Hayatımıza bir şekilde girmiş olanların, iyi-kötü anı, zamanı paylaştığımız insanların, tabut içinde, dört omuz üstünde kabristana uğurlanmaları, üzüntüyle beraber beni hep düşündürmüştür. Ayrılık, üzüntü, hasret, pişmanlık… Tüm bu duygular beraber yaşanır ölüm hâlinde. Hayatımızın içindeyken fark edemediğimiz, ölümüyle sarsıldığımız insanlar…
Önce yazarlar buluşmasında, sonrasında Manisa Fotoğraf Derneği’nin düzenlediği fotoğraf gezilerinde, konferanslarda çok yerde kesişti yolumuz Gürbüz Hocayla.
Nahif, kendi hâlinde, kimseye zararı olmayan, bilgili, tecrübeli, devamlı bir şeyler üretmeye çalışan bir adamdı. Yıllarca öğretmenlik yapıp öğrencileri aydınlattıktan sonra gazetelerde yazdığı köşe yazılarıyla ışık saçan bir ilim insanıydı
Zihnimi yokluyorum. En son şiir kitabımı çıkardığım zamanlar ziyaretime geldiğinde kitabımı imzalamıştım. İş yerimde oturup çay içmiş yazı üzerine konuşma yapmıştık. Son görüşmemiz olacağını nereden bilebilirdim?
“Hocam maşallah, yazmaya devam ediyorsunuz?” dediğimde “Yazıyoruz ama kim okuyor?” diye hayıflanmıştı. Yazı insanlarının en çok yakındıkları noktadır okunmamak. Hele sosyal medyanın ve internet çağının insanların beyinlerini rehin aldığı bu zamanda, yazmaktan ve okumaktan bahsetmek ne kadar güç.
Şöyle maziyi bir taradım zihnimde. Bursa’ya bağlı Gölyazı’da bir tekne turu yapmıştık Gürbüz Hocayla, bir fotoğraf gezisinde. Yine kitaplardan, yazılardan, fotoğraflardan bahsetmiştik. Yaşına rağmen ondaki azme hayran kalırdım. Biz yorulurduk ama o yorulmak nedir bilmezdi.
3 Şubat Salı akşamı, sosyal medyada gezinirken, Gürbüz Hocamın Facebook hesabında gördüğüm paylaşımla sarsıldım. Rabbim rahmet eylesin. O an anlıyorsunuz hayatın, dünyanın, her şeyin boş olduğunu. Ve dostlarımıza, sevdiklerimize daha çok değer vererek zaman ayırmamız gerektiğini de...
Sağlıcakla kalın.
İsmail Aybey-Manisa
ŞİİR
Coşku
Sevgi kalbe girince, ağız ıslık çalıyor
Hasret ağır gelince, ağız ıslık çalıyor
Gözler mahzun bakarsa, ciğerlerin yanarsa
Korkuların artarsa, ağız ıslık çalıyor
Mazi baskı yapınca, uykuların kaçınca
Resimlere bakınca, ağız ıslık çalıyor
Yaz gününde sıcakta, kış gününde ayazda
Eylül ekim kasımda, ağız ıslık çalıyor
Rüzgârın sesi ne ki, kasırga sesi sanki,
Bir tufan sesi belki, ağız ıslık çalıyor.
Beyin dolu olursa, umutların donarsa,
Nöbetçi de coşarsa, ağız ıslık çalıyor
Nöbetçi şair- (Şahin Ertürk)
BİTKİLERİN DİLİ
Şubat sebzelerinden bazıları: Lahana: Lifli sebze olduğu için sindirimi destekler. C vitamini ve antioksidan özelliği bağışıklığı güçlendirir. Kış mevsiminde hastalıklara karşı en tavsiye edilen sebzelerdendir. Karnabahar: Bu da antioksidan bakımından hayli zengindir. Tamam kalorisi biraz düşüktür ama kemik sağlığına çok faydası vardır. Bağışıklığı da güçlendirir... Ispanak: Bildik demir vitaminin yanında A ve C vitamini deposudur. Kansızlığa iyi gelir. Göze iyi gelir vücuda enerji verir... Pırasa: Tam bir kalp ve mide dostu sebzedir. Potasyum vardır. Bağırsakların süpürgesidir derler. Sindirimi kolaylaştırır ayrıca A ve C vitamini de bolca bulunur. Kereviz: Kerevizin hem detoks etkisi vardır hem kereviz iltihap önleyici olarak bilinir, kalorisi de düşük bir sebzedir... Havuç: Çok iyi bir A vitamini kaynağıdır. Havuç göz ve cilt için çok faydalı bir sebzedir. Tabii ki bağışıklığı güçlendirir. Sağlığınız için doktorunuza danışınız...

