BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Lezzet şöleninin adresi: Kula

Manisa, padişahların şehzadelik dönemlerini geçirdiği ‘ŞEHZADELER şehri’. Hristiyanlığın yedi kutsal kilisesinin üçü Manisa’da. Mimar Sinan’ın Ege Bölgesi’ndeki tek eseri MURADİYE CAMİİ de... Antik kentleri, diğer tarihî kalıntılarıyla önemli bir tarih ve kültür merkezi. Tarihçi HERODOT ‘ALTIN ŞEHİR’ olarak LİDYA BAŞKENTİ SARDES’ten bahsetmiş. Tarihteki ilk para, ilk turistik otel SARDES’teymiş. Tarih boyunca hemen her büyük medeniyetin dikkatini çekecek kadar zengin olmuş MANİSA toprakları. Geçmişi yontma taş devrine kadar uzanıyor. Ama ille de Strabon tarafından yanık ülke olarak anılan KULA, zira boşa değil KULA merakım… Bütün efsanelerde, doğruyu, mert insanı simgeleyen demirciler var ya ateşte, örste hatta sadece demiri değil; her gün nefsini, karakterini de şekillendiren KULA son demircileri de koruma altına almış.


YUNUS EMRE’NİN DE KÖYÜ VAR

Tarihî evleri; 12 bin yıllık insan ayak izleriyle doğal ve kültürel bir miras KULA. “Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni. Ben yanarım dünü günü, bana seni gerek seni. Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim. Aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni.” Bu şiir sevgili Yunus Emre’den… Yunus Emre’nin de bir köyü var burada ‘Emre Köy’ kısaca Kula özel bir yerleşim. Yunus Emre’nin ülkemizde 12 yerde makamı olduğuna inanılıyor. Bir makamı da Emre köyünde. Makamından çok, beni şaşırtan ise bölge insanlarının sahiplenmeleri. Ayrıca Yunus Emre’nin Piri Tapduk Emre Türbesi de yine burada; 13. yüzyılın bu âşık yüreği, bugün bizim yolumuz, terazimiz olmalı. 

DAVET YEMEKLERİ MEŞHUR
Kula’nın zengin mutfağını sakın atlamayın. KULA mutfağının en ilgi çekici özelliği kurallaşmış davet yemekleri. Kula’da oldukça zengin yöresel yemekler var. Bunlar içerisinde ön plana çıkan yöresel yemekler; kapama, kuzu-oğlak dolması, kıymalı su böreği, yuvarlak, susam böreği, şekerli pide, kula güveci, kula kaburgası, ayak aşı, daablı ciğer, sura, uykuluk, erik aşı,  ekmek dolması, döndürme, tirit, kula tarhanası, ıspanaklı pide, gicirgenli pide, kakırdaklı pide, kabaklı pide, ıspanaklı börek, patatesli börek, kıymalı su böreği, peynirli su böreği, kula peksimeti, höşmerim,  peynir lokması, kuyruk helvası, tatlı peynir böreği yani oldukça iddialı bir mutfak. 

EVLERİ GÖRÜLMEYE DEĞER
Kula lav sütunları ile Kula Jeoparkı’nın görülmeye değer ilginç oluşumlarından biri ise “BAZALT SÜTUNLARI”. En dikkat çekici örnekleri KULA ilçesine bağlı Çakırca köyünde yer alıyor. İlk çağdan, yani milat civarında STRABON, İtalya’daki gezisinden sonra buradaki simsiyah lavları, oradaki yanardağlarla kıyaslayarak buranın da bir dönem İtalya gibi faal yanardağ patlamaları yaşadığı kanaatine varmış. KATAKEKAUMENE (yanmış ülke) adını vermiş. Evlerin çatıları sokakları örmüş Kulalılar, bu saçakların böyle üst üste binmesine “Damla Altı” diyor. Bir de tekerlemesi var: “Damla altı kurudur, misafirin yoludur.”
Bu evlerin tarihi, Rumların ve Türklerin buralarda iç içe yaşamasının da tarihidir. Öte yandan, beklenen mahremiyeti de ortadan kaldırmıyor. Evlerin çoğunda yaklaşık üç metre duvar yüksekliği olan avlular var. Kula merkezde kaleye ilişkin herhangi bir iz göremiyorsunuz; ancak kula esasında bir kale içi yerleşimidir. Bugün bile kale kapısı isimleri kullanılıyor: Demirci kapı, sefer kapı, hisar kapı gibi… Kuladokya: Kapadokya’ya nazire olarak “Kuladokya” denilen peribacalarındayız. Eski adı Davala,  Emir kaplıcaları: İçindeki tarih dokusu, termal olgusunun Roma’dan önce de, Roma devrinde de kullanıldığını gösteriyor. 
Gölde köyü nefes kesici bir köy. Burayı oluşturan Rumlar şimdi yok. Sevindirici teselliyse buraya yerleşmiş insanların çoğu kıymet bilmiş; yakıp yıkmamış burayı. Bu Orta Çağ köyü bugün çok az işle, dünyadaki kendi emsalleri arasına katılabilir. Kula’nın merkezindeki harikulade Kurşunlu Cami’yi 1496’da yapmış Hoca Seyfettin. “Anası kakur/babası evvel bahar/oğlu sokak delisi” çözemediğim bu bilmeceyi sonradan öğrendim  “üzüm”. Çünkü Kula’da yol boyu bağlar uzanıyor. 

‘MESİR ŞENLİĞİ’ YAŞATILIYOR
İnsan Kula’yı tanıdıkça seviyor, sevdikçe de heveslenip coşuyor. Kula’nın, her şeyini bir yana bıraksak bile bir arada yaşayabilen tarihsel eserle kula bir anıt kent. Ayrıca tabii ki Manisa denilince mesir macunundan bahsetmemek olmaz. Rivayet o ki Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Manisa’da hastalandığında saray doktorları bir türlü tedavi edemezler ve sonunda Sultan, 41 çeşit baharatın karışımından hazırlanan mesir macunuyla şifa bulur. Padişah da olayı kutlamak için kalan macunu halka dağıtır. Bu olay gelenekselleşir ve "Mesir Festivali" olarak kutlanır. Mesir Şenliği 471 yıldır Manisa’da yaşatılmaktadır. Manisa ve Kula görmeniz gereken özel yerler, kesinlikle zaman ayırmaya değer.


  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
627945 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/627945.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT