Kaydet
a- | +A

İnsan... Duyguları olan, aklı olan, fikri olan insan. Soğuktan, sıcaktan etkilenen, sevinen, öfkelenen, üzülen, seven, sevilen insan. Düşünen, arzu eden, hayal eden, ideali olan, insan.

Hastalanan, yaralanan, musibetlere uğrayan, sele kapılan, depremde evi yıkılan, yakınlarını kaybeden, ağlayan, haykıran, insan.

Her şey küçük doğar. Küçüğü sevimlidir. Yılan istisna. Sonra büyür. Büyüdükçe, benliği de kuvvetlenen ve kendinden menkul hâle gelen insan.

Bir şey büyük doğar. Üzüntü. Sıkıntı. Elem. Zaman içinde, unutan, uyutan ve dertlerini küçülten insan… Bir de eleme kendini kaptıran, aklını kaptıran ve dengesini yitiren insan.

Artık bittim diyerek, umudunu yitiren insan…

Tam bu aşamada elinden tutan bir el, gözlerine bakan bir göz, duymak istediğin bir söz, umudunu yitirme. Allah bize kâfidir diyen insan…

Dönüp baktığınızda, tanıdığınız veya tanımadığınız biri karşınızda. Gözlerinde sevgi. Dilinde bal. Elleri sıcacık. Babacan bir tavırla, bir abi gibi, bir abla gibi, bir anne gibi, bir baba gibi, kâmil bir insan gibi diyor ki, "la tahzen." Üzülme. Allah bizimledir.

Bittim dediğiniz anda, hayattasın, bitmedin diyerek, teselli veren insan.

Yumuşak bir ses tonu, misallerle anlatılan anekdotlar, hikmetli sözler, kelam-ı kibarlar. Doyamazsın. Unutamazsın. Bir çay içer misin dediğinde, hayır diyemezsin. Çayları yudumlarken, sözlerine kulak verirsin. Dinledikçe mest eden insan…

Evimi kaybettim, ben onu ne emeklerle ne çilelerle yapmıştım. Her taşında terim vardı, her kumunda elim. Baktıkça her bir odasına, yaşanan hatıralarım. Hepsi gitti. Bitti.

Bir gün sen onu terk edecektin değil mi? Şimdi o seni terk etti. Ne fark eder, zaten ayrılacaktınız. Sen onu terk ettiğinde, o kimlerin eline kalacaktı, bilinmez. Kimlere yâr olacaktı, tahmin edemezsin. Belki de sevmediklerinin olacaktı, hayır diyemezsin. Üstelik hesabını da sen verecektin. Şimdi sen onu terk ettin. Sen yaşıyorsun. Nefes alıyorsun. Su içiyorsun. Belki daha iyisini yapacak fırsatın olacak. Bilinmez değil mi?

     Ahmet Fehim-Hukukçu Yazar

ŞİİR

     GÖRMEDİM

Kendisi dört dörtlük yaşıyor güya

Ama kendisinde ahlak görmedim.

Kâbusa dönüşmüş en güzel rüya

Haklıyı gösteren parmak görmedim.

Garibin genelde işi rast gitmez

En soğuk günlerde bacası tütmez

Çoluğun çocuğun dertleri bitmez

Fakiri bağrına sarmak, görmedim.

Kötünün özünde cehalet gördüm    

Yoksulun yanında sefalet gördüm                                                                   

Dertlinin başında felaket gördüm

Yetimin elinde kaymak görmedim.

Tembellik insanın üstünde bir yük

Miskinlik toplumun sırtında höyük

Hayatın zorluğu büyük mü büyük,

Yerinde sayanı parlak görmedim.

Kadir Fidan der ki, dökülsün terim

Savrulsun üstümden bütün kederim

Didinmek yorulmak bir tek hünerim

Çalışanı yalın ayak görmedim.                                                                                                    

     Kadir Fidan-Dağların Şairi

UNUTULMAZ ESERLER

SAHÎH-İ BUHÂRÎ: Câmi-us-Sahîh: Kur’ân-ı kerîmden sonra dünyanın en kıymetli kitabı olan Sahîh-i Buhârî adıyla meşhur olan hadis kitabını yazan büyük hadis âlimi Muhammed bin İsmâil’dir. Künyesi Ebû Abdullah’tır. Bu en büyük ve en meşhur eseridir. Sahîh-i Buhârî ismiyle de tanınır. İslâm âlimleri söz birliğiyle;  "Kur’ân-ı kerîmden sonra en sahih kitap Sahîh-i Buhârî’dir" buyurmuşlardır.

İmâm-ı Buhârî bu kitabı Mescid-i Harâm’da yazdı. Bu eserini nasıl yazdığını kendisi şöyle anlatmıştır: "Câmi-us-Sahîh kitâbını, 600.000 hadîs-i şerîf arasından seçtim. Her hadîs-i şerîfi kitaba koymadan önce gusledip iki rekât namaz kılıp, istihâre yaptım. Ondan sonra hadîs-i şerîfi kitaba koydum. Bunları yapmadan hiçbir hadisi yazmadım. 7275 hadîs-i şerîf olan bu kitabı on altı yılda tamamladım." 

Kütüb-ü Sitte adı verilen altı sahih hadis kitabının en başta geleni olan Sahîh-i Buhârî’nin, Ali el-Yünûnî tarafından el yazmasıyla çoğaltılan metni muteber olmuştur. Bu nüshanın aslı Kâhire’de Akboğa Medresesi Kütüphanesindedir.