Cumhurbaşkanı’ndan kültürel miras açıklaması: Anadolu adeta bir açık hava müzesi
Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülleri Takdim Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin kültürel zenginliklerine dikkat çekti. Yaşayan İnsan Hazineleri listesine bu yıl 10 yeni ismin daha eklendiğini belirten Cumhurbaşkanı "Anadolu adeta bir açık hava müzesidir. Kökleri derinlere ulaşan bir kültür ağacı her köşeyi kuşatmaktadır. Bugün UNESCO listesine kaydettirdiği değeriyle Türkiye en çok miras kaydettiren ikinci ülke konumundadır. Sanat milli kültürün taşıyıcı kolonlarından biridir" dedi.
- Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ile Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülleri Töreni Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapıldı.
- Hüseyin Öksüz, Mustafa Karpuzcu, Emine Polat gibi isimler "Yaşayan İnsan Hazinesi" ilan edilen sanatçılar arasında yer aldı.
- Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, kültürün nesilden nesle aktarılan ve özünden kopmayan milli ve manevi bir birikim olduğunu belirtti.
- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da törende kürsüye çıkarak önemli açıklamalarda bulundu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ve Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülleri Takdim Töreni, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlendi.
Bu yıl listeye 10 yeni isim daha eklendi. Sanatçılar Hüseyin Öksüz, Mustafa Karpuzcu, Emine Polat, Mehmet Karslı, Emine Polat, Mehmet Tandeğer, Mehmet Bülent Fıstıkçı, Emel Duman, Osman Kırca, Ertuğrul Şengülap 'Yaşayan İnsan Hazinesi' ilan edilen sanatçılar arasında yer aldı.
"KÜLTÜR ÖZÜNDEN ASLA KOPMAZ"
Törende konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Kültür nesilden nesle aktarılır, özünden asla kopmaz. Kimlik vesikası gibi ayrıştırıcıdır. Bugün kültür kavramından bahsedebiliyorsak böylesine milli ve manevi bir birikimi aktaran insanlarımız sayesindedir. Binlerce yıllık Türk sanatını ayakta tutanlara minnetimizi sunma iradesi bugün bizi bir kez daha bir araya getirmiştir” dedi.
Bakan Ersoy’un ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da kürsüde çıkarak önemli açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:
Bu kıymetli tören vesilesiyle sizlerle olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Sizlerin vasıtasıyla gerek ülkemizde gerek kültür coğrafyamızda sanat dünyamıza katkı yapan ince ruhlu insanlarımıza, tüm sanatçılarımıza sevgilerimi iletiyorum. Sözlerimin başında şu hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli dostlarım, hâl nasıl sârî ise mekân da sârîdir. Bunlar insana, özellikle de sanat ve zanaat erbabına doğrudan sirayet eder. Sanatçının zihnine, sezişine, dünyayı algılayışına ve olayları okuyuş biçimine etki eder. Sanatçının ortaya koyduğu her eser, ustaların vücuda getirdiği her ürün, aslında binlerce yıllık tarihin, kültürün, geleneğin, mekânın ve elbette yaşanılan coğrafyanın bir özeti, sureti ve neticesidir. Bu yönüyle camilerimizin, mescitlerimizin ve mimari yapılarımızın sanat eserleriyle süslenmesi asla tesadüf değildir.
"ANADOLU ADETA AÇIK HAVA MÜZESİ"
Geleneksel sanatlardan mimariye, musikiden şiir ve edebiyata kadar uzanan çok köklü bir birikimin varisleriyiz. Biliyorsunuz, Anadolu deyim yerindeyse bir açık hava müzesidir; en doğusundan en batısına kadar bu topraklarda kökleri çok derinlere uzanan bir kültür ağacı, bir sanat ve medeniyet çınarı her köşeyi kuşatmaktadır. Hangi ilimize, hangi yöremize giderseniz gidin, orada muhakkak sanata gönül vermiş, gönül imbiğinden aşkla damıttığı duyguları ve fikirleri esere dönüştürmüş ustalarla, üstatlarla ve sanatçılarla karşılaşırsınız. Tarihin, kültürün ve mekânın sanatkâr bir kalbe nasıl tesir ettiğini, onu nasıl güzelleştirdiğini, maharetli ellere nasıl ilham verdiğini bir bakışta anlarsınız.
"TÜRKİYE İKİNCİ ÜLKE KONUMUNDA"
Bugün itibarıyla Türkiye, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listelerine kaydettirdiği 32 kültürel değeriyle 185 ülke arasında en çok kültürel miras kaydettiren ikinci ülke konumundadır. Hâlihazırda somut olmayan kültürel miras ulusal envanterimizde 368 kültürel değerimiz, yerel düzeyde ise tam 1707 kaydımız bulunmaktadır. Bunlar, kültür hazinemizin zenginliğini göstermesi bakımından önemli rakamlardır. Tabii bu mirasın yaşatılması, bu çınarın içi oyuk bir ağaca dönüşmeden daha canlı, daha güçlü ve daha sağlam bir şekilde gelecek kuşaklara nakledilmesi bizim için hayati bir meseledir. Eğer bunu yapmazsanız, mazi ile istikbal arasındaki irtibatı koparmış, dolayısıyla kimlik ve kültürümüzü de koruyamamış olursunuz; çünkü sanat, millî kültür ve kimliğin en belirleyici unsurlarından, hatta taşıyıcı kolonlarından biridir. Sanatını aşkla yapan, işine tutkuyla sarılan, ömrünü eserlerine adayan siz kıymetli ustalarımıza; değerlerimizi yaşattığınız, gençlerimize örnek olduğunuz ve geçmişle gelecek arasında yeni köprüler kurduğunuz için tüm kalbimle teşekkür ediyorum. Daha nice eserlerle, nice ürünlerle kültür ve medeniyetimize katkı yapmayı sizlere nasip eylesin diyorum.
"MEDENİYETİMİZİN ODAK NOKTASI İNSAN"
Kıymetli misafirler, değerli dostlarım; bizim inancımızda her insan, eşref-i mahlûkat sıfatıyla kendi başına bir hazine hükmündedir. Her birimiz, insanı zübde-i âlem, yani kâinatın özü olarak fehmeden; onu bu rüyet ve hüviyetle gören bir anlayışın mensuplarıyız. Medeniyetimizin odak ve hareket noktası insandır. Devlet ve hükümet anlayışımızın nirengi noktası insandır. Şehircilik felsefemizin mimarı, estetiğimizin ve cihana bakışımızın özü, nüvesi evvel emirde insandır. Sanat ve sanatçı ise fizik sınırlarını aşarak zahir olanın ötesine, maveraya, metafiziğe ve hakikate ulaşma istidadı gösterir ve bunun için çabalar. Sanatçıyı, bilmediğimiz bir dünyadan bir kaza sonucu dünyamıza düşmüş, fizik ötesi yaşantılı bir kazazede; yeryüzünü ise mutlaklık âleminin dipnotu olarak tarif eden merhum Sezai Karakoç, bu hakikati şöyle dile getiriyor: “Sanat, kaçsa da inkâr etse de Tanrı’ya doğrudur. Tanrı, hakikat ve ebediliktir. Dostoyevski, ömrü boyunca Tanrı’yı bulmayı amaçlayan bir roman yazmak ihtirasını taşıdı; Mesnevi bizi hep öteki dünyaya götürme çabasıdır, baştan başa Leyla ile Mecnun’da, Hüsn ü Aşk’ta bu sebeple vahdet-i vücut inancıyla son bulur. Sanat eseri, fizikten kurtuluşu, fizik ötesine bir çıkış noktası ararken ileri atılan bir köprü ucudur.
"10 KİŞİYİ DAHA EKLEDİK"
Evet, bizim için sanat işte budur; hakikate doğru yönelen bir yolculuktur. Gerçek sanatçı ve usta, işte bu hakikatin izini süren; emeğiyle, yorumuyla, eserleriyle bize yeni ufuklar çizen insandır, yaşayan bir hazinedir. Tam da bu anlayışla 2008’den beri sahip olduğumuz sanat birikimini nesilden nesile aktaran sanatçı ve ustalarımızı “Yaşayan İnsan Hazineleri” ilan ediyoruz. Bugüne kadar 90 kişiyi ve 2 grubu Yaşayan İnsan Hazineleri listemize aldık. Geçtiğimiz sene 25 usta ve sanatçımızı bu listeye dâhil ettik. Bu yıl ise listemize 10 yeni isim daha ekliyor, Yaşayan İnsan Hazineleri varlığımızı daha da zenginleştiriyoruz.
"20 USTAMIZI RAHMETLE YÂD EDİYORUM"
Ödüllerini inşallah birazdan tevdi edeceğimiz Hattat Hüseyin Öksüz’ü, Geleneksel Kuyumculuk Ustası Sevan Bıçakçı’yı, Körüklü Çizme Ustası Mustafa Karpuzcu’yu, Folklorik Bebek Yapımı Sanatçısı Emine Polat’ı, Mücellit Mehmet Karslı’yı, Zil Yapım Ustası Mehmet Tamdeğri’yi, Sedefkâr Mehmet Bülent Fıstıkçı’yı, İpek Böcekçiliği ve Dokumacılığı Ustası Emel Duman’ı, Üç Telli Bağlama İcracısı Osman Kırca’yı ve Devdah Ertuğrul Şen Günalp’i sizlerin ve milletimizin huzurunda ayrı ayrı tebrik ediyorum. Kültür, sanat ve zanaat mirasımızı koruyan, yaşatan ve bizden sonraki nesillere ulaştırılmasını sağlayan tüm ustalarımıza, sanatkârlarımıza ve kuruluşlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum. Bu vesileyle, eserlerini bizlere ve milletimize emanet ederek ebedî âleme irtihal eden ödül sahibi 20 usta ismimizi bugün bir kez daha rahmetle ve şükranla yâd ediyorum.
"KAÇIRILAN 13.448 ESERİN ÜLKEMİZE İADESİNİ SAĞLADIK"
Bakınız, son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13.448 eserin ülkemize iadesini sağladık. Kültür Yolu Festivalleri kapsamında sadece geçtiğimiz yıl 20 farklı şehrimizde 50.000’i aşkın sanatçının katılımıyla 9.600’ün üzerinde etkinlik gerçekleştirdik. Gençlerimizin gelenekli sanatlarımızla daha sıkı bağlar kurabilmesi için başlattığımız ve ilkini 15 Temmuz Müzesi’nde gerçekleştirdiğimiz, buradan hareketle açtığımız Yaşayan Miras Okullarımızı çok kısa bir süre içerisinde 81 ilimize yaygınlaştıracağız. 2025 senesinde yapılan kazı çalışmalarında 15.000’in üzerinde arkeolojik buluntuyu gün yüzüne çıkardık; gece müzeciliği ile 600.000 ziyaretçi ağırladık. Hemen yanı başımızdaki Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanemiz de bu noktada çok önemli çalışmalara imza atıyor. Kütüphanemizde sadece 2025 yılı içerisinde 17 sergiye ev sahipliği yaptık. Burada tek tek saymaya kalksak saatlerimizi alacak daha nice çalışmayı, eseri ve projeyi hayata geçirdik. İnşallah bundan sonra da kültür varlığımızı korumak ve güçlendirmek için sanatçılarımız, gençlerimiz, ülkemiz ve milletimiz için çalışmaya, koşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle Kültür ve Turizm Bakanlığı özel ödülleriyle Yaşayan İnsan Hazineleri ödüllerini takdim ettiğimiz sanatkârlarımızı, ustalarımızı ve kuruluşlarımızı bir kez daha tebrik ediyor; kültür ve sanat hayatımıza, geleneksel değerlerimizin yaşatılmasına yaptığınız katkılar için her birinize teşekkür ediyor, çalışmalarınızda Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını tamamlandıktan sonra sanatçıların ödüllerini, sahnede takdim etti.
