BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Rekabetin kalbi ve ruhu, cezbetmeyi bilmektedir

Televizyonda iyi polis/kötü polis tekniğinin kullanıldığı MASTER CHEF programında duygu sömürüsüne dayanan davranışlar ön planda ancak asıl bakılması gereken jüri ya da yarışmacıların açık ya da gizli rekabetleri...

TV programları kendi yayın ilkeleri ve ticari beklentileri ışığında ülkeler, bölgeler, şehirler hatta insanların pencereleridir. Değişen hayat şartlarının getirdiği rekabet ortamı, ürün ve hizmetler temelinde yapılan faaliyetleri farklılaşmaya itiyor.  

Konusu ve içeriği ne olursa olsun istenen kalite ve nitelikte olması ise izleyenlerin talepkâr olması oranında mümkün. Bu demek oluyor ki talep edenin gelişmişlik seviyesi de çok önemli. İşte bir örnek, MASTER CHEF son üç yıldır yoğun olarak gündemde. Aslında son on yıldır ülkemizin gündeminde, daha uzunca bir süredir de dünya gündeminde dersek daha doğru olacak. Bildiğim kadarı ile orijinal patent İngiliz. Hatırlarsınız 2011’de ilk defa Show TV ekranlarında yayımlandı. 2018 yılında TV8’de tekrar yayımlanmaya başladı. Küçük bir değişiklik ile devam ediyor ve oldukça da etkili.  

AMAÇ DAHA ÇOK İZLETMEK

Bu tip REALITY şovlarda eğitmek öncelikli değil; doğal olarak insanların duygularına hitap etmek daha önemli. Amaç daha çok izletmek. Bu programları gastronomi sektörü açısından faydalı hatta zaman zaman yeme içme kültürü kapsamında birçok konuda bilgi verdiği için eğitici de buluyorum. Özellikle sektöre olan ilgiyi ciddi anlamda artırıyor. Programın bir başka faydalı yanı yarışmacılar ya da mutfak profesyoneli olma yolunda çaba gösteren ve programı izleyenler için profesyonel mutfaklarda DİNAMİZM, HIZLI DÜŞÜNCE ve BİLGİNİN öneminin altı çiziliyor. 

Programın İYİ POLİS-KÖTÜ POLİS tekniğinin bir yarışma programındaki en çarpıcı örneklerinden olduğunu düşünüyorum. Formatın temelinde sivri dilli, sert takılan jüri üyeleri var. Yarışmacılar ise kimi zaman sıra dışı işlere meyilli, enteresan karakterler. Temelinde duygu sömürüsüne dayanan davranışlar biraz ön planda; ama korkarım insanların büyük bir kısmının aradığı da bu. Bakılması gereken jüri ya da yarışmacıların performansları; aslında açık ya da gizli rekabetleri. Ne demiş DONALD E. PETERSON: REKABETİN KALBİ VE RUHU, CEZBETMEYİ BİLMEKTEDİR. Yaptığı işi bir kendine yakıştırabilen var, bir de paçalarından akıtan; her işte olduğu gibi bu işte de kurulan bu denge programın izlenirliğinde etkili.  Mevcut Master Chef programında yer alan jüriler başarılı. Yıllardır tanıdığım ve her zaman takdir ettiğim MEHMET YALÇINKAYA ve program vesilesi ile tanıdığım SOMER SİVRİOĞLU biraz daha öne çıkıyorlar. Çünkü yorumlarını genel olarak bilgi üstünden yapıyorlar; ağır, oturaklı format dâhilinde olabildiği ölçüde gerçek. İkisi de nevi şahsına münhasır karakterler. Yolları açık ve daim olsun.

MARİFET İLTİFATA TABİDİR
Anadolu’dan özel bir örnek Tokat

Yemeklerin geleneksel hâllerinin korunmasını önemsiyorum; ancak bu durum yeniliklere kapalı olmak anlamını taşımıyor. Mevcut yemekler üzerinde oynayarak yeni lezzetler oluşturmak yerine yerel ürünlerin profesyoneller eli ile yeni lezzetlere dönüşmesi çok daha değerli. Bu anlamda ülkemizde önemli çalışmalar yapan şeflerimiz var. Size çok ilginç ve sıra dışı bir çalışmayı anlatmak istiyorum. Üzüm yaprağı Tokat için çok önemli. Bölge NARİNCE üzümünün ana vatanı. Dolayısı ile bu özel üzümün yaprakları da adı gibi narin ve özel. Tabii ki asma yaprağı denilince aklınıza çeşitli SARMALAR, YIRTMAÇ denen sıra dışı bir yemek ve bilhassa Tokat bölgesinde öne çıkan BAT gibi lezzetler gelebilir. Ama ülkemizin hiçbir yerinde ASMA YAPRAĞI kullanılarak tatlı yapıldığını görmedim, hatta duymadım. İşte size çok sıra dışı bir tatlı hikâyesi:

Şef GÜRCAN TUNÇER, imzası ÜÇ YAPRAK TATLISI; Tokat ilinin ilk ve tek 5 yıldızlı oteli Dedeman Tokat’ın yetenekli şefi GÜRCAN TUNÇER, Tokat’ın meşhur asma yaprağını ve yöresel ürünlerini kullanarak yeni bir tatlı ortaya çıkarmış. ÜÇ YAPRAK TATLISI olarak adlandırılan tatlı, ASMA YAPRAĞI, NİKSAR CEVİZİ VE KUŞBURNU MARMELADI kullanılarak yapılıyor ve muhteşem uyumu ile herkesin beğenisini kazanıyor. Tokat asma yaprağı ve yine Tokat’a özgü yerel ürünleri kullanarak ezber bozan yeni bir yorumla harmanlayan şef, iri bir yaprak sarması görüntüsüne sahip olan üç yaprak tatlısını DEDEMAN TOKAT menüsüne ekleyerek misafirlerin hayranlığını kazanmış. Şef GÜRCAN TUNÇER’e bu tatlının nasıl ortaya çıktığını sorduk. 

“İsmi Tokat’la anılan ve Tokat’la özdeşleşmiş olan asma yaprağıyla ilgili burada birçok yemek tarifi var. Asma yaprağı genelde dolma çeşitleri, bat ve yöresel ürünlerde kullanılıyor, biz farklı bir lezzet yapalım dedik. Tokat asma yaprağından bir tatlı yapmayı denedik. İçerisinde kullandığımız ürünler Tokat’ın yöresel ürünleri.  Misafirlerimize sunduğumuzda geri dönüşler çok güzel oldu, beğendiklerini dile getirdiler. Biz de bu tatlıyı menümüze koyduk” dedi. 

Sonrasında ise tarifini de vermeyi unutmadı. 

“Tokat Narince üzüm salamura yaprağını sıcak suda iki gün suyunu değiştirerek bekletiyoruz. Tuzu çıkan salamura yaprağımızın içerisine ceviz ekleyerek yaptığımız harcı dolduruyoruz, yaklaşık 10 dakika fırında 180 derecede pişiriyoruz. Üzerine süs olarak salamura yaprağını toz şeker serperek çıtır kıvamda fırında kurutuyoruz. Tatlının altına ise kuşburnu marmelat koyuyoruz” diyerek merakımı giderdi. 

Evet marifet iltifata tabidir. Gürcan Şef yolun açık olsun.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621176 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/621176.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT