BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

(Web) Camdan hayatlar -2 -

Bu birbirinden bağımsız gözüken ama birbiriyle bağlantısı olan sosyal paylaşım siteleri ve mecraları nasıl da girivermiş hayatımıza?
Hatta o kadar ki bu sosyal mecraları kimilerinin hayatından birkaç dakikalığına çekip alsanız onun için stresin zirvesi olur… Birkaç gün olmadığında çıldıracak kadar beyinleri zihinleri duygu ve düşünceleri oralara hapsolmuş binlerce insan var… Bu müthiş gerçeği hepimiz yanı başımızda eşimizde dostumuzda görüyoruz… 
Çok uzak değildi bu çağın gelişi. İnsan var olduğundan bu yana birilerinin abonesi olmuştur ve bu çağ insanlığın isteklerinin sonucu olarak karşımıza çıkmıştı. Bugünü yaşıyor oluşumuzun yadsınamaz bir öncesi vardı. Birileri tarafından takip edilmek, beğenilmek ve bunu her an hissetme hazzının bir sonu olarak abonelik çağı, gelişen teknolojinin etkisiyle de kaçınılmazdı. Çünkü insanlar değerli gördüğü her bir şeyi takibe alabilirdi.
“Bunun kötü bir yanı var mı?” türü soruların gelişi de lüzumlu. O zaman cevap “şahsiyetimizi yitirmediğimiz ölçüde tabii ki hayır!”
Düşünün; güzel boya nasıl sürülür, kaşa kalem nasıl çekilir gibi makyaj videolarının yanı sıra, hangi tür elbisenin altına ne tür bir ayakkabının kombineli giyileceğine kadar sayısız miktarda ‘insanlığa’ hizmet eden (!) videolar karşımızda. Geçenlerde şahit olduğum şu videoyu hatırımdan çıkaramıyorum. Yurt dışında yaşayan genç bir Youtuber devasa boyutlarda hazırladığı yiyecekleri önce güzel bir sunumla servis ediyor ve sonrasında aynı denize ya da havuza atlar gibi yiyecek dolu genişçe bir şeyin içine doğru atlıyor. Yanındakiler de çeşitli gıda soslarından dökerek eğleniyorlar ve video bitiyor. Rakamlar doğruyu yansıtıyorsa, milyonlar ile telaffuz edilen insan bu videoyu izlemişti. Sözüm ona bu kadar ‘faydalı’ içeriklerin yanında siz de toplumsal bir fayda sağlayabileceğinize inanıyorsanız, durmayın. Camdan hayatlar sizi bekliyor…
Erdi Han/ Sosyolog
 
 
ŞİİR
 
Gönül
 
Savrulurken ömür ağacından
Yaprak misali hayaller,
Gönül misafirperver,
Hüzün, neşe ve keder…
 
Güneşin doğuşunu bekler geceden
Umudu sîrete nakşedenler.
Gönül hercaidir,
Kâh ağlar, kâh güler.
 
Çiçekli yollar mıdır beliren,
Hasret dolu baharlar?
Gönül dem hane
Bazı hâr, bazı zâr.
 
G. Yıldız / Ankara
 
 
 
 
UNUTULMAZ ESERLER
 
MUHAKEMET-ÜL-LUGATEYN: Ali Şir Nevai’nin kaleme aldığı, Kâşgarlı Mahmud’un Dîvânü lugāti’t-Türk’ünden sonra Türk dili üzerine yazılmış en önemli eserdir. Nevai, Türkçeyi dönemin hâkim kültür ve edebiyat dili Farsça ile karşılaştırıp edebi sanatlar, kelime hazinesi, gramer ve fonetik bakımından Farsçadan üstün olduğunu örneklerle ortaya çıkarmak istemiştir. Eser ölümünden bir yıl önce Aralık 1499 yılında kaleme alınmıştır. Kendisi edebiyat hayatına on beş yaşında Farsça şiirler yazarak başladığını, döneminde Fars edebiyatını kendisinden daha iyi bilen bir kimsenin bulunmadığını ileri sürüp görüşlerinin sağlam bir temele dayandığını vurgulamak istemiştir. Nevai eserde ayrıca Türkçede akrabalık, kuş, yer, av hayvanları, biniş takımları, giysiler, yiyecek içecek vb. adlar için kullanılan kelimelerin zengin çeşitliliğini örneklerle ortaya koymuştur. [A. Azmi Bilgin- https://islamansiklopedisi.org.tr/muhakemetul-lugateyn]
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620313 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/620313.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT