Bir dost meclisinde veya bir çay sohbetinde laf ne zaman yazarlıktan açılsa, soru genelde hep aynı noktaya kilitlenir:
"Bu işten iyi kazanıyor musun?"
Toplumda yazarlığı sadece bir kazanç kapısı, kitabı ise rafa konup satılan ticari bir nesne gibi gören bir yaklaşım var. Oysa Türkiye şartlarında bu işin getirisinin ne olduğu ortada. Sırf maddiyat için, popüler kültürün rüzgârıyla bu işe girenler elbette var; fakat hakiki manada kaleme sarılan bir yazar için mesele hiçbir zaman sadece para olmamıştır.
Çünkü mevcut şartlarda yazarlık, insanı maddi olarak bir yere taşımaya yetmez.
Kalemi eline alan bir yazarın asıl beklentisi bambaşkadır:
Eserinin nitelikli bir kitleye ulaşması, yazdıklarının bir karşılık bulması ve ortaya koyduğu emeğin fark edilmesidir. Yazar görülmek ister, emeğinin bir değeri olduğunu hissetmek ister.
Yazarın asıl derdi anlaşılmaktır...
Yazarın esas arzusu, kaleminden dökülen her satırın okuyanın zihninde yer bulmasıdır. Duygularının ve düşüncelerinin okuyan tarafından anlaşılmasıdır. Bir yazarın okuyucu tarafından takdir edilmesi yazara en tatlı armağandır. Anlaşılmak ve takdir edilmek arzusu, yazarın yalnızlığını hafifletir. Yazmaya moral ve motivasyon oluşturur.
Elbette harcanan zamanın, dökülen alın terinin bir karşılığı olsun istenir; bu gayet doğaldır. Ancak buradaki temel arayış ticari bir hırs değil, takdir edilme arzusudur.
Tam da bu yüzden, devletin ve kültür kurumlarının yazara değer vermesi, onun emeğini görünür kılması bir yazar için son derece kıymetlidir.
Kurumsal düzeyde gösterilen bu saygı ve değer, yazara emeğinin karşılıksız kalmadığını hissettirir.
Günün sonunda meselenin özü şudur: Yazarlık bir ticaret hesabı değil, bir iz bırakma çabasıdır. Ve o izin fark edilmesi, bir yazar için en büyük karşılıktır.
Amine Kübra Salar
ŞİİR
Her insan kuldur
Uzaktaki en yakın, çığlıktaki sessizlik
Yârenleri katledip, meşru olmuş eşsizlik.
Mahlukun gücü ne ki, baştan sona acizlik.
Kula kibir yasaktır, emir en yüksek yerden.
Seven, sevdiği için, vazgeçmeli hep serden.
Az konuşup çok söyler, hikmeti bilen kişi.
Doymadan kalkmaktır, sofradan onun işi.
Rehberi olmayanın, iblistir mutlak eşi,
Nur saçılır kullara, semalardan, göklerden
Akıbetin hayrolmaz, yazılmazsan erlerden.
Susarak konuşanı, mutlaka duyan vardır.
Sevap ile günahı, şüphesiz sayan vardır.
Susuz çölde su bulup, lokmasız doyan vardır.
Kötülük zail olmaz, ona açık ellerden
Hep hak sözler duyulur, dua eden dillerden
Eğitimci Yazar-Ayhan Özbek
KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST
(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)
Din büyüklerimiz buyurdular ki: "Enver Abi der ki: Mübarek Hocamı sevindirmenin, memnun etmenin, dualarını almanın en kestirme yolu, isterse bir senede olsun, isterse bir ayda olsun, bir kitabı birine vermektir. Bir kitap! Çünkü ömürleri, okumakla, yazmakla ve dağıtmakla geçti. Önceleri kitapları çantalarına koyuyorlardı, kime rastlarlarsa veriyorlardı. Sonra arabanın bagajına çok kitap koymaya başladılar. Bu sefer İstanbul'da ne kadar Kur'ân-ı kerim kursları varsa, haydi kardeşim, hangi Kur'ân-ı kerim kursu varsa ona gidelim, derler. Gittikleri zaman da bagajda ne kadar kitap varsa, hepsini dağıtırlardı."

