Türk futbolu bir kez daha sarsıldı.
Gaziantep FK Teknik Direktörü Burak Yılmaz, Çaykur Rizespor maçının ardından istifa ettiğini açıkladı. Ancak bu istifa, sıradan bir ayrılık değil. Yılmaz’ın sözleri, yıllardır kulak ardı edilen bir gerçeği; ''Futbolumuzun en büyük sorunu sahadaki mücadeleden çok, yönetimsel krizler!'' haykırışı.
O zehir zemberek açıklamalar yalnızca hakem kararlarını değil, doğrudan TFF ve MHK yönetimini hedef alan açıklamalar.
Özellikle de “Yasa dışı bahis kumpası” iddiası, futbolun güvenilirliğini yerle bir eden bir skandala dikkat çekiyor.
"Alnım ak başım dik!"
Bir teknik adamın alnı açık, başı dik bir şekilde “Benim ihtiyacım yok, bilmem de” diyerek kendini savunması, aslında sistemdeki çürümeye işaret ediyor.
Hakem hataları, kulüplerin yıllardır ortak feryadı.
Adalet yok!
Trabzonspor, Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Kayserispor, Karagümrük… Hepsi aynı şeyi söylüyor: Adalet yok.
Doğru yanlış bilemem. Ancak o zehir zemberek çılgınca çıkıştan öne çıkan noktalar...
Yılmaz, maçtaki ikinci golün faul olduğunu savunarak hakem Ozan Ergün’ü sert şekilde eleştiriyor.
Kumpas iddiası: TFF 2. Başkan Vekili Fuat Göktaş’ın kendisini yanlışlıkla “bahis oynayan Burak Yılmaz” ile karıştırdığını, sonrasında özür dilese de bu olayın kendisine karşı bir yoklama gibi kullanıldığını söylüyor.
MHK ve TFF’ye sert sözler: MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun “dokunulmaz” olduğunu iddia ederek, hakemlerin kulüplere sistematik şekilde zarar verdiğini öne sürüyor.
Son nokta: “Telefonla kötü konuştuğum için beni her maç doğradılar” diyerek, federasyonun kendisine karşı tavır aldığını iddia etti ve görevini bıraktığını açıkladı.
Burak Yılmaz’ın “Telefonla kötü konuştum, sonra her maç doğradılar” sözleri, Türk futbolunda kişisel hesapların nasıl kurumsal kararlara dönüştüğünü gözler önüne seren çok çarpıcı bir iddia değil mi?
Kırgınlık mı, infial mi?
Gaziantep FK’da başkanına verdiği söz nedeniyle görevde kalan Yılmaz, sonunda “sözün esiri” olduğunu itiraf ederek ayrıldı.
Bu, bir teknik adamın kişisel kırgınlığı olamaz; olsa olsa futbolun içindeki çarpıklığın en somut göstergesi olabilir.
Dilerim, öyle değildir.
Zira dün Burak Yılmaz istifa etti. Yarın başka bir teknik adam aynı sahnede olacak. Ama değişmeyen tek şey, futbolun yönetim krizleri.
Özetle bu çığlık, yalnızca Burak Yılmaz’ın değil; Türk futbolunun çığlığıdır.

