Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmalarını hep şiirle süsler... AK Parti son grup toplantısında da tanıklık ettik buna. Belediyelerdeki yolsuzluk, rüşvet, irtikap, âlemleri dile getirirken, CHP ve Genel Başkanı Özgür Özel’e yüklenirken,
Tevfik Fikret’tin Han-ı Yağma şiirinden esinlendi:
‘‘Bu ülke CHP'nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları, CHP'li başkanların han-ı zi-safası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size 'Yiyin efendiler, yiyin. Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin' demez. Diyemez, demeyecektir.’’
Tevfik Fikret bu şiirinde, çok sevdiği 2. Meşrutiyet döneminde;
Bazı yöneticilerin devleti, milleti nasıl sömürdüğünü şöyle anlatır:
"Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını,
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini,
Bütün ferağ-ı hâlini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!"
1912 yılında yazılan Han-ı Yağma âdeta günümüze ışık tutuyor…
Mülkiyetine mülk katan, ‘cukkalama’ya vakıf kılıfı uyduran kimi CHP’li belediye başkanları için söylenmiş gibi…
***
Tekrar grup konuşmasına dönecek olursak. Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisine yönelik…
Özgür Beyin "Darbeci’, Cuntacı" iftiralarına da cevap verdi.
27 Mayıs Darbesini,12 Mart Muhtırasını, 12 Eylül Darbesini, 28 Şubat Darbesini, 27 Nisan Bildirisini, Gezi Olaylarını, 17-25 Aralık Darbesini,15 Temmuz İhanetini hatırlatarak…
CHP’nin, darbeci ve cuntacılarla kol kola yürüdüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bu anlattıkları ile de yetinmedi.
Video izletti, CHP’nin darbeci geçmişini gözler önüne seren…
Sözlerini CHP’nin portresini şöyle çizerek noktaladı:
"Kimse kusura bakmasın ama Türkiye'nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik, CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP'nin millî sporudur."
Siz bakmayan Özgür Özel’in:
"Millet iradesine sahip çıkıyor" mitinglerindeki konuşmalarına…
Söylem başka, eylem başka…
SAĞ SİYASET/SIĞ SİYASET...
Meslektaşımız akademisyen Serpil Seda Şimsek… "Cumhuriyetin Öteki Yarısı" adını verdiği doktora tezinde, 1946-2002 yıllarını kapsayan dönemi işleyen,
DP, AP, ANAP, DYP’nin siyasi arenada olduğu, siyasi tarihimizin mihenk taşı 'Merkez Sağ’ın Seyrini anlatıyor.
Uzun süren araştırma ve yoğun emek mahsulü eserde…
Söz konusu 4 partiyi;
Sosyal destek tabanları, ekonomi politikalarını, hayat tarzından kaynaklanan bölünmelerini, mevcut rejimle olan ilişkilerini, millî güvenlik ve dış politika parametrelerini masaya yatırarak tek tek analiz ediyor.
***
Bu 50 yıllık süreçte;
Türkiye’nin kalkınması/gelişmesinin, uluslararası alanda söz sahibi olmasının fikir ve düşünce hürriyetinin yaygınlaşmasının, temel hak ve hürriyetlerin teminat altına alınmasının, ekonomik alanda gerçekleştirilen reformların, çağ atlatan büyük projelerin altında… merhum devlet adamları:
"Demokrasi Şehidi" Adnan Menderes, "Barajlar Kralı" Süleyman Demirel, "İcraatlarımıza muhalefetin hayalleri bile yetişemez" diyen Turgut Özal’ın imzaları var.
Keşke meslektaşımız Seda Hanım;
2002 sonrasını analiz eden bir eseri de kaleme alsa…
Zira bu zaman diliminde iktidar ve Cumhur İttifakı’nın…
Tarihî ve siyasi varlığı çok önemli, AK Parti ve MHP’nin…
İcraatları ve reformlarının ötesinde… Mesela…
Terörsüz Türkiye Projesi, Cumhuriyetimizin bir kazanımı…
Cumhuriyetin öteki yarısı 'Merkez Sağ'ın yaptıkları ortada…
Peki Cumhuriyetin öteki yarısı… merkezin solundaki CHP?!
Ne yapıyor diye sorarsanız… Cevabını hemen verelim:
Çiğ ve sığ siyaset…
DÜNYANIN MERKEZİNDEKİ PUSULA!
Güvenli Liman Türkiye… Çok güzel ve yerinde bir benzetme.
İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın paylaşımı…
Çok büyük ilgi gördü, toplum bazında…
Burhanettin Hoca sebebini de açıkladı paylaşımında:
"Ülkemiz uluslararası alanda 'Güvenli Liman Türkiye' olarak anılıyorsa bu, ırk, mezhep, din ve dil ayrımlarını reddeden; insanlık ortak paydasını önceleyen duruşumuzun neticesidir. Türkiye, nefretin ve çatışmanın dili yerine; barışın, adaletin ve merhametin evrensel dilini savunmaya kararlılıkla devam etmektedir. Bu çerçevede ülkemiz, krizlerin ortasında istikrarı temsil eden, kaos ve savaş çığırtkanlıklarının içinde 'Barışın Anahtarı' olmayı sürdürmektedir..."
Burhanettin Hoca, ülkemizin dünya üzerindeki pozisyonunu da şöyle dile getirdi:
"Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği üzere, ülkemiz hakikati korkusuzca dile getiren, mazlumun yanında duran ve küresel barış için sorumluluk üstlenen bir duruş sergilemektedir... Dün olduğu gibi bugün de bölgesel ve küresel gelişmeleri doğru okuyan, sağduyulu ve ilkeli politikalarıyla öne çıkmaktadır. Bu anlayışla; insani ve vicdani duruşumuzu esas alarak nerede bir mazlum varsa yanında olmaya, barış ve istikrar için tüm imkânlarımızla çalışmaya devam edeceğiz..."
***
Türkiye’nin vizyonu misyonu, duruşu, konumu,
Diplomaside çözümün adresi olması… ancak böyle anlatılabilir.
İsrail ve ABD’nin Gazze, İran ve Lübnan saldırılarına,
Rusya Ukrayna arasındaki savaşa biz bu gözle bakıyoruz.
Kaosa ve kargaşayı, savaşı önlemeye çabalıyoruz.
Masumların, mağdurların yanındayız.
Beşerî vicdanın yılmaz neferiyiz.
Dostumuz da düşmanımız da bunu böyle bile…

