BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Tam yirmi üç defa!..

Geçtiğimiz hafta "Babalar Günü"ydü… Anneler babalar sabrederler. Sabrının sınırları ölçülmez.
Bununla ilgili bir minik hikâye buyurun:
“Seksen yaşına merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen 45 yaşında ve saygın bir işi olan oğlu salonda oturuyorlardı. Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sohbet ettikten sonra oğlu susmuş babasına veda etmek üzere hazırlanıyordu. O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Yaşlı baba yılları hatırladı birden… Kargaya gülümseyerek biraz baktıktan sonra oğluna sordu ‘bu ne oğlum?’
Oğlu şaşkın cevapladı:
-Bir karga.
Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu:
-Bu ne oğlum?
Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı:
-Baba o bir karga.
Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, yan yatırıyor, havaya bakıyor vs. Yaşlı baba üçüncü defa sordu ‘Bu ne?’ diye. Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü:
-O bir karga baba, üç oldu soruyorsun, beni işitmiyor musun? 
Yaşlı baba dördüncü defa sorunca oğlu sesini yükselti:
-Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır sana cevap veriyorum ve hâlâ sormaya devam ediyorsun. Yoksa benim sabrımı mı deniyorsun?
Yaşlı babası buruk bir gülümsemeyle yerinden kalktı, içeri gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hatıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu. Sevgiyle gülümsemeye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi.
“Bugün 3 yaşındaki minik oğlumla salondaki sedirde otururken yanı başımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu… Oğlum bana tam 23 defa onun ne olduğunu sordu… Her soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga olduğunu söyledim… Rahatsız olmak mı? Hayır. Onun her defasında sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu ve onu daha çok sevdim.”
Sağlık ve esenlik dileklerimle…
         Aslan Torun-Sağ. Yazar
 
 
 
 
 
ŞİİR
 
           İNSANLAR
 
Ne idik, ne olduk gönülde keder,
Örf, âdet yok oldu hep birer birer,
Şimdi ne gelen ne soranımız var,
Değişen zaman değil insanlar...
 
Anne, babayı dinlemeyen gençlerimiz,
Oğlumuza, kızımıza bir şey diyemiyoruz,
Ne imiş! Gençliklerini yaşayacaklarmış,
Değişen kural, nizam değil insanlar...
 
Ceddimizi, geçmişimizi unuttuk,
Nerden gelip, nereye böyle vardık,
Tutturduk bir Avrupai sevdalık,
Değişen vatan, bayrak değil insanlar...
 
Herkes diline dolamış bir özgürlük,
Kim, kime almış bir vurdumduymazlık,
Bahanemiz olmuş geçim ve ekonomik,
Değişen altın, gümüş değil insanlar...
 
Her tarafımızı sarmış düşman sürüsü,
Biz hâlen eğlence, sefa peşindeyiz,
Düşün, nerden geldik, nereye yolumuz?
Değişen doğmak, ölüm değil insanlar.
               Abdulkadir Yılmaz-Samsun
 
 
 
 
SAĞLIK OLSUN
 
Meniere neden sendrom olarak adlandırılıyor?
 
Çünkü Meniere, birbirinden farklı en az üç dört çeşit rahatsızlığın birbirini etkilemesiyle ortaya çıkan karışık bir hastalık örgüsüdür. Örnek olarak:
*Burun tıkanıklığının orta kulak üzerindeki basıncın artmasına sebep olması ve hastadaki rahatsızlığın şiddetini çok daha fazlalaştırması.
*Boyunda yapısal bozukluk olan hastanın, boyun kaslarındaki gerilimin beyne çıkan damarlar üzerine uyguladığı bası sebebiyle beyne temiz kan sirkülasyonunda azalma olması.
*Astım rahatsızlığı olan hastanın vücudu için yeterli oksijeni alamaması sonucu beyin oksijen ihtiyacının yeterli karşılanamaması vb. Meniere rahatsızlığını tetikleyen ve etkileyen faktörlerden bazılarıdır...
Sonuçta Meniere Sendromu olan hastada, rahatsızlığı şiddetlendiren bu diğer rahatsızlıklar ve faktörler bile tedavi edilse, hasta önceki hâline göre çok daha iyi durumda olacaktır.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
629079 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/629079.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT