Teknoloji hayatımıza girdi gireli, birçok şeyi kolaylaştırdı. İletişimi hızlandırdı, mesafeleri kısalttı, bilgiye erişimi artırdı. Fakat bu kolaylıkların bedeli olarak farkında olmadan bazı sınırlarımızı da geride bıraktık. Bunların başında mahremiyet geliyor.
Bugün özellikle gençler için sosyal medya, sadece vakit geçirilen bir alan değil. Hayatın kendisi orada yaşanıyor. Nerede olunduğu ne yapıldığı ne hissedildiği anında paylaşılabiliyor. Bir bakıma yaşamak, paylaşmakla eş anlamlı hâle geldi. Paylaşılmayan anlar eksik, görünmeyen duygular değersiz sayılıyor.
Oysa mahremiyet, insanın kendisiyle kurduğu en temel bağlardan biridir. Her şeyin herkes tarafından bilinmesi gerekmez. Her duygu, her düşünce, her an kamusal alana ait değildir. Ancak dijital dünyada bu ayrım giderek silikleşiyor. Beğenilme isteği, geri planda kalma korkusu ve kabul görme arzusu, gençleri çoğu zaman istemedikleri bir açıklığa sürüklüyor.
Burada dikkat çekici olan şu: Gençler mahremiyetin önemini bilmiyor değiller. Aksine, çoğu bunun farkında. Ama bilmek yetmiyor. Dijital ortamın hızı, anlık etkileşim ve alışkanlıklar, bu bilinci çoğu zaman devre dışı bırakıyor. Paylaşım yapıldıktan sonra düşünülüyor; düşünmek içinse artık geç oluyor.
Unutmamak gerekir ki dijital dünya hafızasız değil. Bugün masum görünen bir paylaşım, yarın farklı bir anlam kazanabiliyor. İnternete düşen bir görüntü, söylenen bir söz, yazılan bir cümle silinmiyor. İnsan değişiyor, büyüyor, olgunlaşıyor; ama dijital kayıtlar yerinde duruyor.
Toplumsal olarak da yeni bir alışkanlıkla yüz yüzeyiz. Görünür olanın değerli, geri çekilenin önemsiz sayıldığı bir anlayış giderek yaygınlaşıyor. Oysa insan, sadece anlattıklarıyla değil, anlatmadıklarıyla da kendisi olur. Her şeyin sergilendiği bir dünyada, korunabilen alanlar insanı ayakta tutar.
Selman Devecioğlu
ŞİİR
Dua
Afat-ı ihtirastan, gürûh-ı muhteristen,
Hiç latif kâr olmayan, her türlü kötü histen.
Gönlümüzü karartan, kör eden pus ve isten,
Hep sana sığınırız, berî eyle ya Rabbî.
Her an sû-i niyetten, her gün kayb-ı izzetten,
Hiç sevimli olmayan, mutlaka ki hasetten.
Yaşa, başa bakmadan, zarar veren şiddetten,
Hep sana sığınırız, berî eyle ya Rabbî.
Sevdiğin kullarına, yapılmayan hizmetten
Kutlu velilerinden, alınmayan hikmetten
Habib-i Kibriya’ya duyulmayan hürmetten
Hep sana sığınırız, berî eyle ya Rabbî.
Ayhan Özbek/Eğitimci-Yazar
BİTKİLERİN DİLİNDEN
MEYVE ve SEBZELER: Sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmek insan sağlığı için en uygun olandır. C vitamini deposu olan aynı zamanda antioksidan özelliği bulunan ve bolca lif içeren meyvelerimiz bu ay tezgâhlarda bolca yer almaktadır... Bunlardan portakal, mandalina, -dört mevsim yenilebilen- elma, armut -ki kış armutları çok meşhurdur- sarı sarı ekmek ayvaları, yerli muz, limon gibi meyveler bu mevsimde vücudun arzuladığı ve vücuda uyum sağlayan meyvelerdendir. Yine şubat içerisinde pırasa, ıspanak kereviz, lahana, pancar, havuç, pazı, turp vb. yeşillik olarak da taze marul, roka, maydanoz, nane, tere vb. bolca tüketebileceğimiz sebzelerdendir...

