BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İRAN, AYNI İRAN!..

Türk Silahlı Kuvvetleri, 28 Mayıs 2019’da Irak’ın kuzeyinde, ilk "Pençe Operasyonu"nu başlattı. Bu taarruz ve terör temizleme harekâtının devam eden safhalardaki adları "Pençe-2 Operasyonu", "Pençe-3 Operasyonu" ve "Pençe Kaplan Operasyonu" oldu…

17 Nisan 2022’de başlayan büyük taarruz ve terörist temizleme harekâtına ise "Pençe Kilit Operasyonu" adı verildi. Türk Ordusu ve Türk İstihbaratı, adı geçen müdahalelerle Irak Kürdistan Bölgesinde faaliyet gösteren PKK’ya çok ağır darbeler vurdu ve vurmaya devam ediyor. Birçok terörist elebaşı ya yakalandı veya mevcudiyetleri ortadan kaldırıldı. Ankara, güçlü bir iradeyle bunları yaparken, Irak ordusu da Sincar’a yüklendi. Bu vesileyle burada yarı esir hayatı yaşayan bazı Kürtler kaçtılar. PKK militanları yakalandı. Bunlardan bazılarının değişik Batılı ülkelerden olduğu tespit edildi…

Türk Ordusu’nun kararlı bir şekilde vurduğu pençeler, teröristleri kahrederken bölgedeki Müslüman Kürtlerle diğer din ve inanışlardan farklı unsurlara da nefes alma, hürriyetini yaşama imkânı veriyordu. Sincar, bölücü örgüt için Kandil’den sonraki en önemli ve can damarı hükmündeki sahadır. Türk Ordusunun bir taraftan Irak Ordusunun diğer taraftan yaptığı müdahalelerle bölge huzura kavuşma ümidi yaşarken tam bu noktada devreye İran girdi. Tahran, kendi ordusuyla rol almadı. Daha evvel Irak’ta kurdurduğu ve inanç olarak İran’a bağlı Haşdi Şabi militan birliklerini devreye soktu. Böylece Irak’ın ve Irak Kürtlerinin meşru müdafaa hakları, engellendi…

Bilindiği gibi İran’ın Irak ve Suriye’de Haşdi Şabi, Lübnan’da Hizbullah ve Yemen’de Husiler diye hayli kalabalık paramiliter güçleri vardır. Tahran, bunlarla Basra-Aden ve İskenderun Körfezleri arasındaki sahada Şiî egemenlik alanı tesis etme idealindedir ve bu yolda çok mühim mesafeler almıştır.

İran’ın bu uzak gayesinin yanında bir de yakın maksadı vardır:

Türkiye Cumhuriyeti, Rusya-Ukrayna Savaşında gösterdiği itidalli ve samimî tavrı ve hakem ve ara buluculuğuyla yüksek bir itibar kazandı. Bu kazanç, İran’ın Şiî Acem damarına dokunmuş görünüyor. Irak Kürdistan yönetimi sözcüleri başta olmak üzere bölge müşahidlerinin ortak kanaatleri bu yöndedir. Denilen şudur:

-İran, PKK’nın bitirilmesini Türkiye’nin kazancı olarak gördüğünden Irak ordusunun Sincar’a girmesine mâni oldu!..

Büyük vebal!..

Bu olay, İran’ın Türkiye’ye karşı güttüğü yeni bir tavır değildir. Osmanlı Ordusu, ne gün Haçlılara karşı Avrupa üzerine sefere çıksa Acem şahları ya Türk ordusunu arkadan vurur veya Vatikan’la andlaşma yaparlardı. Bu da ya seferi zayıflatır veya dönüp İran üzerine yürümeyi gerektirirdi.

Bugün Tahran, Ankara ile zâhiren, görünüşe göre dosttur.

Ancak; bu dostluğun ayarı işte ortada...

İran, beyhude gayret içindedir.

40 yıldır Batı ve Acem destekli ve emperyalist taşeronu vekâlet savaşçısı PKK’nın ülkemize, milletimize ve devletimize verdiği zararlar, artık katlanılması mümkün olmayan noktaya gelmiştir. Bu sebeple, bu eli kanlı örgüt, yaz-kış hangi mevsim olursa olsun, Kandil veya Sincar veya nerede bulunursa bulunsun hakkından gelinecektir. Yavuz’un torunları, bölücü örgütün yurt içinde olduğu gibi Irak ve Suriye’nin kuzeyinde yaşamasına da izin vermeyecektir.

Tahran, tarihten gafil olmasın!

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
626859 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/626859.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT