BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

TENEFFÜS

Salih Uyan
Facebook
Bu köşede genelde konu bütünlüğü olan yazılar yazmaya çalışıyorum. Öğretmenlik mesleğinin hastalığı olsa gerek, çoğu zaman haddim olmayarak ahkam kesiyor, ders veriyorum.
Ama bazen kalemin ucuna biriken ve mızmız bir çocuk gibi “Beni yaz, beni yaz!" diye tekrarlayıp duran hatıraların ısrarına dayanamıyorum. 
Ve birbirinden bağımsız hikâyeleri uç uca ekleyip teneffüse çıkıyorum.
Ben de rahatlıyorum, okuyucu da…
 
                 Tavanın psikolojisi
 
Evimizin bir odasının boyaya ihtiyacı vardı. Küçük bir oda olduğu için kendim yaparım diye düşündüm. Yapı marketten gerekli malzemeleri ve tavsiyeleri alıp eve döndüm.
Önce tavanı boyamam gerekiyordu. İlk katı attıktan birkaç saat sonra odaya girip baktım ve tavandaki dalgaları gördüm. Canım sıkıldı. Önce fırçaya suç attım. Dengesiz dönüyordu ve bu yüzden dalgalar oluşuyordu. Yeni bir fırça bulup işe devam ettim ama dalgalar artarak devam eti.
Bu sefer boyaya suç buldum. Biraz daha su katınca kıvamı tutturdum gibi oldu. Ama üçüncü kattan sonra da değişen bir şey olmayınca, tavan yüzeyinin düzgün olmadığına karar verdim.
Moralim bozuk bir şekilde yatağa uzandım. Tavanda, duvarları döven azgın dalgaları seyrederken kendime şöyle söyledim;
İşi bilmiyorsun ve kendini aklamak için suçu kullandığın araçlara atıyorsun. Öğretmenlik yaparken de benzer şeyler yapardın sen. Çocuklar konuyu anlamayınca ya kitaba suç bulurdun ya da müfredata. Kitaplar veya müfredatla ilgili bir sıkıntı olmadığını anlayınca da en son ihaleyi öğrenciye bırakırdın.
Boya konusuyla ilgili kendini suçlamana gerek yok. Çünkü sen boyacı değilsin. En kötü, bir kat daha atarsın. Ama okulda konuyu öğretemeyince, birebirde veya etütte bir kat daha atarak mesele çözülmüyor. Çünkü eğitimde ilk katı bozuk atarsan, oluşan dalgalar bir ömür boyu durmuyor.
Tabii önemli bir konu daha var!
Tavanı ne kadar suçlarsan suçla psikolojisi bozulmuyor...
 
                 Kırık kalp
 
Bir okul müdürü anlatmıştı. Veli toplantısında bütün öğretmenleri gezen veli, en son okul müdürünün odasına girmiş. Gözleri biraz nemliymiş.
“Hocam” demiş. “Bütün öğretmenleri gezdim. Herkes çocuğumla ilgili olumsuz şeyler söyledi. Evet, dersleri kötü. Olumsuz davranışları da vardır mutlaka. Bunu biliyorum. Ama bir tane bile güzel cümleyi hak etmiyor mu oğlum? En azından 'Oğlunuz çok güzel yürüyor!' veya 'Ne kadar da güzel gülümsüyor!' deselerdi eve mutlu gidecektim. Ama şimdi kırık bir kalple ayrılıyorum okuldan.”
Okul müdürü bu hatırayı anlattıktan sonra da şöyle demişti;
“Velimiz o günden sonra okula uğramadı. Öğrenci de mezun olup gitti. Ama bu olayı aklımdan, o sitem dolu cümleleri de odamdan hâlâ çıkaramadım...”
 
                 3T formülü
 
Lisede bir hocamız vardı. Sınavdan önce hep aynı konuşmayı yapardı.
"Çocuklar! Kopyaya teşebbüs, tevessül veya tenezzül etmeyin! Canınızı yakarım!"
Sonra oturup gazete okurdu masasında. Kimse de kopya çekmeye kalkışmazdı.
Korkudan tabii.
Bakanımız gözetmensiz sınav konusunu gündeme getirince aklıma geldi bu hatıra...
 
                 Hocan versin!
 
Yıllar önce bir öğrencime dersi niçin dinlemediğini sordum. Çocuk, “Hocam, sizi anlamıyorum. Akşamları sizin anlattığınız konuyu Youtube’dan seyrediyorum. Bir hoca var, çok süper anlatıyor!” demişti.
Bayağı bir bozulmuştum.
Karne zamanı yaklaştığında aynı öğrenci gelip, “Hocam, ortalamam dört düşüyor! Performans notumu biraz yükseltir misiniz?” dediğinde, “Youtube’daki hocana söyle, o versin!” demiştim.
Artık nasıl alınmışsam?
 
                 Çok gezen mi bilir, çok yiyen mi?
 
Bizim çocuklar "isim-şehir" oynuyordu. Bir ara küçük olan yanıma geldi;
"Baba" dedi. "Abim oyunda hile yapıyor."
"Nasıl?" dedim.
"Şehir kısmına yemek yazmış. Bir de itiraz ediyor."
"Getir bakalım abinin kâğıdını" dedim.
Kâğıdı getirdi. Baktım A harfiyle oynuyorlar. Büyük çocuğun şehir kısmında da “Adana” yazıyor.
Bütün aile toplanıp zar zor çocuğa Adana'nın bir şehir olduğuna ikna ettik.
Sonra da büyük bir telaşla tabletteki “yemeksepeti” uygulamasını silip, bir atlas indirdik...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
607191 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/salih-uyan/607191.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT