Karşılaştığımız “durum”lar karşısında benliğimizin ve sinirsel fizyolojik durumumuzu anlatmaya bugün de devam ediyorum.
Bütün davranışlarımız, içinde bulunduğumuz durumun bir durumun sonucuysa; becerikli durumdayken beceriksiz duruma göre çok farklı iletişim ve davranışlarda bulunabiliriz.
İçinde bulunduğumuz durumu ne oluşturmaktadır? Mesela eve söz verdiğinden geç geldiğinde eşinize nasıl davranmaktasınız? Sevdiğiniz insanın dönüşündeki davranış şekliniz, büyük ölçüde içinde bulunduğunuz duruma ve gecikmeyle ilgili olarak, zihninizde temsil ettiğiniz nedene bağlı olacaktır.
İlgilendiğiniz kişinin bir kaza geçirdiğini, feci bir şekilde öldüğünü, ya da hastaneye kaldırıldığını saatlerce kendi kendinize düşünürken, kapıdan girerken sağ görmenin sevinciyle ya da ne olduğunu sorarak ona sarılabilirsiniz. Bu davranışlar durumdan kaynaklanır.
Bununla birlikte sevdiğiniz insanı sevmediğiniz görüntüler içinde gördüğünüzde ya da kendi kendimize sevdiğimizin bize ilgi göstermediğini ve hislerimize önem vermediğini beynimizde tekrarladığımızda, onunla karşılaşırken içinde bulunduğunuz durumun gereği olarak çok farklı bir şekilde karşılarız. Çünkü kendi kendimize kendimizi etkilemişizdir.
Temsilimizi etkileyen önemli bir faktör daha vardır. O da fizyolojimizin durumu ve onu kullanma şeklimizdir. Kaslarımızın gerilimi, yediklerimiz, nefes alışımız, duruşumuz, genel olarak biyokimyasal işlevimizin düzeyi üzerinde, durumuzun çok büyük etkisi vardır.
Durumu değiştirmek, iç temsil ve fizyolojiyi de değiştirmek demektir. İçinde bulunduğunuz fizyolojik durum, temsil şeklinizi ve dünya ile ilgili deneyiminizi gerçekten değiştirecektir. İçinde bulunduğumuz durumu oluşturmak için iç temsil ve fizyoloji birbiriyle sürekli etkileşim içindedir. İçinde bulunduğumuz durum da davranışlarımızın tipini belirler. Bu nedenle iç temsilimizi ve fizyolojimizi kontrol etmeli ve bilinçli bir şekilde yönlendirmeliyiz.
Nurettin Bozan-Eskişehir
ŞİİR
Gülüme
Yediveren solmaz gülüm
Senle geçti benim ömrüm
Güleç yüzlüm kahve gözlüm
Senle geçti benim ömrüm
Her günümde yanımdaydın
Var günümde yanımdaydın
Zor günümde yanımdaydın
Senle geçti benim ömrüm
Yoklukları göğüsledik
Bir kez olsun dövüşmedik
Hasret ile görüşmedik
Senle geçti benim ömrüm.
Nöbetçi der; dünüm günüm
Mutluluğa dönük yönüm
Eldir başkasına gönlüm
Senle geçti benim ömrüm
Nöbetçi Şair (Şahin Ertürk)
KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST
(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)
Din büyüklerimiz buyurdular ki: "Mektûbâtta bir cümle çok geçiyor. İmâm-ı Rabbani Hazretleri (kuddise sirruh) buyuruyor ki: Gençlik günlerinizi, sıhhatli günlerinizi, elinize geçen boş zamanlarınızı çok iyi değerlendirin. Çünki onlar bir daha elinize geçmez...
İnternet denilen nesne, bilgisayar denilen nesne, zaman yiyen kurttur. Bir daldın mı, vaktin gitti demektir. Hebâen mensûra. Yani boşa gitti. Peki, ne yapmak lazım? Mümkün olduğu kadar, on dakika da olsa, bir saat de olsa, bir mümin kardeşin, arkadaşın yanına gitmeli. Bir bahaneyle mutlaka bir araya gelmelidir. Çünkü onun çok faydaları vardır.”

