Kaydet
a- | +A

Merhaba sevgili okur... Bugün seninle hayatın temel yapı taşlarından bir müesseseden yani evlilikten bahsedelim...

Belli bir yaşa gelmiş her genç çevresindekilerin bu beklentisiyle yüzleşerek merak ve baskı dolu sorularla karşı karşıya kalabilir. Sen de yer yer bu sorulardan, baskılardan bunalıyorsan sakın kendine dert etmeyesin diye yazıyorum bu yazıyı. Nitekim herkes bu yollardan geçiyor, yalnız değilsin.

Evlilik, her bireyin kendi karakteri ve beklentileri doğrultusunda gerçekleştirebileceği doğru insanla, doğru zamanda gerçekleştirildiğinde dünyayı cennete çeviren, ahirete de intikal edebilecek mahiyette olan beraberinde saadet-i dareyn (iki cihan saadeti) getiren güzel bir müessesedir.

Çağımızın vebası ise zannımca böyle helalinden bir yaşantı dururken insanların kıyafet değiştirir gibi flört değiştirerek dolayısıyla çoğunlukla kendisine göre yanlış insanlarla, yanlış duygularla aldanarak, nefsinin heva ve heveslerine kapılması sonrası içinden çıkamaz hâl alıp yaşadığı buhrandır.

Pekâlâ doğru evlilik nasıl olmalıdır?

Doğru evlilik Allah rızası için olmalıdır. Evlilik Sevgili Peygamberimizin sünnetidir. Hadis-i şeriflerde buyurulmaktadır ki:

“Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimle amel etmezse, benden değildir. Evleniniz! Zira ben, diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuz ile iftihar edeceğim. Kimin maddî imkânı varsa, hemen evlensin...” diye devam eden hadis-i şerif İbn-i Mâce, Nikâh, 1/1846 bölümünde yazılıdır.

Evlilik çeşitli sebeplerden dolayı gerçekleşebilir. Genel itibarıyla bir yuva kurma, evlat sahibi olma, hayatı, soyu idame ettirme yeni bir düzene girme, beğeni, sevgi, güzellik, yakışıklılık gibi sebeplerden hâsıl olabilir. Lâkin asıl olan evlilikte Allah'ın rızasını gözetmektir. Evliliğin selameti açısından temel ölçüt (kıstas, kriter) bu olmalıdır. Elbette sevgi mefhumu bu müessesenin temelini teşkil eder.

Lâkin unutmamak gerekir ki "Kalpleri birbirine ısındıran yalnızca Allah'tır." Bu bakımdan niyet hayır olur ise akıbet de hayır olur...

         Kübra Can

ŞİİR

   Köyüm seni çok özledim

Yokuşları dizledim,

Tepeleri gözledim

Küçüktüm ayrıldığımda

Köyüm seni çok özledim

Derelerini taşlarını

Ağaçtaki kuşlarını

Uzun süren kışlarını

Köyüm seni çok özledim

Büyüklerimi arıyom bulamıyom

Herkes yabancı olmuş soramıyom

Ben bir türlü şehirli olamıyom

Köyüm seni çok özledim

Dedemin mezarını

Kazma ile kazanını

Taşına tarih atıp yazanını

Arıyor, bulamıyom

Köyüm seni çok özledim

       Enver Küçük-Burhaniye/Balıkesir

UNUTULMAZ KELİMELER

VESVESE: Şüphe, tereddüt, kuruntu; aslı olmayan ihtimaller anlamında bir kavramdır. Sözlükte vesvese işkillenmek, şüphelenmek kuruntulu olmak anlamındadır. Kelime dinî bakımdan manası kalpte meydana gelen şüphe, tereddüt, vehim, kuruntu, iç üzüntüsü, nefis ve şeytanın meydana getirdiği iç karışıklığı anlamları için kullanılır. Zıddı tereddütsüz, kararlı, emin ve azimli olmak demektir.

Vesvese kelimesi Kur'ân-ı kerimde dört yerde geçmektedir. Fıkıh usulünde de vesvese kötü bir şey olarak kabul edilmiştir. Her şeyde tereddüt ve vesvese ile hareket edenin sözüne itibar edilmemiştir. Vesvese faydalı değil, zararlı olan bir şeydir. Vesveseye kapılan insan, ibadetlerinde yanılır, çeşitli hatalara düşer ve haz almaz.

Vesvese insanı yanlış ve batıl yollara bile saptırır. Hatta vesvesenin neticesinde insan akli dengesini bile kaybedebilir. Bu gibi durumda olan kimsenin profesyonel yardım alması en sağlıklı yoldur.