Ülkemizde gıda fuarlarının SIAL gibi olması gerektiğini sık sık yazıyoruz. Olmasını istediğimiz fuarda yani SIAL’daydık. Dünyanın bütün gıda üreticileri, alıcıları, karar vericileri oradaydı. Türk gıda sektörü de oradaydı. İstanbul Ticaret Odası (İTO) yine muhteşem bir organizasyon yapmıştı. Yıllar önce 8 firma ve 100 metrekare ile katıldığımız SIAL’da 344 Türk firması millî katılımda bu defa lider olmuştu. Fuarın her salonunda yer alan Türk firmaları ve Türkiye bayrağı “biz gıdada iyiyiz” mesajı verdi.
Fuara İTO adına Başkan Yardımcısı Ahmet Özer katıldı. Herkesle tek tek ilgilendi ve şu değerlendirmeleri yaptı:
* İstanbul Ticaret Odası organizasyonuyla 281 Türk gıda firması SIAL Paris’te. Fuara 63 firma bireysel olarak katıldı.
* 39 ilden firmalarımız ürünlerini sergiledi. Türkiye millî katılımlar arasında toplam stant alanıyla birinci oldu. Bu fuara yıllar önce 8 firma ve 100 metrekare ile katılmıştık.
* Türkiye, toplam katılımcı firma sayısına göre yapılan sıralamada Çin, İtalya, Fransa ve İspanya’nın ardından 5'inci sırada yer aldı.
Ahmet Özer neredeyse bütün stantları dolaştı. Gittiği her firma daha çok ihracat hedefini paylaştı. Ankara’dan beklentiler vardı. Her firma bu beklentilerini aktardı. İyi olduğumuz gıdada daha da iyi olmak istiyoruz. Bunun işaretlerini bu dev etkinlikte gözlemledik.
Biz de böyle fuarlar yapmalıyız
Fuarla ilgili önemli değerlendirmelerden birini gıda sektörünün önde gelen isimlerinden Murat Kasap yaptı. Kendi markası Tirmata ile katıldığı fuarda sık sık iş görüşmeleri yaparken gördük kendisini.
En büyük yardımcısı ise iyi yetiştirdiği kızı oldu. Görüşme arasında Murat Kasap’ın fuarla ilgili şu önemli değerlendirmesini sektörle paylaşmak istedik:
-Bu fuar çok önemli. Sürekli kendini geliştiriyor. Gerçekten iş yapmak isteyenler geliyor, boş kalabalık yok. Bizim gıda fuarlarımız da bu etkinliğe kavuşmalı. Görüyorsunuz sektörde iyiyiz. O zaman sektörün fuarında da iyi olmak zorundayız.
İşte sektörün önde gelen isimlerinin değerlendirmeleri
Fuarda çok sayıda firmanın önderleri ile konuşma fırsatı bulduk. Önemli mesajlar verdiler. Her biri Türkiye’nin göz bebeği markalar olan bu firmaların değerlendirmelerini aktarmak istedik.
En çarpıcı değerlendirmelerden birini Oğuz Gıda CEO’su Enes Örer yaptı:
-106 ülkeye ihracatımız var bunu 125’e çıkarmak için buradayız. Yerli ve millî içecek firması olarak hem ülkemizin değerlerini geliştirmeye hem de ülkemizi yurt dışında temsil etmeye devam edeceğiz.
Benzer bir bakış açısını Nuh’un Ankara Makarnası yetkilisi de yaptı ve “İlk defa katılıyoruz. Şimdi ihracat zamanı” değerlendirmesinde bulundu.
En uzun sohbeti Emsal Kuruyemiş’te yaptık. Firmanın sahipleri iki kardeş Fahri ve Rahmi Uyduran önce Osmaniye’yi anlattılar. Fahri Uyduran önce kardeşi Rahmi’nin odaya adaylığını anlattı ve önemli bir anekdotu paylaştı:
-Kuru yemiş sektöründe önemli mesafeler aldık. Avrupa pazarında zaten iyiyiz. Hem etnik pazar hem de Afrika pazarını önemsiyoruz. Bu fuara ilk geldiğimizde ihracatımız yoktu. Şimdi her gün bir konteyner gönderiyoruz. Bu gelişmede dayanışmanın büyük payı var. Malezya fuarına katılmıştık, ülkeye girişte sorun yaşadık ve ilk gün fuarda olamadık. İkinci gün gittiğimizde İTO’dan Sibel Tayanç bizi karşıladı ve ilk gün ticaret ateşesi ile birlikte standımızda durarak tüm gün bilgilendirme yaptıklarını söyledi ve bize notlarını iletti. Bu dayanışma bizi bugünlere getirdi.
Türkiye’nin dünya markası olma yolunda ilerleyen Ulusoy Un’un yetkilisi Sedat Yetim bize şaşırtıcı bir bilgi verdi. Kurabiye ve undaki başarısına ek olarak Söke’nin Tortilla’daki başarısını aktardı ve ekledi:
-Çok yakında Tortilla'da Avrupa’nın bir numarası olacağız. Bunun için çalışıyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Güney Kore’de âdeta şov yaparak mağazasını açan Köklü Zeytincilik’in standı, İspanya ve İtalya’nın dünya devleri kadar ilgi gördü. Dedesi pehlivan olan Köklü Zeytincilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kürlek İspanya ve İtalyan markalarını âdeta kündeye getirdi. Bu yarışı izlemek isteyenler stantta kuyruğa girmişti. Böylece İtalya ve İspanya’ya karşı bir Türk zeytin ve zeytinyağı markasının dik duruşunu fuar boyunca gözlemledik.
Mutlu Makarna’nın Yönetim Kurulu Üyesi Ali Göymen ile karşılaşmamız mutlulukla doluydu. Çünkü Ali Bey bizden 1 dakika önce 15 yıllık müşterilerini yolcu etmişti, hemen şu değerlendirmeyi yaptı:
-Türkiye makarnada artık bir marka oldu. Bizim 10-15 yıllık müşterilerimiz burada ziyaretimize geliyorlar.
Fındığın kralı Şenocak Fındık Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Ulusal Fındık Konseyi Başkanı da olan Cem Şenocak standını iki genç adama emanet etmişti. Fındığı Türkiye adına İsmet Yiğit ve Mert Şenocak temsil ediyordu. Çin’e fındık satmak mümkün mü diye sorduk, ikisi birden cevap verdi:
-Evet mümkün zaten satılıyor. Biz Hindistan ile başladık yakında bütün Asya’ya fındık satacağız. Kimse merak etmesin fındık gerçek değerini bulacak, üretici de ihracatçı da mutlu olacak. Fındık bir Türk markası olarak bütün dünyada bilinecek.
Yeni dönemde Niğde’de açtığı dev fabrika ile dünyanın önde gelen üreticilerinden biri olan, fonksiyonel gıda olarak bilinen besin içeriği artırılmış ürünlere yönelik yaptığı yatırım ile ses getiren Yayla Gıda dikkat çeken markalardan biriydi. Stanttan giren herkesin firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gümüş’ü sorması açıkçası bizi şaşırttı. Çünkü Hasan Bey’in kamuoyunda çok tanınan biri olmadığını düşünüyorduk.
Dünyanın önde gelen 16 hava yolu şirketine Ordu Pidesi’ni satma başarısı gösteren Aktaşlar Lezzet Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Aktaş, yaptığı birbirinden lezzetli Ordu yağlısı ile Avrupa’nın kıymalı pide engelini aştı.
Seyidoğlu’nun Genel Müdürü Mehmet Göksu fuarda yoktu ama gelişmeleri ve yapılan anlaşmaları telefonla saniye saniye takip etti.
Özmen Un’u marka hâline getiren Erhan ve Mine Özmen’in kızları İpek Özmen Develi de onların yolunda gidiyor. Şirket şu anda 41 ülkeye ihracat yaptığı gibi niş unlar üretiyor. Bunlardan biri pizza unu. SIAL’da pizzaları onlar yaptı ve uzun kuyruklar oluştu.
Bir başka kuyruk ise kahve içindi. Kahveleri ile fuara lezzet katan Aktürk Gıda, Mahbuba markası ile dünyaya “kahvede ben de varım” dedi.
İTO millî katılımı haricinde bireysel katılım gösteren Türk firmaları da vardı. Bunlardan biri de arı ürünlerinde dünya markası olmaya çalışan Balparmak’tı. Özen Altıparmak ve Balparmak'ın genç Genel Müdür'ü Ulaş Altıparmak'tan firmanın arı ürünleri konusunda hedeflerini ilgiyle dinledik.
Fuarda en fazla karşılaştığımız isim Büyüknalbant’lar oldu. Oylum Bisküvi markası ile dünyaya ihracat yapan firma yeni ürünleri ile göz doldurdu. Firmanın kurucusu Yılmaz Büyüknalbant başka stantları da dolaşarak herkese moral verdi. Oğlu Yener ise dinamizmi ve sektöre yönelik bilgi birikimi ile herkesin dikkatini çekti.
Fuarın Feed the Future ödüllü firması Pek Food’da yasak kurbanı olmuştu! Aktaşlar kıymalı pideyi Avrupa’ya gönderemediği gibi Pek Food da Gaziantep’in geleneksel kıymalı lahmacununu fuara getirememişti. Ancak yaptıkları vegan lahmacun fuarın efsaneleri arasına girmeyi başardı. Böylece lahmacunun ödüllü firması vegan lahmacun ile de bu ödülünü taçlandırdı.

