"Ya seve seve ya da" diyerek tehdit etti! Tanju Özcan'nın 'market' yolsuzluğu
Bolu Belediyesine yönelik "rüşvet ve irtikap" davasında beyanda bulunan BİM A.Ş. Mağaza Geliştirme Müdürü Saffet Karadağ, Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan’ın market temsilcileriyle toplantılar yaptığı, reklam sözleşmesi imzalamayan firmalara yoğun zabıta denetimleri uygulanarak baskı kurduğunu ifade etti. Karadağ, "Tanju Özcan, toplantıda herkese karşı, ‘Ya seve seve vereceksiniz ya da seve seve’ şeklinde bir ifade kullandı" şeklinde konuştu.
- Duruşmada, BolSev Vakfı'nın düzenlediği ve kurban kesimi yapılmadığı iddia edilen 845 bin liralık kurban bağışı kampanyası konusu ele alındı.
- Sanıklar Tanju Özcan ve Ali Sarıyıldız, kurban kesiminden tedarik ve yer sorunları, izin süreçlerinin bilinmemesi gibi nedenlerle vazgeçildiğini savundu.
- Ayrıca duruşmada, bir şirket yetkilisinin belediyeye bağlı şirketten beton almaya zorlandığı iddialarını içeren "beton olayı"na ilişkin mağdur beyanları dinlenildi.
- "Hak ediş olayı" kapsamında, bir şirket yetkilisinin hak ediş ödemelerinin zamanında yapılması için vakfa yardım yapmaya zorlandığı iddiasına ilişkin müşteki beyanı alındı.
- "Marketler olayı"nda ise zincir market yetkilileri, BolSev'e bağış yapmaya ya da reklam vermeye zorlandıkları iddialarıyla ilgili mağdur olarak dinlenildi.
- Tanju Özcan hakkında her bir mağdura yönelik eylemi nedeniyle 6 kez icbar suretiyle irtikap, 3 kez irtikaba teşebbüs, 34 kez nitelikli dolandırıcılık ve 1 kez rüşvet suçlarından toplam 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.
Bolu Belediyesine yönelik "irtikap" soruşturması kapsamında haklarında dava açılan, aralarında belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan'ın da bulunduğu 6'sı tutuklu 19 sanığın yargılandığı davanın duruşması üçüncü gününde sanık savunmaları ile müşteki ve mağdur beyanları alındı.
Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesince, Bolu Sosyal Bilimler Lisesinin spor salonunda özel oluşturulan salonda yapılan duruşmaya, tutuklu sanıklar Tanju Özcan, Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Belediye Meclis üyesi Cihan Tutal, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan, BolSev yöneticisi Ali Sarıyıldız ile Bolu Köroğlu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi ile Bolu Manavlar Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mustafa Altındal, tutuksuz sanıklar, müştekiler ve tarafların avukatları katıldı.
Duruşma, BolSev Vakfı tarafından sosyal medya üzerinden kurban bağışı kampanyası düzenlendiği, 2025 yılı Kurban Bayramı öncesinde toplanan 845 bin lira karşılığında kurban kesimi yapılmadığı iddiasını içeren "kurban olayı"na ilişkin sanık savunmalarıyla sürdü.
BolSev yöneticisi tutuklu sanık Ali Sarıyıldız savunmasında, belediyenin de kurban organizasyonu yaptığını belirterek, "Tanju Başkan bana, 'Belediye kurban bağışı toplamaya başladı. Vakıf olarak biz de aynı şekilde yapalım.' dedi. Kurban keselim diye yola çıktık aslında." dedi.
Bağış kampanyasına ilişkin hazırlanan ilanların, belediyenin internet sitesindeki görsel kullanılarak billboardlarda yayımlandığını, daha sonra uygulamanın hatalı olduğunu fark ettiklerini anlatarak, "Kurban tedarik edip muhafaza edemeyeceğimizi de gördük. İlanları ve reklamları kaldırdık. İlanların kaldırılmasına kadar geçen sürede bazı vatandaşlar bağış yapmış." diye konuştu.
Bu süreçte Vakıflar Genel Müdürlüğü ile görüşüldüğünü ve toplanan paraya dokunulmadığını savunan Sarıyıldız, "Karar alamadığımız için kurban kesimi de yapılmadı. Çocuklara da yardım yapmadık. Yaparsak sıkıntı yaşayacağımızı düşündük." ifadesini kullandı.
Sarıyıldız, kurban kesiminden vazgeçme nedenlerini, "Tedarik ve yer konusunda sıkıntı yaşayacağımızı düşündük. Ayrıca Valilik ve ilgili kurumlardan da izin alınması lazımmış. Bunu bilmiyorduk." şeklinde açıkladı.
TANJU ÖZCAN'IN SAVUNMASI
Tutuklu sanık Tanju Özcan da BolSev'in kuruluşunda yönetim kurulu başkanı olduğunu ancak kuruluş süreci ve sonraki dönemde aktif rol almadığını söyledi.
Vakfın yalnızca belediyeyle iş yapanların bağışlarıyla ayakta kalmasını istemediklerini dile getiren Özcan, vakfın gelir kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla farklı projeleri değerlendirdiklerini anlattı.
Özcan, Bolu Belediyesinin yaklaşık 17 yıldır kurban bağışı topladığını, son 4-5 yıldır ise Valilikten izin alarak bu organizasyonu gerçekleştirdiğini kaydetti.
Belediyenin kurban kampanyası sürecine ilişkin bilgi veren Özcan, "Bayrama bir ya da 2 hafta kala böyle bir organizasyon yapılamaz. Vakfın kurban bağışı toplama yetkisi yok. Ayrıca Valilik ve Vakıflar Genel Müdürlüğünden izin alınması gerekiyor. Bu izinlerin kısa sürede alınamayacağını bildiğim için öyle bir talimat vermem söz konusu değildir." diye konuştu.
Özcan, toplanan 845 bin liralık bağışın harcanmadığını savunarak, "Bu olay para harcanmadığı için ortaya çıktı. Başlangıçta kurban kesme amacı vardı. Ancak bunun gerçekleştirilemeyeceği anlaşılınca vazgeçildi." dedi.
Bu olayla ilgili kimsenin dolandırıcılık kastıyla hareket etmediğini iddia eden Özcan, mahkeme başkanının "Kurban bağışı olayı önemli bir hata. Bununla ilgili Ali Sarıyıldız için yaptırım uygulamayı düşündünüz mü?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:
"Ali Bey Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilileri ile görüşmüş, parayı kullanmamış, bu konuda üzerine düşeni yapmış. Bu konuda Ali Bey'i neden suçlayayım? Ali Bey'in o yoğunluk içinde belediyenin bağış kampanyasıyla karıştırabileceğini veya iyi niyetli şekilde böyle bir tasarrufta bulunabileceğini düşünüyorum."
Belediye Meclis Üyesi tutuksuz sanık A.D. ise kurban bağışıyla ilgili bir işleyişin içerisinde bulunmadığını savundu.
Vakıfta her şeyin yetkilisinin Ali Sarıyıldız olduğunu ileri süren A.D, "Kendisi yetkiden daha çok etkisi olan birisi. Bir öyle, bir böyle diyerek insanları, bizi hatta sizi de zan altında bırakmaya kimsenin hakkı yok. Benim hileli davranışım, kastım yok. Mağdurlarla temasım, hesaplar üzerinde tasarrufum, hesaplara bakma yetkim, bağışlarla ilgili icrai yetkim yokken Ali Bey'in ifadeleri sonucu burada yargılanıyorum." ifadelerini kullandı.
Belediye Başkan Yardımcısı tutuksuz sanık L.B, BolSev'de sekreter üye olarak görevli olduğunu, imza yetkisinin bile bulunmadığını söyledi.
L.B, vakıfta burslarla ilgili yoğun çalışma yaptıklarını ancak kurban bağışıyla ilgili hiçbir çalışma içinde bulunmadığını iddia etti.
Kendisinin ve kardeşinin kurban bağışını Bolu Belediyesine yaptığını söyleyen L.B, "Bu faaliyetlerden soruşturma başladığında haberim oldu. Zaten haberim olsaydı üyesi olduğum vakfa bağış yapmaz mıydım?" dedi.
Duruşmada beyanda bulunan 21 mağdur, kurban bağışından broşür, billboard ve sosyal medya gibi mecralardan haberdar olduklarını belirterek, kurban ibadetini yerine getirmek için bağış yaptıklarını kaydetti. Kurban kesilmeyeceği hakkında bilgi sahibi olmadıklarını söyleyen mağdurlar, paranın iade edildiğini ve şikayetçi olmadıklarını ifade etti.
"BETON OLAYI"NA İLİŞKİN MAĞDURLAR DİNLENİLDİ
Duruşmada, bir şirket yetkilisinin belediyeye bağlı şirketten beton almaya zorlandığı iddialarını içeren "beton olayı"na ilişkin mağdur C.E, Bolu Bel AŞ. ile beton alım görüşmeleri ve sonrasındaki süreçle ilgili beyanda bulundu.
Bolu'daki projenin yöneticisi olduğunu belirten C.E, Bolu Bel AŞ. ile uzun süre fiyat pazarlığı yürüttüklerini belirterek, "Amacımız belediyeden beton alarak Bolu'nun kazanmasını sağlamaktı. Anlaşamazsak kendi beton santralimizi kuracaktık. O dönemde Bolu Bel AŞ'nin fiyatları daha uygundu." dedi.
C.E, Bolu Bel AŞ'de yönetimin değişmesinin ardından fiyat teklifi arttığı gerekçesiyle pazarlıktan vazgeçtiklerini kaydetti.
Bir görüşmede Özcan'ın, "Betonu dışarıdan alamazsınız, size beton santrali de kurdurtmam." dediğini iddia eden C.E, bunun üzerine projeyi sonlandırmayı düşündüklerini söyledi.
C.E, kendi beton santralini kurma kararının ardından belediyeyle yaşadıkları sorunların arttığını savunarak, ihtiyaç duydukları bazı belediye evraklarını almakta güçlük çektiklerini ve çeşitli gerekçelerle denetimlere maruz kaldıklarını iddia etti.
Şantiyenin mühürlendiğini ve zabıta ekiplerinin uzun süre sahada beklediğini, yaşananların devlet yetkililerinin devreye girmesiyle sona erdiğini söyleyen C.E, şikayetci olmadığını belirtti.
Tanju Özcan hakim karşısında: Bu suçlamadan utanıyorum
"HAK EDİŞ OLAYI"NA İLİŞKİN MÜŞTEKİ BEYANI ALINDI
Hak ediş ödemelerinin zamanında yapılması için bir şirket yetkilisinden vakfa yardım talep edildiği iddiasını içeren "hak ediş olayı"na ilişkin müşteki çevre mühendisi ve kamu müteahhidi H.V.A. geçen yıl Elektronik Kamu Alımları Platformu üzerinden yapılan açık ihaleyle Bolu'daki 100. Yıl Cumhuriyet Parkı yapım işini üstlendiklerini, projeye mayısta başladıklarını söyledi.
H.V.A., hak ediş ödemeleriyle ilgili görüşmek amacıyla biri BolSev'de, diğeri tutuklu sanık Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan'ın odasında iki görüşme gerçekleştirdiğini anlattı.
İlk görüşmede hak edişlerle ilgili konuşma yapılmadığını kaydeden H.V.A, "Ali Sarıyıldız vakfın çalışmalarını anlattı. Bana böyle bir destek verip veremeyeceğimi sordular. Ben de kabul ettim. 'Reklam ve bağış yaparsan hak edişleri erken alırsın.' denmedi ancak ben reklam verirsem hak edişlerimi daha erken alabileceğimi düşündüm." diye konuştu.
Toplam 10 milyon liralık katkının 2,5 milyon lirasını vakfa bağış, 7,5 milyon lirasını ise reklam bedeli olarak planladıklarını anlatan H.V.A., bağış tutarının hak edişlerinden mahsup edilmesini talep ettiğin, bunun aylık 500 bin liralık kesintiler halinde yapılmasını istediğini söyledi.
"MARKETLER OLAYI"NDA MARKET YETKİLİLERİ DİNLENİLDİ
Durşmada, zincir marketlerin BolSev'e bağış yapmaya ya da reklam vermeye zorlandığı iddialarını içeren "marketler olayı"na ilişkin kentteki yerel ve ulusal zincir marketlerinin yetkilileri mağdur olarak dinlenildi.
O dönemde BİM'in mağaza geliştirme müdürü olan S.K, tutuklu sanık Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can ile yaptığı birebir görüşmenin ardından market zincirlerinin temsilcilerinin katılımıyla Tanju Özcan başkanlığında 10-12 kişinin katılımıyla toplantı gerçekleştirildiğini belirtti.
Toplantının BolSev ve vakfın reklam faaliyetlerine ilişkin sunumla başladığını anlatan S.K, "Vakfa destek talebinde bulunuldu. Bize içerisinde fiyatlandırmaların bulunduğu zarflar verildi. Bu fiyatları kabul edemeyeceğimizi söyledim. Tanju Özcan da 'Siz bunda yetkili değilsiniz, bunu anlıyorum. Üstlerinizle görüşün, sonra bize bildirirsiniz.' dedi." ifadelerini kullandı.
Toplantıda Tanju Özcan'ın, "Ya seve seve vereceksiniz ya da seve seve vereceksiniz." dediğini iddia eden S.K, bu ifadeyi, reklam desteğinin mutlaka sağlanması gerektiği yönünde algıladığını söyledi.
S.K, konuyu şirket yönetimine ilettiklerini ve kararın bölge yönetimine bırakıldığını belirterek, "Biz de 10 bin liralık reklam sözleşmesi imzaladık." dedi.
Nuhmar/1N genel müdürü H.R.K. toplantı davetiyle belediye binasına gittiğini, konunun reklam sözleşmeleriyle ilgili olduğunu öğrenince imza yetkisi olmadığı için toplantıya katılmadan oradan ayrıldığını söyledi.
H.R.K, sonraki süreçte patronunun reklam sözleşmesi imzaladığını anlatarak, zabıta denetimlerinde ne reklam sözleşmesi öncesi ne de sonrasında değişiklik olmadığını savundu.
Duruşmaya diğer müşteki ve mağdurların dinlenilmesi için yarına kadar ara verildi.
Ekrem İmamoğlu yine mahkeme salonundan kovuldu! Hakkında soruşturma başlatıldı
SÜREÇ VE İDDİANAME
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Bolu Belediyesine yönelik 28 Şubat'ta başlatılan "irtikap" soruşturması kapsamında 19 kişi gözaltına alınmıştı.
Tanju Özcan, başkan yardımcıları Süleyman Can ve Leyla Beykoz, belediye meclis üyeleri Cihan Tutal ve Aydan Özdemir, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan ve BolSev yöneticisi Ali Sarıyıldız tutuklanmış, itiraz üzerine Beykoz ve Özdemir adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.
"Rüşvet" operasyonu kapsamında tutuklanan Bolu Köroğlu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi ile Bolu Manavlar Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mustafa Altındal'ın dosyası da bu dosyayla birleştirilmişti.
Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 178 sayfalık iddianamede, Tanju Özcan'ın her bir mağdura yönelik eylemi nedeniyle 6 kez "icbar suretiyle irtikap", 3 kez "irtikaba teşebbüs", 34 kez "nitelikli dolandırıcılık" ve 1 kez "rüşvet" suçlarından toplam 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Süleyman Can'ın 5 kez "icbar suretiyle irtikap" ve 2 kez "irtikaba teşebbüs" suçundan toplam 27 yıl 6 aydan 64 yıla kadar, Ali Sarıyıldız'ın 6 kez "irtikap suçuna yardım", 3 kez "irtikap suçuna yardıma teşebbüs" ve 34 kez "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından toplam 72 yıl 7 ay 15 günden 218 yıl 9 aya kadar hapis cezasına mahkum edilmesi isteniyor.
İddianamede, diğer sanıklar hakkında da bu suçlardan değişen sürelerde hapis cezası talebinde bulunuluyor.
