Beş yıl önce ibadete açılan Ayasofya Camii restorasyona alındı. 1500 yıllık yapının kubbesinin kurşunları değiştirilecek. Bunun için vinç yardımıyla iskeleler kuruldu.
Bir gece vakti Ayasofya'nın içinde kamyon görüntüleri dolaşıma sokuldu. Sosyal medya yıkıldı. Ayasofya'nın yolunu bilmeyenler akıl vermeye kalkıştı.
Boy boy "Yok artık, Ayasofya'ya kamyon soktular", "Rezalet", "Felaket", "Skandal" başlıklı haberlere imza atıldı. Bir gazete "zemin matkap ile delinmiş olabilir" diyecek kadar uçtu.
Kimse önüne ardına bakmadı, yetkililere sormayı akıl etmedi. Sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü açıklamada bulundu.
Kültür Sanat Yönetmenimiz Murat Öztekin, linç korosunun bağırışları arasında işin peşine düştü. Çalışmayı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Güleç'e sordu. Haberden öğrendik ki Ayasofya'da bir yıldır titiz ve gizli bir çalışma yürütülüyormuş. Kamyonların ve iskelenin mermerlere zarar vermemesi kum, kontra, ahşap karkas, levha, şilte ve sactan müteşekkil çok katmanlı özel bir zemin hazırlanmış. Fotoğrafları da çıktı...
Ayasofya fethin sembolü, insanlık mirası. Elbette üzerine titriyoruz. Nitekim Murat Öztekin, İstanbul'u sarsan depremin ardından Ayasofya'ya dikkat çekmiş, bilim kurulu üyelerinin "Kemer kesitler asimetrik hâle geldi. Kubbenin yükü aşağıya dengeli inmiyor" görüşleriyle tehlikeye ışık tuttu.
Dün de Hürriyet, bilim kurulu üyelerini konuşturdu. 45 tonluk vinç ne ki, platform tamamlandığında 530 ton olacakmış. Hocalar işin kutuplaşmaya kurban edildiğini söylemiş. Doç. Dr. Mehmet Selim Ökten vinç için "Fransa’daki Notre Dame Katedrali’nde de kullanıldı, Almanya’da Dessau’daki katedralde de. Daha büyükleri de kullanıldı" dedi. İshak Paşa Sarayı ve Aspendos'taki çalışmalar da vinç yardımıyla gerçekleştirilmişti.
Ayasofya'da oluşturulan zemin, kurulan platform az buz iş değil. Birçok defa sismik deneyler yapılmış, mermerler arasında boşluklar aranmış. Buna rağmen İlber Ortaylı gibi kimi şahsiyetler "Böyle bir binayı restore etme cesaretini nereden buluyorlar? Cahilin cüreti aklınca taşıma maliyetini düşürmek. Bu fotoğraf karesini dünya unutmaz" diye eleştirmekten geri durmadı.
Mesela Kız Kulesi'nin külahı sökülünce de ortalığı yıkmışlardı. Restorasyondan sonra çiçek gibi oldu. Türkiye tarihî yapıları restorasyonda tecrübeli bir ülke. Ilısu Baraj Gölü alanında bulunan 550 yıllık Zeynel Bey Türbesi, sular altında kalmasın diye 2017 yılında muhteşem bir operasyonla taşınmıştı. Türbe, aylar süren hazırlığın ardından santim santim yürütülerek yeni yerine götürülmüştü. İşlem dünya çapında yankı uyandırmıştı. Bu, Ayasofya'da da bu yapılabilirdi. Nasıl bir zemin hazırlanacağı, çalışmanın nasıl yürütüleceği tane tane anlatılabilirdi. Mesele, kamuoyunda sağlıklı tartışılabilirdi. Hatta belgeseli bile çekilebilirdi. Avrupa'da olsa kesin yaparlardı. Vakıflar, iletişimi yönetemedi. Bu yüzden gece yarısı çekilip ‘servis edilen’ bir fotoğraf yetti!
Koyuncu sendromu!
Trabzon’da bir tır şoförü Kazım Koyuncu'nun şarkısını sosyal medyada paylaşmış. Sanatçının kardeşi telif hakkının ihlal edildiğini belirterek savcılığa suç duyurusunda bulunmuş. Kardeş Koyuncu 40 kişiyi daha şikâyet etmiş, hepsinden 50'şer bin lira istemiş. Telif haklarıyla ilgili nisan ayında yeni bir uygulama başladı. İşletmeler müzik çalmak istiyorsa 6 bin 500 liraya kadar telif ücreti ödemek zorunda.
Geçenlerde ünlü bir radyocu arkadaş anlattı. Devlet bu işi sıkı tutuyormuş. Ekipler, restoran, kafe, market, berber gibi açık alanlara baskın yapıyor; telif ödemeyenlere cezayı yapıştırıyormuş. Televizyon ekranında çalan müzik bile ihlâlden kabul ediliyormuş. "Biz CD çalıyoruz, internetten açmıyoruz” demek de kurtarmıyormuş. Çoğu işletme müziği kapatmış ya da yabancı parçalar tercih ediyormuş.
Bu arada radyoda çalan müzikler için de merkezî bir sistem kurulmuş. Yapay zekâ sayesinde şarkılar otomatik olarak tanınıyor ve listeleniyormuş. Çalma sıklığına göre sahiplerine sanatçıların meslek birliği MESAM aracılığıyla ödeme yapılıyormuş.
Hatta arkadaş zamanında bir sanatçı ile düet yapmış. Bundan dolayı kendisine 3 bin 500 lira gönderilmiş. Hoşuna gittiğini gülerek anlattı.
Yapay zekâ sanatçıları yasağı delme aracı olur mu bilmiyorum. Ama telif kılıcı başınızda sallanıyor, haberiniz olsun.
Ali Mahir ve ülkenin özeti
CHP Grup Başkan Vekili Ali Mahir Başarır'ın ‘çakar’lı lüks makam aracını suç kaydı bulunan beş otel sahibi bir iş adamına tahsis ettiği deşifre oldu.
İş adamı "Kendisi yakın arkadaşım, aracı bana güvendiği için verdi" dedi. Savunmaya bak, hizaya gel! Ali Mahir’in eşi iş adamının avukatıymış.
Ali Mahir küplere bindi tabii. Yüzünün kızarması bir yana haberi yapanların gözaltına alınması cüretini gösterdi. Haklarında da suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.
Laf açılınca fikir hürriyetinden dem vuran Ali Mahir, ucu kendisine dokununca medyayı dava yağmuruna tutuyormuş. Böyle böyle yıldıracağını sanıyor.
TGRT Haber'de Barış Yarkadaş anlattı. Milletvekillerine iki ‘çakar’lı araç plakası tahsis ediliyormuş. Ama Ali Mahir'in dört ‘çakar’lı plakası varmış. İkisi vekillikten, ikisi de grup başkanı olmasından dolayıymış. Grup başkan vekillerinin yakıt harcamalarının hepsini TBMM ödüyormuş. İsterlerse Fizan'a gitsinler fark etmiyormuş. Bazı vekillerin çakarlı plakalarını para karşılığı kiraladığı Meclis'te bilinmeyen bir şey değilmiş!
"Ülkenin baştan aşağı problemli olduğunu bir örnekle anlat" deseler bundan iyisini bulamazdım!..
Fatih Selek'in önceki yazıları...