Millî irade: Doğrular ve yanlışlar

A -
A +

Millî irade kavaramı Türkiye siyasetinde çok sık kullanılıyor. Bunun başta gelen sebeplerinden biri elbette Türkiye’nin çok sayıda askerî müdahaleye ve darbeye maruz kalmış olması. Bunların hepsinin amacı millî iradenin çiğnenmesi veya çalışmasının, en azından belli alanlarda karar almasının ve uygulamasının önlenmesiydi. Ancak, siyasetçilerin bazen kavrama başvurmada aşırıya kaçtığı, onu olur olmaz her yerde ve konuda kullandığı ve bu yüzden de kavramın bir ölçüde olsun anlamını yitirdiği dikkat çekiyor.

 

Oysa millî irade kavramı ne anlamsızdır ne de her yerde ve her şeyde gelişigüzel kullanılması doğrudur. Millî irade demokratik sistemde seçimle oluşan organlarda tecelli eder. Millet millî iradeyi çoğu zamanda ve durumda bizzat kullanamayacağına göre Meclis'teki temsilcileri aracılığıyla kullanır. Bu yüzden Türkiye’de millî irade en başta TBMM’de ortaya çıkar. Ne var ki Meclis sadece iktidar kanadını değil muhalefet kanadını da kapsar. Muhalefet de millî iradenin temsilcileri arasındadır. Bu çerçevede iktidarın bazı uygulamalarına karşı çıkmak millî iradeye karşı çıkmak anlamına gelmez. Demokratik sistemde farklı fikirlerin ve yaklaşımların olağan çarpışmasına işaret eder.

 

Millî iradeyi geçersiz kılma teşebbüsleri ortaya çıktığında millî irade kavramına başvurmak ve bu tür teşebbüslere karşı çıkarken kavramı kullanmak önemlidir; çünkü bu gibi durumlarda demokrasilerde halka ait olan millî irade gasbedilmek istenmektedir. Ortaya çıkacak olan ise, hâliyle, anti demokratik bir yönetim biçimidir.

 

Millî irade üç durumda ciddi tehdit altında kalabilir.

 

İlk olarak mutlak monark olma iddiasına sahip bir kişi ortaya çıkabilir ve iradenin sadece kendisine ait olduğunu öne sürebilir. Gerekçe olarak da gelenekleri veya "Yaratıcının kendisine özel bir yetki verdiğini..." öne sürebilir! Mutlak monarşiler, bu yüzden, çağdaş despotizmler kadar olmasa da, baskıcı, otoriter, hak ihlalleri yapan rejimler olarak boy gösterir. Bu tür monarşiler zamanımızda gittikçe azalmaktadır. Mesela Avrupa’nın en istikrarlı ve başarılı demokrasilerinde mutlak değil millî iradeyle çatışmayan anayasal monarşiler vardır.

 

İkinci durumda bir cumhuriyetçi diktatör bir şekilde millî iradeyi gasbedebilir ve fiilen kullanır. Rejimin adı cumhuriyet olmasına rağmen iktidarın halkla bir ilişkisi yoktur. İktidar halkın temsil edilmesinden ziyade halka belli bir şekil ve ruh vermeyi hedefler. Tarihte ve günümüzde "cumhuriyetçi diktatörlüklerin" birçok örneği vardır. Türkiye’nin tek parti yönetimi dönemi örneklerden biridir. Hâlihazırda, maalesef, Türk cumhuriyetlerinin hepsi aynı durumdadır.

 

Üçüncü durumda "dinî" veya "seküler" bir grup iradenin kendisine ait olduğunu öne sürebilir ve ona sahip olmaya çalışabilir. Bu durumda irade halktan alınıp halkı en iyi temsil ettiğini ve halka en fazla yarar sağlayacağını öne süren gruba verilir. Türkiye’de bu durum demokrasi döneminde, yani 1950, bilhassa 1960 sonrasında denenmiş ve uygulanmıştır. Önce Kemalist bürokratik vesayet biçiminde ortaya çıkmıştır. Daha sonra bu vesayet sisteminin nirengi noktalarını iyi okuyan ve gerektirdiği insan gücü ve alan yatırımlarını yapan FETÖ Kemalist vesayeti yıkmayı ve yerine kendi vesayetini tesis etmeyi denemiştir. Sistemin özü devlet içinde gerçek güç noktalarını ve odaklarını ele geçirmek ve çoğulcu demokratik seçimleri kim kazanırsa kazansın bu iktidar odaklarını elinde tutmak ve kullanmaktır.

 

Millî irade kavramı millî iradenin gasbını hedefleyen teşebbüslere karşı çıkmak için kullanıldığında çok anlamlı ve yararlıdır. 15 Temmuz Şanlı Direnişinde görüldüğü gibi, engellenmesi çok zor bir silahtır. Ancak, bunun dışında ve gelişigüzel kullanılmasında fayda yoktur. Hatta aşırı şekilde dile getirilmesinin demokrasimize şu veya bu ölçüde zarar vermesi de mümkündür.

 

 

 

Atilla Yayla'nın önceki yazıları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.