BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

YILDA İKİ KEZ UĞRAYAN SEVGİLİ

Her bayram sabahı yerçekimsiz bir rüyaya uyanır çocuklar... Zaman, bir çocuğun ağzındaki akide şekeri gibi yavaşça erirken, tek bir cümle sokak sokak dolaşır, hane hane gezer...
"Bayramınız mübarek olsun."
Mutluluğun parolası olur bu üç kelime. Nerede söylense eller kenetlenir, gülümseme dudaktan kalbe iner. Ve Müslümanlar, dünyanın en mütevazı bayramında, hayatlarının en büyük coşkusunu yaşarlar...
Avrupalı, evlerden sokaklara taşan bu sevinç ve coşkuyu biraz şaşkınlıkla seyreder. Ne havai fişekli kutlamalar vardır, ne fener alayları, ne de büyük orkestralar... Sevinmek için bile maddi sebeplere bağımlı olan Avrupalı şaşırmakta haklıdır aslında. Çünkü bilmez ki;
El öptükten sonra harçlık bekleyen bir çocuğun gözlerindeki ışıltı, binlerce havai fişeğe...
Bayram kahvaltısında bir araya gelen ailenin yüzüne yansıyan aydınlık da, en büyük fener alayına bedeldir.
Ve festivallerde insanları coşturmak için çalan kalabalık orkestralar, bir bayram sabahı ilaç kokan loş bir evde çalan zil sesinin coşkusuyla kıyaslanamaz bile...
Hayatın normal akışı içindeki her bir kıpırtı, sevince kanattır o günde.
Ve mutluluk en bulaşıcı haliyle yayılır. Kimi zaman namaz sonrası fırından alınan sıcak bir ekmeğin kokusuna, kimi zaman da yastığının yanına koyduğu yeni ayakkabılarına gülümseyerek bakan bir çocuğun gamzesine yerleşir.
Bayram, bazen biriktirdiği parayla çatapat almaya koşan çocuğun adımlarındaki telaş, bazen de kahvaltıya börek yetiştirmek için hamur açan bir annenin alnında biriken terdir...
Sıkıntıların üzerine çekilen kadife bir perde, her harften sadece en güzel kelimelerin yer aldığı eşsiz bir lügattir. Dünya telaşına verilen kısa bir sevinç molası, küskünlerin barışma istasyonudur.
Bayram öyle bir zamandır ki, o günde ölene bile gıptayla bakılır.
İmanı olan için, her bayram bir Şeb-i Aruz provasıdır.
***
Bayram, yılda iki kez uğrayan bir sevgili gibi kapımızı çalmaya hazırlanırken, bazıları çocukluğunun bayramlarından bahsedip şikâyet etmeye başladılar bile... Sanki şimdiki bayramların tadı yokmuş gibi...
Hâlbuki "Nerede o eski bayramlar?" hayıflanmaları, aslında "Nerede o eski ben?" sorusunun bilinçaltındaki yanlış tercümesidir.
Günahsız günlere duyulan özlemi, suçu zamana atarak dindirmeye çalışan yetişkinlerin avuntusudur.
Bilmezler ki, değişen bayramlar değil, kalplerdir.
Bayramınız mübarek olsun.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
587120 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/salih-uyan/587120.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT