Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Onbeşlilerin ruhuna...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Mendilin tarihi antik çağlara kadar uzanır.

İlk zamanlar hijyen ve ter silme amacıyla kullanılırdı.

Daha sonraları statü, aşk, nezaket sembolüne dönüştü.

Hediyeleşme aracı hâline geldi.

Şimdilerde ise moda/aksesuar amaçlı kullanılıyor.

Üzerine şarkılar, türküler, maniler yazılan mendil…

***

Neden girdik mendil meselesine kısaca anlatalım…

Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki tiyatro gösterisinden…

“ŞÜHEDA 1915’’ adıyla sergilenen,

Usta oyuncuların rol aldığı eser vesilesiyle

Senaryo ve tarih danışmanlığını yapan isim…

Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin…

Senaryosunu İbrahim Sarıtaş ve Utku Koçak kaleme almış.

115. yılında Çanakkale Şehitlerini anmak için…

Vatan savunmasının ortak bir kader hâline geldiği,

Zaferin coşkusuyla kaybın hüznünün aynı anda yaşandığı,

Çanakkale’de yazılan destanın insan ruhunda bıraktığı iz…

Hem millî hislerimizi kabarttı hem ağlattı.

On binlerce şehit verdik Çanakkale’de her yaştan.

Anaların ‘Kınalı kuzularım’ dediği…

Lise çağındaki çocuklarımız da vardı aralarında.

Tarihe Onbeşliler olarak geçen çocuklarımız.

Heybelerine dua niyetine. Anaları birer mendil koymuştu.

Oyunda bu sahneyi izlerden içimize bir hüzün çöktü.

Bizlere de hediye edildi bu mendillerden…

Aslına uygun şekilde üretilmişti, Tokat’ta.

Ömrümüz boyunca hatıra olarak saklayacağız.

Aziz şehitlerimizin ruhuna dualar okuyarak…

***

Çanakkale istiklal mücadelemizin başlangıcıydı.

Bugün bu vatanda hür yaşıyorsak buna borçluyuz.

Yeri gelmişken bir hatırlatma da yapalım:

Onbeşliler için, ‘Hey Onbeşliler’ diye bir türkü yakılmıştı.

Kahramanlık ve acıların hikâyesini anlatan…

Düğünlerde, mekânlarda söylenirken bu türkü...

Şakır şakır oynayan insanlarımıza rastlıyoruz.

Kabullenilecek bir davranış değil.

Şehitlerimizin ruhunu incitmeye kimsenin hakkı yok.

MEDYANIN DÖNÜŞÜMÜ/SORUMLULUĞU

Teknoloji en çok medyayı etkiledi.

Hem olumlu hem olumsuz yönde.

İnternet ve sosyal medyanın devreye girmesiyle…

600 bin, 1 milyon satan gazetelerin tirajı birden düştü.

Onbeşlilerin ruhuna...
Başlık ResmiOnbeşlilerin ruhuna...

100 binlere, 50 binlere indi, rekabet ortadan kalktı.

Genç nesil gazete okumuyor artık.

Varı yoğu dijital mecralarla dostluk, sörf yapmak.

Olumlu açıdan bakınca da… Sosyal medya…

Geniş kitlelere ulaşmanın yegâne aracı konumunda.

Hem ülkenizde hem dünyada olup biteni anında öğreniyorsunuz.

Televizyon izleyicileri için alternatifler de çoğaldı.

Abonelik sistemiyle istediğinizi seyredebiliyorsunuz.

Şunu da vurgulamak lazım, teknoloji:

Aynı zamanda kültürel yozlaşmayı da hızlandırdı.

Kurgularla, yalanlarla, zihinleri köleleştiriyor.

Beyinleri kalıplara sokarak yönlendirebiliyor.

Yani hem nimet hem felaket…

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte…

Medyanın sorumluluğu dönüşerek gittikçe ağırlaşıyor.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği iftar dolayısıyla…

Gazeteciler, yazarlar, Külliye’de bir araya geldik.

Öncülüğünü ise İletişim Başkanlığı yaptı.

Bir ilke imza attığı için;

Prof. Dr. Burhanettin Duran Hoca’ya teşekkür ediyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması da medya üzerineydi.

Yazılı, görsel ve sosyal mecraların sorumluğuna atıfta bulundu:

‘Hakikat ile söylenti, gerçekle algı arasındaki sınırın giderek belirsiz hâle geldiği bir medya düzeninde gazetecilik, toplum için âdeta pusula işlevi görür. Sıkça tekrarlanan meşhur bir söz vardır; ‘Doğru, ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyayı üç kez dolaşır’. Ne yazık ki bugün ‘hakikat ötesi çağ’ adı verilen böyle bir dönemin içindeyiz. Bu mücadelenin başarıyla yürütülmesi noktasında gazetecilere önemli görevler düşüyor.’’

Cumhurbaşkanı Erdoğan Nizamülmülk’ten de alıntı yaptı konuşmasında:

‘‘Bir mızrağı yahut oku belli bir mesafeye kadar atabilirsiniz. Bunların etkisi sınırlıdır. Oysa bir kelimenin, bir yazının, bir düşüncenin nereye varacağının sınırı belirsizdir.’ Seçtiğiniz kelimelerle, yazdığınız yazılarla, milletimize verdiğiniz doğru bilgilerle bu tehditlerin önüne geçmeniz son derece mühimdir. Her cephede âdeta bir hakikat savaşı verdiğimiz bu dönemde, medya kuruluşlarımızın daha fazla inisiyatif almasını, daha aktif ve etkili olmasını bekliyoruz. Türkiye’nin ve geniş coğrafyanın fikri hür, kalemi özgür, zihni berrak, vicdanlı, donanımlı ve milletin değerlerinden beslenen gazetecilere ihtiyacı var.’’

Şu fani dünyada görevimizi layıkıyla yapabilirsek ne mutlu bizlere…

DÜŞÜNME ZAMANI!

Tutuklu Ekrem İmamoğlu hâkime tavsiyede bulunmuş:

‘Bizleri serbest bırakın tarihe geçersiniz…’diye…

Hâkimler elindeki hukuki delillere bakarak karar verir.

Tarihe geçmek gibi bir kaygı taşımazlar.

Vicdanlarının sesi onların madalyasıdır.

Adaletin terazisi onların şeref belgesidir.

Tahrike, dolduruşa gelmezler!

***

Cezaevinde yatmamak için peş peşe çocuk doğurmuş.

60 suç kaydı, 65 yıl hapis cezası olan 8 çocuklu kadın…

Hâkim de dayanamamış bu duruma isyan etmiş.

Adalet Bakanlığından mevzuatın değiştirilmesini istemiş.

Doğurganlık oranının çok düştüğü bir dönemdeyiz.

Bir çocuktan bile imtina edenleri düşünürsek…

Kadınlara örnek olduğu için madalya vermek lazım.

Belki beka meselesi hâline gelen nüfusumuz artar?!

***

Dijital medya kullanmaktan bebekler ‘agu’ demeyi unutmuş.

Ekran maruziyetine teslim olmuşlar.

Atalarımızın bir benzetmesidir:

Akıllı çocuk b….’dan belli olur’ derler.

Bu tanımlamanın değişme zamanı geldi.

Akıllı çocuk bebekliğinde kullandığı dijital medyadan belli olur…

Daha yerinde bir benzetme olacak galiba!?

Akif Bülbül'ün önceki yazıları...