BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Çocuklar; Ali gülünecek bir şey söylemedi ki!.."

“İyilik bir şey beklemeden yapılır. Karşılık umulunca o iyilik olmaktan çıkar, bu sefer de ticaret olur.”
 
 
Sınıfta gülüşme, itişme kakışma olunca, Nuri öğretmen, beklemeden ve oldukça ciddileşerek hemen sözlerini kesti.
- Lütfen çocuklar!
- !!!
- Çocuklar; Ali gülünecek bir şey söylemedi. Rahmet demek, Anadolu’da “yağmur” demektir. Henüz gelmiş arkadaşınızın da böyle konuşması gayet tabiidir. Evet Ali, niçin yağmur gibi olmak istiyorsun?
- Efendim; yağmur herkesin ve her yerin üzerine ayırım yapmadan yağar da ondan. Mesela; kavrulmuş toprağa da, göle de aynı şekilde yağar. Buranın suyu çok oraya yağmayayım, oranın da çok ihtiyacı var, oraya daha fazla yağayım ayırımı yapmaz.
- Eee!
- Rahmet, yani yağmur olursam eğer, ayırım yapmam mahallede, yolda, bahçede, kırda, bayırda, otobüs durağında ya da okula gidip gelirken, sevmeseler bile benimle buluşacak insanlara mutlaka iyilik olur yağarım.
- Zorla da olmaz ki Ali!
- Elbette efendim! Rahmet olmanın bereketi. Kimseden bir şey beklemeden iyilik vazifemi yaptım mı huzurla dolarım.
- Ooo! Hangi devirdeyiz Ali? Biraz fazla masalımsı olmuyor mu?
- Babam diyor ki:
“İyilik bir şey beklemeden yapılır. Karşılık umulunca o iyilik olmaktan çıkar, bu sefer de ticaret olur.”
- Bak şu işe! Daha neler? Bunları hep baban mı söylüyor? Onunla tanışmayı çok isterdim.
- Söylerim efendim. İş için şehre gitti. Müsait zamanında uğrar.
- Beklerim mutlaka. Ee sonra, niçin rahmet olacakmışsın? Başka anlatacakların var mı?
- Efendim, yağmur yağınca insanlar evlerine kaçışırlar ya, öyle benden kaçsalar da, saklansalar da yine çisil çisil rahmet olup yağmak isterim üzerlerine.
- Çok inatçı bir tutum!
- Hayır efendim! Sadece kötü biri olmak istemiyorum. Kimsenin düşmanı olmayacağım. Sadece beni anlamak istemeyenler, yanlış düşünebilenler çıkabilir. Benim için en kalın şemsiye açsalar bile, en güçlü örtülere bürünse, en su geçirmez elbiseleri giyseler bile, ayaklarında diz boyu çizmeler olsa da yağmur bir yolunu bulur sızar. Ben de işte böyle kaçıp saklananlara ulaşmaya çalışacağım! Ne kadar gizlenirse gizlensinler onları bulup temiz yağmurlarımla yine de yıkayacağım!
-Anladığım kadarıyla senin vazifen muhataplarını kirlerden, paslardan temizlemek, akla gelebilecek herkesi de… Öyle bir vazifen veya misyonun, hedefin var.
-Evet efendim! Özet olarak öğretmenim derim ki: Ben kimsenin düşmanı değilim! Olmayacağım da…
-O zaman çocuklar gelin Ali kardeşinizle birlikte ıslanalım!..
Sınıfta bir alkış koptu aman ne alkış, dur durak bilmedi. Nuri öğretmen de ha bire teşvik etti sınıfı. Sonra yeni gelen misafire döndü:
- Ali, tebrik ederim. Aileni, ne edip eylediğinizi sormuyorum. Biz seni tanıdık. Sen bizi nasıl tanıyacaksın? Onu zamana bırakalım isterseniz. Çocuklar dersimiz şimdilik bu kadar.
- Hocam tahtaya yazdıklarınız…
- Öbür ders devam ederiz.
DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619703 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ragip-karadayi/619703.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT