BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Mobilyada ayrılık rüzgârları sona erdi tek fuar için kollar sıvandı

Hiç unutmuyorum meslekteki ustalarımdan rahmetli Bülent Yardımcı ile birlikte bazı mobilya markalarının patronları ile buluşmuştuk Armada Otel’de… Sohbet derinleşti. Katılımcılardan biri “mobilyacılar birbirinin düğününe, cenazesine bile gitmiyor” demişti.

Davut Doğan o toplantının katılımcılarından biriydi ve “Dayanışma” sözünü vermişti o buluşmada… Çalışma başladı. Davut Doğan ilk toplantı için İstanbul’un en lüks otellerinden biri ile anlaştı. Sektörün önde gelen isimlerini davet etti. Saat yaklaştı, ortada kimse yoktu. Stres doruktaydı. Ama tam saatinde davet edilen herkes geldi ve o toplantıda MOSDER yani Mobilya Sanayicileri Derneği’nin temelleri atılmış oldu.

Birlikten kuvvet doğdu. MOSDER kısa sürede çok önemli işler yaptı. Sektörün en büyük fuarını düzenledi. Dünyanın önemli mobilya alıcıları İstanbul’a geldi. Türkiye’nin mobilya sektöründe 20’nci sıradaki yeri kısa sürede aşağılara indi.

Ama bu mutluluk kısa sürdü. Bizim ve sektörün önde gelenlerinin çok iyi bildiği bazı nedenlerden dolayı ayrılık rüzgârları esmeye başladı. Türkiye’nin önde gelen markaları ayrıldı ve MOYSAD’ı yani Türkiye Mobilya ve Yatak Sanayicileri Derneği’ni kurdu. Bu sırada yapılan fuara ülkemizin önde gelen markaları katılamadı...

Bu gidiş doğru değildi. MOYSAD Başkan Yardımcısı olarak Davut Doğan yine devreye girdi. Öz eleştiriler yapıldı. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç ve Ticaret Bakanı Mehmet Muş’un çabaları ile yeniden uzlaşma sağlandı ve şimdi dünyanın en büyük üçüncü fuarı için kollar sıvandı...

Fuarı mobilya sektörünün çatı örgütü olarak yine Federasyon düzenliyor. MOYSAD üyelerinin neredeyse tamamı metrekare isteklerini ve katılım bilgileri ilettiler.

Dünyanın en büyük alıcılarının gelmesi için davetler iletildi. Ocak ayında mobilyada büyük atak için düğmeye basıldı.

Ama MOYSAD bunun dışında da çalışmalar yapıyor. Hem de Türkiye’nin dünya sıralamasındaki yerini öne çekmek için yapılıyor bu çalışmalar… Davut Doğan şöyle anlatıyor:

“Markaların bir araya gelmesi ile birlikte sinerji de doğdu. Pandemi döneminde ABD Ticaret Bakanı Türkiye’ye gelmişti. İki ülke arasındaki ticareti 100 milyar dolara çıkarma hedefini koymuştu. Biz de mobilya sektörü olarak katıldık o toplantıya. Bizim ölçeğimizi küçük bulmuştu. Şimdi bunu aşıyoruz. 7 firma 10 marka bir araya geldik. Dünyanın en büyük mobilya fabrikası olduk. ABD’den alıcıları davet ettik. Önümüzdeki günlerde Türkiye’ye gelecekler. Onlara 'dünyanın en büyük mobilya fabrikası bizde' diyeceğiz. Fabrikalarımızı gezdireceğiz. ABD’nin mobilyasının yüzde 5’ini biz satsak 5 milyar dolar ediyor. Şu andaki satışımızı ikiye katlamış oluyoruz. İşte o zaman dünyada ilk beşe gireriz. 'Mobilya alacaksan Türkiye’den al' imajını oluşturmuş oluruz...”

Bu arada aldığımız bilgilere göre sektörde derneklerin de yeniden birleşmesi için çalışmalar yapılıyor. "Küçük olsun benim olsun" mantığı yerine "büyük olsun Türkiye’nin olsun" anlayışını yerleştirmeye çalışıyor sektör…

 

Bakanlığa gidilir sorun çözülür

Tek ve güçlü fuarın öncülüğünü yapan Ticaret Bakanlığı’nda başka sonuç alıcı  çalışmalar da oluyor. Öncelikle mobilya ile ilgili KDV indiriminin yanında sektörün ana ham maddeleri için ihracat engeli getirilmesi 500 bine yakın çalışanı olan sektörün derin bir nefes almasını sağladı. Bu arada ana ham maddeye 10 defa üst üste zam yapılması nedeniyle mobilya fiyatlarının sürekli artması da bu uygulama ile durdurulmuş oldu.

Yine fuarlardaki reklam sıkıntısının bir hamlede giderilmesi, ürün güvenliği ve başkaca konularda atılan dev adımlar Ticaret Bakanlığı’na bakışı değiştirdi “bakanlığa gidilir sorun çözülür” anlayışını yerleştirdi.

Yeni Bakan iki önemli çalışma için düğmeye bastı

Partinin önde gelen isimleri seçimlerde aday olacakların dosyalarını inceliyordu. İnceleme yapanlardan biri şimdinin Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler’di… Gelen dosya Vahit Kirişçi’ye aitti. Dosyaya bakan Güler hiç düşünmeden Kirişçi’yi kutladı. Böylece Türkiye tarımla ilgili çok önemli bir isimle tanışmış oldu.

Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişçi göreve atanması ile birlikte konuyla ilgili çevreler derin bir oh çekti… Çünkü  bu işin hocası olarak dosyanın incelendiği günden bu yana bir şekilde tarımla ilgili oldu hep.

Bu yüzden herkes bakanlığı en iyi bilen isimlerden biri bu göreve atandı görüşünde birleşti. Kirişçi’nin hemşehrisi Adanalı gazeteci dostumuz Mehmet Uluğtürkan yıllardır Kirişçi’yi anlatır. Onun tarım ve gıda ile ilgili yazılarını paylaşır. Kirişçi’nin yeni görevinde neler yapmayı planladığını öğrenme önerisi de Uluğtürkan’dan geldi. Güvenilir Ürün Platformu Genel Sekreteri Elif Attepe ile yola koyulduk.

Bakanlıkta Sevgili Uluğtürkan ile buluştuk. Tam saatinde kabul edildik makama… Bazıları yazılmamak kaydıyla çok önemli bilgiler aldık.

Ama en önemlisi Kirişçi’nın gıda güvenliği ile ilgili yaptığı hazırlıklardı. Son savaşta bir kere daha görüldü ki gıda yoksa ayakta kalmak çok zor. Bu nedenle gıdanın altyapısı için tarıma ağırlık vermek gerekiyor.

Yeni Bakan bu konuda önemli hazırlıklar yapıyor. En büyük avantajı da yıllardır bakanlığın çalışmalarını yakından izlemesi ve bu işin hocası olması...

Bu arada Bakan Kirişçi bir başka konuda da çalışmalarını bitirmiş durumda. Hem gıda hem de tarımda doğru bilinen o kadar yanlış var ki… İşte Bakanlık bu konuyla ilgili ayrıntılı bir bilgilendirme çalışmasının hazırlığını yapıyor.

Bu konuyla ilgili Türkiye Tohumcular Birliği’nin yaptığı çalışmayı aktardık. Benzeri bir çalışmayı da yakında bakanlık devreye sokacak.

Tohumcular üç yılda Türkiye’nin tohumda dışa bağımlı olmadığını anlatmışlardı. Bakalım Bakanlık ne kadar sürede efsane olmuş doğru bilinen yanlışları defterden ve zihinlerimizden silecek...

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
626862 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/celal-toprak/626862.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT