Başbakan Ecevit''in başkanlığında kurulan üçlü koalisyon hükümetinin ilk icraatlarından biri olan memura yapılacak ikinci altı ay zammının en fazla yüzde 20 olarak belirlenmesi, memur ve emekli kesiminde tepkilere yol açıyor. Memur ve işçi-memur emeklilerinin en az yüzde 50 oranında bir beklenti içerisine girdiğini belirten okuyuumuz yazdığı mektupta, memura karşı çok büyük haksızlık yapıldığını söyledikten sonra, tepkisini şöyle dile getiriyor: "Ne yalan söyleyeyim. Sayın Maliye Bakanı Sümer Oral''ın Maliye en çok yüzde on zammı karşılayabilir. Ecevit''in de yüzde 15 oranını dile getirmesi ve daha sonra yüzde 30 omalıdır deyip, yüzde 20''ye inen Bahçeli''nin bu tutumları bizlere karşı, kabul edilemez bir haksızlıktır. Ecevit hükümeti yılda iki defa memura zam yaparken, kendi ürettiği ürünlere ayda iki defa zam yapmaktadır. Tüp gaza, benzine elektriğe, suya her ay ortalama yüzde beş zam gelmektedir. Üstelik enflasyon rakkamı da bellidir. Bunlar ortada iken, memur katsayısına yüzde yirmi zammın öngörülmesi, milyonlarca insanla alay etmektir. Üstelik bu zam sadece çalışan memuru etkilemez. Aynı şekilde iki milyona yakın işçi emeklisini ve bir o kadar da memur emeklisi bu zamdan yararlanacaktır. Yaklaşık aileleri ile birlikte yirmi milyon insana, devlet, başınızın çaresine bakınız demiştir. Bugün bir işçi emeklisi ayda 85 milyon ila 110 milyon lira emekli aylığı almaktadır. Keza memur emeklilerinin aldığı aylık da çoğunlukla bu sınır arasında oynar. 150 milyon lira maaş alan bir memur yüzde yirmi zam görmesi durumunda maaşına 30 milyon zam yapılmış olacaktır. Bu fark onun ekmeğe, suya, elektriğe yapılan zammı karşılamaya dahi yetmez. IMF''ye şirin görünmek amacı ile, devlet bütçesindeki açığı memura ve emekliye vereceği zammı küçülterek karşlayacağını sanan hükümet, bu tutumu ile eski hükümetlerin çaresiz ve nafile turlarına abone olmaktadır. Ben merak ediyorum, devlet çarkını döndüren memuruna sefalet ücretini layık gören bir yönetim, hangi yüzle yeterli hizmet bekleyecektir. Sokaklarda dilenen emekli, dul ve yetimlerin sayısı arttıkça devlet bu manzaraya bakıp, IMF''ye gerekli önlemleri aldım, ekonomim doğru yolda şişinmesini yaparken hiç mi sıkılmayacaktır. Eğer bu, ülkenin ekonomisi IMF''nin gözetiminde yapılacaksa o takdirde hükümet kurmak ve seçim yapmak için bunca çabaya ne gerek var. Yetkililere soruyorum "Hey bizi yönetenler! Ekonomiyi düz yola çıkarmak için işçinin memurun ve emeklinin sırtına binme alışkanlığından ve inadından ne zaman vazgeçeceksiniz? Ben yaklaşık 23 yıllık bir memurum. Bugüne kadar hep memura zam dendiğinde daima IMF ve benzer kuruluşların reçetesi uygulandı. Sonuç ortada. Memura, emekliye düşük zam vererek ne bütçedeki açık kapatıldı. Ne enflasyon aşağıya çekilebildi. Lütfen artık sırtımızdan ininiz. Açıklarınızı biraz da başka kesimlerin fedakârlığı ile kapatmaya çalışınız. Memurun ve emeklinin yaşama hakkını daha fazla elinden almayınız.
Fehmi Üstünkaya-İzmir
Bağ-Kur''lu esnafın şikayeti "Geçen yıl çıkarılan vergi yasasının alelacele düzeltilmesi için bir çalışma içerisine girildi. Doğrusu bu yasanın esnafla ilgili bazı maddelerinin değiştirilmesini biz de istiyoruz. Bizim bu arada üzerinde önemle durduğumuz bir husus var. O da Bağ-Kur primlerini ödeyemeyen esnafın bu borçları yüzünden hapse girmesi ve dükkanını kapatmak zorunda kalmasıdır. Ben bugüne kadar yanında çalıştırdığı işçisinin primlerini SSK''ya yatırmadığı için, kapatılan ne bir işyeri gördüm. Ne de SSK''ya borcu yüzünden hapse atılan bir işadımını duydum. Buna karşılık dükkanına haciz geldiği için kapanan pek çok esnaf biliyorum. Primlerini ödeyemediği için hapse giren esnaf arkadaş tanıyorum. Bağ-Kur esnafının prim borçları nedeniyle hapse girmesine ve de ekmek teknesinin elinden alınmasına mani olunsun istiyorum. Cemalettin Ertekin-Osmaniye
Sosyal güvenlik açmazı Ülkeyi kötü yönettiklerini bir türlü kabullenemeyen bazı siyasiler, ağız birliği etmişçesine başkalarını suçlu göstermekte ısrarlı olur. Genellikle kötülüğün anası olarak işçiye, memura köylüye tanınan haklar gösterilir. Nitekim bu ülkede yıllarca enflasyon suçlusu olarak ''asgari ücret düzeyinde bir gelire sahip işçi memur, emekli teşhir edilir. Bu arada belirtelim, iç faizleri karşılamak için neredeyse bütçenin üçte ikisini seferber eden yeni hükümetin eğer yeni imkanlar oluşturulursa yılın ikinci altı ayı için memura en fazla yüzde yirmi oranında zam yapılabilir demesi de sözünü ettiğimiz bu anlayışın hâlâ değişmediğini gösterir. Aslında buna da şaşmamak gerekir Çünkü iç ve dış borçlanma sürecinde limitler aşılmakla kalmamış, bütçenin neredeyse tümü tefeci kesiminin bir lokmada yuttacağa hale gelmiştir. Bu durum da memura yeterli zammın verilmesini matematiksel olarak imkansız hale getirir. Bir bakıma hükümet çaresizliği sergiler. Kuşkusuz, hükümet ortaklarının kötü niyetinden söz etmek biraz haksızlık olur. Neticede bugünkü durum, yıllardır uygulanan kötü ekonomik politikaların kaçınılmaz bir mahkumiyetini sergiler. Yıllardır para basarak enflasyonu körükleyen ekonomik politikalardan iç ve dış borçlanma ile kurtulmak istenmiş, ancak bu konuda kantarın topuzu kaçtığından dolayı da ortaya bugünkü açmaz çıkmıştır. Siyasi iktidar, bütçe açıklarını kapatabilmek için Merkez bankasının para basma makinelerini çalıştırmak istemediğinden tek seçeneği memuruna zam yapmamak kalır. Ne var ki memuru, emekliyi büyük fedakârlığa zorlayan siyasi iktidarın, diğer kesimleri de benzer fedakârlığa zorlaması gerekir. Her şeyden önce üretimi arttıracak, faizciliği çok cazip olmaktan çıkaracak ekonomik politikaların hayata geçirilmesi kaçınılmazdır. En önemlisi bütçenin tek dayanağı olan vergi gelirlerini arttıracak ve bunu yaparken de adaleti elden bırakmayacak bir uygulama şarttır. Böyle bir gidişat sağlanmadan sadece memur zammının düşük tutulmasından medet ummak ise hata olur. Büyük haksızlıktır. Ayrıca belirtelim. Sosyal Güvenlik Kurumlarının başında gelen SSK''da emekliliğe yaş sınırı getirilmesi uygulaması da öyle sanıldığı gibi dişe dokunur bir tasarruf sağlamaz. Emekliyi sürünmeye mahkûm bir aylığa talim ettirmekle ve sigortalıyı SSK hastanelerinde perişan etmekle de, devletin sosyal güvenlik sağladığı söylenemez. Neresinden bakılırsa bakılsın bütçedeki büyük açıklar yapılan hizmetlerden değil, kötü yönetimden, idaresizlikten ve sosyal güvenlik imkanlarını kendi siyasetine basamak yapmak isteyen siyasetçiden kaynaklanır. Devletteki lüks harcamalar ve israf önlenmedikçe ve devlet kurumlarının yönetimden kaynaklanan trilyonluk zararların hesabı sorulmadıkça Bütçedeki açıklar her geçen gün katlanarak büyür. Asıl mesele bu düğümü çözmektir.
Birimizin Derdi Hepimizin Derdi Göreve çağrı Benim sıkıntım. İşe gelip giderken Eskişehir-Ankara yolundaki Söğütözü kavşağı hakkındadır. Burada yayaların geçeceği bir lamba, bir trafik polisi ve bir üst geçidin olmayışı her an felakete yol açabilir. Ben on yıldır araba kullanıyorum. Yayalar kendilerini yola fırlatıyor. Bu yüzden bu kavşakta ölümcül kazalar oluyor. Kavşağın etrafında bir çok büyük firmaya ait işyeri bulunuyor. Soruyorum, bu kavşağa el birliği ile bir üst geçit yapamazlar mı? İlla da her şeyi devlet mi yapacak? Bu ünlü firmaların çevrelerine hizmet etmeleri, görev sayılmaz mı? İnsanlık adına, bu konuda çağrıda bulunuyorum.
Erdal Ölgün-Ankara
İnsafsızlar 60 yaşındayım. Turist bölgesi Erdek''in Tatlısu köyünde oturuyorum. Erdek ve civarında 500 gram ekmek çoktan beri yüz bin liraya satılıyordu. Fakat 1.6.1999 tarihinden itibaren, birden ekmek 160 bin liraya çıktı. Ekmeğin gramı değişmedi, fiyatı zamlandı. Bölgemiz turistik ya esnaf, turistleri kazıklayacak. Bizleri kimse düşünmüyor. Bu fırsatçılar yüzünden, ekmeğimiz yüzde altmış oranında zamlandı. Bu fırsatçılara da ses çıkaran olmadı. Bir de turist gelmiyor diye yakınıyorlar. Neden gelsin, kazıklansın mı yani? Hükümetimizi milletin ekmeği ile oynayanlara karşı tedbir almaya çağırıyoruz. Sami Özün-Mustafakemalpaşa/Bursa
Kursiyer polislerin açıklaması 23 Mayıs 1999 Pazar günü "Kursiyer Polislerin Dileği" başlıklı yazınızı büyük bir üzüntü ile okumuş bulunmaktayız. Söz konusu yazıda bazı kursiyer polisler tarafından verilen okulumuza ait bilgiler, okul yönetimini zan altında bırakmış ve bu durum biz kursiyerleri de çok üzmüştür. Yazılanların ve söylenenlerin aksine kısa bir süre içinde Okul Müdürümüz sayın Vedat Kaymış''ın bizzat üstün gayretleri ile binamızın doğalgaz sistemi bağlanmış, özellikle yemekhane, bulaşıkhane ve çamaşırhane komple yenilenmiştir. Ayrıca binamızın çatısı tamamen yenilenip boya ve badana işlemleri bitirelerek tertemiz sağlıklı, modern bir eğitim kurumu haline getirilmiştir. Ayrıca burada su kesintisi de söz konusu değildir. Binamız jeneratör sistemine bağlı olduğundan elektrik kesintisi hiç olmamaktadır. Kısa bir dönemde bizlere böyle bir imkanı sunan tüm amirlerimize, komiser yardımcısı kursiyerleri olarak teşekkür ediyor bu imkanlara sahip olmaktan, özellikle böyle bir okulda kurs görmekten mutluluk duyuyoruz. Şükrü Balcı Polis Eğitim Merkezi Müdürlüğü Kursiyerleri
Paramızı alamadık 18 Nisan seçimlerinde memur üye olarak sandıkta görev aldık. gazete ve TV''lerde memur üyelere 8 milyon ödenek verileceği duyuruldu. Ayrıca komşu iller ve ilçelerde sandıkta görevli memurlara 8 milyon lira ödenek ödendi. Nedense bu para Giresun Görele''de görevlilere dört milyon lira olarak verildi. İlçe seçim kuruluna yaptığımız müracaatta, diğer ilçeler memur üyeleri toplantıya çağırmıştır dediler. Durumun incelenmesini ve yanlışlığın düzeltilmesini istiyoruz. Ahmet Usta-Görele/Giresun
Atanmasını bekleyen binler... "Kamu kesiminde terfi ve atamalarda görülen tıkanmaların aylar, yıllar sürmesi, binlerce insanımızı perişan etmektedir. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığının acilen atamaları unutulanları akla getirip, beklentilere çözüm getirmesi isteniyor."
Bakanlığa açık mektup 23 Eylül 1998 tarih ve 23472 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan MEB''ye Bağlı Eğitim Kurumları yöneticilerinin atama ve yer değiştirmelerine ilişkin yönetmeliğe göre, 14.11.1998 tarihinde yurt çapında açılan Yönetici Seçme Sınavı''na girdik ve kazandık. Daha sonra MEB, bizleri 1-26 Şubat 1999 tarihleri arasında çeşitli üniversitelerde eğitim yönetimi kursuna aldı. Kurs sonunda atanacağımız okul tiplerini belirlemek için tekrar sınav yapıldı. Onu da kazandık. Eğitim yönetimi sertifikası almamıza rağmen şu ana kadar asil müdür olarak atanmamız yapılmamıştır. Bu konuda MEB''den açıklama bekliyoruz.
Atanmayı Bekleyen Asil Müdürler-Ankara
İmamların bekletilen atamaları Bizler 1996 yılının Aralık ayında Türkiye genelinde yapılan İmam Hatip yeterlilik sınavına Kars''tan katıldık. Sınavı yedek olarak kazandık. Asaleten tayinimiz hâlâ yapılmadı. Bu hususla ilgili olarak bizi bilgilendirecek ve üç yıla yakındır süregelen beklentimize son verecek bir açıklamayı ilgili Devlet Bakanımızdan istiyoruz. Metin Yarar-Ertaş Baysal-Şenkaya/Erzurum
TÜKETİCİ KÖŞESİ Cep telefonlarında keşmekeşlik 20.11.1998 tarihinde Narin Ticaretten cep telefonu aldım. Gücünün az olması nedeniyle yaklaşık bir hafta sonra durumu Narin Ticarete bildirdim. Onlar anteni değiştirdi. Fakat çekim gücü değişmedi. Bunun üzerine telefon, yetkili bayii olan GEN-PA A.Ş.''ye gönderildi. Teknik servisçe cihaz bakıma alındı. 6.5.1999 tarihinde firma, bize bir tutanak gönderdi. Tutanakta cihazın Draplay''inin çatlamış olduğu ve bunun kullanma hatasından kaynaklandığı bildirildi. Yapılacak onarım için ücret alınacağı da gönderilen bu yazıda yer aldı. Fakat cihazın bir yıllık garanti süresi vardı. Bu süre de, 20.11.1999 tarihinde bitmektedir. Buna rağmen benden parça ve servis bedeli istenmiştir. Kaldı ki ben cihazımı çekim gücü zayıf olduğu gerekçesi ile tamire göndermiştim. Nedense bu göz önüne alınmamış ve bana farklı hasarlar bildirilmiştir. Cihaz halen garanti kapsamında olduğundan değiştirilmesi gerekirken bu yapılmamıştır. Büyük ihtimalle üretim hatasından kaynaklanan bir hasarın faturası da tüketiciye çıkarılmaktadır. Herhangi bir düşmesi veya çarpması olmayan bir cihaz, nasıl olur da çatlar? Bunu anlamış değiliz. Daha sonra Narin Ticaret 10.5.1999 tarihinde KOMFEKS''e cihazı gönderdi. 18.5.1999''da bu firma, cihazın 13 milyon 775 bin liraya yapılabileceğini belirtti. Ve cihaz, tamamen çalışamaz bir halde ve garantisi iptal edilmiş olarak geri gönderildi. Bu firmaların yetkilileri ile görüşmemize rağmen bir sonuç alamadık. Bunun üzerine Narin Ticaret ile birlikte Tüketici Koruma Derneği Başkanlığına da başvurduk. Günümüzde haksız güçlü, haklıya karşı üstün gelmektedir. Tüketicinin hakkı resmen gaspedilmektedir. Ancak mağdur, mağdur olmakla kalmaktadır. Buna artık yetkililerin bir dur demesini bekliyoruz. Mustafa Orhan/İstanbul
Parçası olmayan bulaşık makinesi 27.3.1999 tarihinde satın almış olduğum bulaşık makinesi 30.4.1999 tarihinde arızalandı. Biz de durum Şirinevler''deki servise bildirdik. Servis elemanları 3.5.1999 tarihinde eve geldiler. Ancak ellerinde arızalı bölümün parçası olmadığını, bu yüzden parçayı merkezden isteyeceklerini söyleyip, gittiler. Daha sonra, 20''ye yakın telefon konuşması yaptık. Bugün geliyoruz, yarın geliyoruz denerek, sürekli atlatıldık. Bu arada firmaya olan güvenimizi birileri istismar mı etmek istiyor diye düşündük. Bu sefer Marmara Bölge Müdürlüğüne ve ürünü satın aldığımız Yenibosna bayiine de birkaç defa durumu ilettik. Ancak bir türlü çözüm getirilmedi. Aradan bir ay geçmesine rağmen, kimse ilgilenmedi. Bu geçen süre içerisinde, konu ile ilgili reklamlarında bir aldatmaca olduğunu anlamış olduk. Durum ilgililere duyurulur. Nuri Özelmacıklı Yenibosna/İstanbul
Sigortası ödenmemiş 17.12.1998 tarihinde Ford Panelvan arabasını Ray Sigorta acentesi olan ve halen Kartal''da faaliyeti devam eden Yiğit Sigorta aracılığı ile sigortalamış. Tüm Kasko ücreti için, 35 milyonu peşin geriye kalan beş taksitte 20 milyondan 135 milyona anlaşmış. Bu anlaşma üzerine de peşin 35 milyonu ödemiş ve taksitlerini de ödemeye başlamış. Okuyucumuz, başına gelenleri mektubunda şöyle dile getiriyor: "- Üçüncü taksitten sonra arabam kaza yaptı. Durumu Ray Sigortaya bildirdim. Eksper geldi. Raporlar tutuldu. Sonra raporlar merkeze gitti. Araya Bayram girdi. Ve 45 günlük bir süre geçti. Ben her gün aramama rağmen hep atlatıldım. Bu beklenme süresi sonrasında bana poliçemin iptal edildiği söylendi. Ancak parayı ödediğimi, elimde makbuzlar olduğunu söyledim. Fakat bu müracaatıma cevap alamadım. Sonra devreye müdür yardımcısı Metin Akgün bey girdi. Bir 15 gün de o oyaladı. Sonunda Ayhan Bey adında bir yönetici ödeme yapamıyoruz. Çünkü sizin acenteniz daha önce bir çok kişiyi aynı şekilde davrandığından dolayı biz onu acentelikten azlettik, dedi. Kısacası 60 gün sonra ödeme yapılamayacağını öğrendim. Bir tüketici olarak ilgililere soruyorum: * Neden beni, 60 gün beklettikten sonra poliçeniz iptal dediniz? * Neden acentenin verdiği makbuzlar kabul edilmedi? * Ayrıca acentenin kapısında neden bir iptal yazısı yok. * Benim hasarım olan 350 milyon lirayı kimden tahsil edeceğim? * Acente benden parayı alıp da, size ödemedi ise, benim bunda ne suçum var? Halbuki ben sizin firmanızın büyüklüğüne güvenmiştim.
Ayhan Hiçyılmaz-İstanbul

