Beşiktaşlılar çayını kahvesini alsın ve koltuklarına kurulup, arkasına yaslansın ve siyah beyazlı takımı keyifle izlesinler. Abartmıyorum dostlar, başlangıç mükemmel…
Vincenzo İtaliano yönetiminde 6 maçtır gol yemiyor, pozisyon vermiyor Beşiktaş. Daha yüksek skorlar için yürekten mücadele ediyor takım.
Özellikle Zalgiris maçında 12 dakikada 2 gol atarken siyah beyazlılardaki iştah, baskı, pres, yardımlaşma ve yüksek disiplinden taviz vermeyen kusursuz oyun görülmeye değerdi.
Nereden nereye?
İtiraf edeyim son dönemde böyle coşkulu, etkili ve dinamik bir Beşiktaş seyretmedim… Seyreden varsa öne çıksın. Tepeden tırnağa değişmiş Beşiktaş ve değişim harika…
Sihirli bir elin dokunduğu aşikâr.
Fikir, düşünce, anlayış, oyun, sistem ve oyuncular her şey değişmiş.
Geçen sezon üzerine ölü toprağı serpilmiş Beşiktaş gitmiş yerine yepyeni, ateş gibi ışıl ışıl ümit saçan bir takım gelmiş.
Sanki rüya gibi ama gerçek…
Değişim muazzam…
Modern futbolun ‘’Hücum savunmadan başlar’’ prensibi İtaliano’nun sistemli dokunuşuyla Beşiktaş’ta hayat bulmuş. Sanki siyah beyazlıların içindeki dev uyanmış… Rıdvan Yılmaz ve Murillo’nun yıldızlaştığı maç; iki kanat bekinin oyuna katılımı, ceza sahası ön çizgisine yaptığı toplu - topsuz koşular ve skora etkileri bakımından muazzamdı. TFF’nin teknik direktör eğitim kursları için ders konusu olacak türden.
Şaşırmadım…
Djalo’nun koşuları…
Stoper Emirhan ve Djalo’nun rakip savunmayı darmadağın eden koşuları; boş alan açma, asist ve gol arama çabaları bir başka güzellikti. Ne oldu bu takıma? Ne oldu bu çocuklara?
Ne olduysa oldu, Beşiktaş nihayet kendini buldu.
Özellikle de Oiltan…
İtaliano’nun sisteminde kendini bulan Junior Oiltan çok özel bir oyuncu olduğunu herkese gösterdi. Topu kazanışı, öne taşıyışı, gollük pasları ve rakibe baskı kurması o kadar etkiliydi ki; saha içi lideri Kaptan Orkun’u rahatlattı.
Öyle ki; erken gollerle morallenen Beşiktaş maçı rakip yarı alanında oynadı ve Zalgiris’e nefes aldırmadı.
Bayıldım.
Akıllardaki soru… Bu oyun, bu iştah, bu tempo, beceri ve skor ilerleyen dönemlerde Zalgiris Kauno’dan daha çetin takımlar karşısında da tekrarlanır mı?
Doğrusu endişem yok; tekrarlanır, tekrarlanmalı da. Çünkü; doğru kurgulayan, planlayan, uygulayan ve kalpleri kazanmaya çalışan bir teknik adam var. Bu adam, İtaliano ve kimseye tepeden bakmıyor, herkese fırsat veriyor. Bu adaletli yaklaşım Beşiktaş’a ayrı bir hava, karakter, güven ve moral aşılıyor.
İtaliano’nun Sergen’den farkı
Öyle ki Vincenzo İtaliano kimden hangi faydayı alacağını ve kimi nerede, nasıl konumlandıracağını, bireysel özellikleri nasıl geliştirip büyük değerlere dönüştüreceğini gayet iyi biliyor. Bu insani yaklaşım kadrodaki atıl yeteneklerin içlerindeki devi uyandırıp harekete geçmelerini de sağlıyor. İşte İtalyan teknik adamın Sergen Yalçın’dan farkı bu.
Haliyle siyah beyazlı futbolcular, teknik adama, İtaliano da futbolcularına inanıyor, birbirlerinin varlığından güç alıyorlar.
İtaliano, ‘’Skor, 3-0’dan daha farklı olmalıydı’’ derken abartmıyor, takımın kapasitesini biliyor, daha fazlasını istiyor hem oyunu, hem oyuncuları hem de takımı geliştirmeye devam ediyor.
Öyle ki; takımın en önemli kazanımları Rıdvan Yılmaz, Olaitan, Djalo, Emirhan, Oh… Vlahovic, Trossard, Nübel, Salih çok iyi transferler. İlhan Fakılı ile Cerny’i ümit saçıyor. Rekabetin gücü Beşiktaş’ın gücüne güç katıyor.
Artık UEFA’da çıta yükseldi… Taraftar, Avrupa Ligi’nde ‘Başarı’ bekliyor. Kartallar bu sezon yüksek uçacak gibi...

