan, sabırla sulayacağız. İçimizde kötü hadiselerin dallanıp budaklanmasına izin vermeyeceğiz. Gündemin bizi etkilemesine olumsuzluğa çekmesine müsaade etmeyeceğiz.
Biz güzel bir yolun yolcusuyuz, güzeli büyütüp güzeli yaymakla görevliyiz. Neyi dillendirirsek o dünyamız olur. Varsın dünya kötü gündemi ile uğraşadursun, biz bir avuç insan evladımıza ektiğimiz tohumu sulamakla geçsin ömrümüz...
Amine Kübra Salar
ŞİİR
Başıboş!..
Başkasıyla karışık kendisiyle barışık,
Isırır dürümünü tutmaz çatal ve kaşık.
Ninesi der ki ona eskiden böyle miydik?
Ne bulsak doyururduk mideyi yavan yaşık.
Şimdi mutfak demode, otel misali evler,
İndir programları, tıkla gelsin yemekler,
Aç bitir türü hepsi, etraf karton mukavva,
Kâğıt nedir deseniz ambalaj diyecekler...
Okuma yok, yazma yok izleriz sade ekran
Herkesin aradığı korku, merak heyecan
Paylaşıyoruz hemen beğenirsek birini
Eş dost hısım akraba arkadaş yâren akran.
Gün boyunca izlesek bıkıp usanmıyoruz,
Koca bir gün geçse de üzülüp yanmıyoruz.
Gün sonunda akılda ne kaldı diye sorsak,
Sıfıra sıfır desek yine de akıllanmıyoruz...
Şimdi Necip Fazıl’ın sözleriyle örtüştük
O gün “Başıboş” yazan şiirine gülmüştük...
“Allah’ım sen acı bu saf millete” derdi,
“Akşam yatar, sabah kalkar boşıboş”a denk düştük.
Akif İnan İzgördü
UNUTULMAZ KELİMELER
MEVZUBAHİS: 1. Söz konusu. 2. Adından söz edilen.
EMRİVAKİ: Oldubitti. Emrivaki yapmak: Oldubittiye getirmek.
TEŞEBBÜS: Girişim, girişme.
MÜZAKERE: 1. Bir konuyla ilgili fikir alışverişinde bulunma; oylaşma. 2. Etüt.
MÜZEKKERE: 1. Bir iş için herhangi bir üst makama yazılan yazı. 2. (Hukukta) Yargılama makamının, bir kararın yerine getirilmesi konusunda belli bir makama yazdığı yazı.
MEVZUBAHİS: 1. Söz konusu 2. Adından söz edilen.
BASİRET: Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş; sağgörü, vizyon.
FERASET: 1. Anlayış 2. Zekâ.
KEFALET: Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu; kefillik.

