Bu aslında geçen haftaki yazımın başlığıydı… Önce meselenin kökünü anlatayım diye erteleyince, Başbakan Ahmet Davutoğlu önce davrandı.
Ne dedi Başbakan; CHP'nin aklında hep dinle problem var.
Bunu, “Din dersi kalksın” önerisine cevap olarak söyledi.
Peki yanlış mı?
Elbette değil…
Yeni nesil bilmez; CHP’nin ne olduğunu…
Bu millet onların iktidarında Kur’an-ı Kerim’i tavuk kümeslerinde gizlice okudu.
Camiler sırf hakaret etmek için ahıra çevrildi.
Din adamları darağaçlarında asıldı.
İslamiyet’e, Müslümanlara karşı içlerindeki kin ve nefret hiç bitmedi.
Müslümanlar her fırsatta aşağılandı, hakir görüldü.
Bunlar çok anlatıldığı için uzun uzun yazmaya hacet yok.
Kökü Osmanlı’ya dayanan bir toplumda bu zihniyet nasıl yerleşti, birçoğunun dedesi-ninesi dine bağlı insanlar nasıl din düşmanına dönüştürüldü, asıl ona bakmak lazım.
BU KADAR HAİNİ HANGİ ARA YETİŞTİRDİK?
Geçen hafta İngilizler’in Hindistan’da yaptıklarını anlatan İNGİLİZ CASUSUNUN İTİRAFLARI kitabından alıntılar yapmıştık.
Kaldığımız yerden devam edelim ki, Türk milleti benzer oyunlarla ne hale getirildiğini daha iyi anlasın.
Lütfen okuyun ki, Kobani (Ayn el Arab) olaylarında sokak ortasında vahşice öldürülen gençlere, “Onlar yobazdı” diyebilen zihniyet de…
Soma’da ölen 301 madenci için sırf CHP’ye oy vermediler diye “Oh olsun!” diyebilen gözü dönmüşlük de daha iyi anlaşılsın.
Ve hepsinden önemlisi…
“İstiklal mücadelesi” derken, bugün neyle mücadele ettiğimiz daha iyi kavransın...
***
İSKOÇ MASONLARININ OSMANLI'YA BÜYÜK TUZAĞI
Osmanlı devleti son zamanlarda, Avrupa’ya tahsil için talebeler ve devlet adamları gönderdi. Bu talebeler ve devlet adamlarından bazıları aldatıldı, mason yapıldı. Fen ve teknik öğrenecek olanlara, İslamiyet’i ve Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkma teknikleri öğretildi.
Bunlardan Osmanlı’ya en çok zararı dokunan kişi, Mustafa Reşid Paşa oldu. Londra’da bulunduğu zaman azılı ve sinsi bir İslam düşmanı olarak yetiştirildi. İskoç masonları ile el ele verdi.
Sultan Mahmud Han, mason Reşid Paşa’nın ihanetlerini görerek idamını emretti ise de, ömrü vefa etmedi. Sultanın vefatından sonra İstanbul’a dönen Reşid Paşa ve arkadaşları, İslamiyet’e ve Müslümanlara en büyük zararı yaptılar.
1839’da padişah olan Abdülmecid Han, henüz 18 yaşındaydı. Genç ve tecrübesizdi. Etrafındaki alimlerden kendisini ikaz eden de olmadı. Bu hal, Osmanlı tarihinde korkunç bir dönüm noktası olmuş, koca İslam devletinde (Yok olma devri)ni başlatmıştır. Saf, temiz kalpli padişah, azılı ve sinsi İslam düşmanı İngilizler’in tatlı sözlerine aldanarak, İskoç masonlarının yetiştirdiği kişileri işbaşına getirdi. Bunların devleti ve İslamiyet’i içeriden yıkma siyasetini hemen anlayamadı. İskoç mason teşkilatının kurnaz üyesi Lord Redcliffe İstanbul’a, İngiliz sefiri olarak gönderildi. Mustafa Reşid Paşa’nın sadrazam yapılması için Lord Redcliffe sultana çok dil döktü. (Bu aydın, kültürlü ve başarılı veziri sadrazam yaparsanız, İngiltere imparatorluğu ile bütün anlaşmazlıklar kalkar. Devlet-i aliyye ekonomik, sosyal ve askeri sahalarda ilerler) diyerek halifeyi aldattı.
1846’da sadrazam olan mason Reşid Paşa, iş başına gelir gelmez Lord Redcliffe ile el ele verip, (hariciye nazırı iken ilan ettiği) Tanzimat kanununa dayalı mason locaları açtı. Böylece büyük şehirlerde açılan casusluk ve hıyanet ocakları çalışmaya başladı. Gençler, din cahili olarak yetiştirildi. Londra’dan alınan planlarla bir yandan idari, zirai, askeri değişiklikler yapıldı. Bunlarla gözleri boyadılar. Öte yandan da İslam ahlakını, ecdad sevgisini, milli birliği parçalamaya başladılar. Yetiştirdikleri kimseleri işbaşına getirdiler. Bu senelerde Avrupa’da, fizik, kimya üzerinde dev adımlar atılıyor; yeni buluşlar, ilerlemeler oluyor; büyük fabrikalar, teknik üniversiteler, modern harp vasıtaları kuruluyordu.
OSMANLILARDA BUNLARIN HİÇBİRİ YAPILMADI. Hatta, Fatih devrinden beri medreselerde okutulmakta olan fen, hesap, hendese, astronomi derslerini büsbütün kaldırdılar. (Din adamlarına fen bilgisi lazım değildir) diyerek, bilgili alimlerin yetişmelerine mani oldular. Sonradan gelen İslam düşmanları da, (din adamları fen bilmez, din adamları cahildir, gericidir) diyerek Müslüman yavrularını İslamiyet’ten uzaklaştırmaya çalıştılar. İslamiyet’e ve Müslümanlara zararlı olan, İslamiyet’in öğrenilmesine mani olan şeylere “çağdaşlık, ilericilik” dediler. Çıkardıkları her kanun Müslümanların, devletin aleyhine idi. Vatanın asıl sahibi olan Müslüman Türkler, ikinci sınıf vatandaş haline getirildi.
MÜSLÜMAN GENÇLER SAVAŞLARDA ÖLDÜRÜLÜRKEN…
Askere gitmeyen Müslümanlara, çok kimsenin ödeyemeyeceği büyük bir para cezası getirildi. Buna karşılık, gayri-i Müslimlerden çok cüz’i bir para alındı. Bu vatanın evlatları, İngilizlerin tezgahladıkları harplerde şehit olurken, Reşid Paşa’nın yetiştirdiği masonların oyunları neticesinde, memleketin sanayi ve ticareti gayr-i müslimlerin ve masonların eline geçti.
İngilizler, Ruslar’ın Akdeniz’e inmesini istemeyen Fransa imparatoru üçüncü Bonapart’ı, Rus çarı birinci Nikola’nın, Kudüs’te Katoliklere karşı ortodoksları ayaklandırdığını ileri sürerek, Türk-Rus Kırım Harbi’ne sürüklediler. Kendi çıkarları için yaptıkları bu işbirliği, Türk milletine, mason Reşid Paşa’nın diplomatik zaferleri olarak tanıtıldı. Düşmanların bu yaldızlı reklamlar ve sahte dostluklarla örtmeye çalıştıkları imha hareketlerini herkesten önce anlayan sultan, çok zaman sarayında hüngür hüngür ağlardı. Memleketi, milleti kemiren düşmanlara karşı koymak için tedbirler arar ve Allah’ü Teala’ya yalvarırdı. Bu sebeple, mason Reşid Paşa’yı birkaç kere sadrazamlıktan uzaklaştırdı ise de, kendisine (koca), (büyük) gibi isimler takan bu kurnaz adam, rakiplerini devirip tekrar işbaşına gelmeyi becerdi. Ne yazık ki, sultan keder ve üzüntüsünden tüberküloza yakalanıp genç yaşında vefat etti. Sonraki senelerde, devlet koltuklarını kapışanlar ve üniversite hocalıklarına, mahkeme başkanlıklarına getirilenler, hep mason Reşid Paşa’nın yetiştirmeleridir. Böylece (Kaht-ı rical) devri açılmasına ve Osmanlılara (hasta adam) denilmesine sebep olmuştur.
(Devam edecek)

