Kütüphanemizi tanzim ederken eski bir yazımızla karşılaştık. Değerli dâvâ ve hizmet insanı Hasan Mesut Hazar, Washington, DC’de "Ayyıldız Express" adında aylık bir dergi çıkarıyordu. Bu mecmuanın meram cümlesi "Türklerin Amerika’daki Sesi" idi. Orada bizim de birkaç denememiz yer almıştı. Okunduğunda görülecektir ki Ayyıldız’ın Mayıs 1995 tarihli sayısında çıkan yazımız, her devir için ihtiyaç mahiyetinde bir kalem çalışmasıdır. Bu yüzden geniş kitleyle paylaşmayı murad ederek onu bir de burada, Türkiye gazetesinde İmza’layalım istedik.
Gündemdeki fonlu yolsuzluklar, kanıksatan çirkinlikler, ahlaki çürüme herkesin dilinde. Şu söylediklerimizse özgün. Okuyan çok kimseye faydalı olacağı kanaatindeyiz. Bu sebepledir ki bu damıtılmış fikirleri, 31 sene sonra bilhassa genç idarecilerle paylaşmak istedik.
*
-İnandığın âmirin yanında çalış. Âmirine akıl verme, yol göstermeye kalkışma; arz et. Âmirinle mümkün mertebe "ben" ve "benimle" başlayan cümlelerle konuşma.
-Âmirinin kafasında ne olduğunu; yâni maksadını anlamaya gayret et. Eğer aldığın talimat müphem kaldıysa "efendim, ben bu meseleyi şöyle anlıyorum, doğru mu" diye teyid al.
- Az ve öz konuş; âmirini laf kalabalığına boğma. Arz edeceğin mevzuda âmirinin yapacağı itirazlarla sana yönelteceği soruları önceden tahmin et ve bunları ikna edici bir tarzda cevaplandırmak için hazırlıklı ol.
-Âmirini bunaltma. Arz ettiğin mes’eleyi duyurduğun andan itibaren o da söz konusu işi düşünmeye başlamıştır.
-Âmirine emrivaki ve sürpriz yapma. Unutma ki nihâî noktadaki mes’uliyet âmirindedir. Senin vermen gereken malumatı başkasından işitmesi veya onda hayret uyandıracak sürpriz tasarruflar, sana önce puan, sonra yerini kaybettirir.
-Mes’elelerini âmirinin üzgün, yorgun ve aşırı neş’eli olduğu zamanlarda arz etme. Uygun zaman kadar, uygun zemin de çok önemlidir.
-Âmirinle aranda ilk yanında çalışmaya başladığın günkü terbiye, nezaket ve mesafeyi koru. Samimiyetle laubalilik farklı şeylerdir.
-Sana aykırı gelen emir ve talimatlara hemen "olmaz!" deme. Sevimsizleşirsin. Hâdisenin o ân senin bilmediğin başka tarafları olabilir. Unutma ki âmirin, senin yaşadıklarını ve yaşayacaklarını daha evvelden yaşamış, kendisine inanılır tecrübeli bir insandır.
-Sabırlı ol; yanlış hesap senin ihtilafında da Bağdat’tan dönecektir.
-Âmirine senin için "ne dalkavuk adam, beni enayi yerine koyuyor" diyecek ölçüsüz methiyeler düzmekten kaçın. İcab ettiğinde hakîkatleri söyle. Ama söylemesini bilerek.
-Âmirine senin ve işin hakkında başka kaynaklardan da bilgi gittiğini unutma.
-Sır saklamasını bil. Sır saklamak, sandığından da zor bir haslettir. Hakkında "ağzı sıkıdır" hükmünün verilmesini başarabilirsen bu senin için büyük bir kazanç olur.
-Âmirini aşarak bir üst makama gitme.
-Emrin altında çalıştırdığın insanları, âmirine şikâyet etme. Bu acz ifadesidir. Aslında onlara hizmet eden biri olduğunu unutma.
-Ne âmirini arkadaşlarına ne de arkadaşlarını âmirine şikâyet et.
-Kıskanma, paylaş. Nimetler gibi bilgiyi de paylaş. Bilgi paylaşıldıkça çoğalır.
-İyi yetişmemiş eleman ayak bağıdır. Eleman alırken çok dikkatli ol. Aldıktan sonra da müessesene inanıp bağlanmaları için müessesenin kültürünü sevdirmeye bak.
-Makamından endişeli olma. Makamını az sonra bir başkasına devredecekmişsin gibi rahat ol. Zaten bir gün mutlaka devredeceksin.
-Astlarınla da üstlerinle de kibar ve güler yüzle konuş. Ceket düğmelemek ve muhatabını ayakta karşılamak korkaklığın değil, medeniliğin ifadesidir.
-Allah için tevazu, insanı yüceltir.
-Astlarını dinle. Dinlerken onlara kıymet ver. Sana daha da açılmalarına yardımcı ol. Dertleri ile dertlen. Fakat görüşme, makul zaman içinde cereyan etsin.
-Kimsenin ümidini ve hevesini kırma. Kimse yanından üzgün ve küskün ayrılmasın. İstek ve teklifleri reddetme; düşünmek için zaman iste.
-Yanında çalışan insanların, borcundan, hastasından, tahsildeki çocuğundan haberin olsun.
-Hiçbir şey, bir ânda olgunlaşmaz. Ne insanlar, eski huylarından kısa bir zamanda vazgeçerler; ne de senin o "harika" fikirlerin hemen gerçekleşir. Beklemesini bilirsen senin korukların da helva olacaktır.
-Sâdece şikâyetçiyi dinleyerek kimse hakkında tek taraflı hüküm verme.
-İş yerinde çalışan küçükleri evlâdın, yaşıtlarını kardeşin, büyüklerini baban bil.
-Rica ile konuş. Emir verme. Dilini lütfen kelimesine alıştır. "Mümkün mü?" "Yapabilir misiniz?" gibi ifâdeler kaba bir emir cümlesinden daha tesirlidir.
-"Siz" diye hitap etmek, "sen" demekten daha güzeldir. "Efendim"le başlayan cümlede sanki akide şekerinin tadı vardır.
-Kızma. Acı. Merhametli ol. Bir bardak suda fırtına koparmak, seni muhataplarının gözünde küçültür.
-Kusurları topluluk içinde yüze vurma. Kim kusurlu ise onunla baş başa görüş. Ancak önce suçlama sebebini sor. Göreceksin ki işin içinde başka amiller var. Eğer sorup-dinlemeden itham edersen mahcup olursun.
-Âmir de hata eder. Hata ettiğin zaman büyük bir alçak gönüllülükle özür dile; hiçbir şey kaybetmezsin. Arkadaşlarını makine ve eşya gibi görme. İş ve gelecek hakkında zaman zaman onlara bilgi ver, teklif ve görüşlerini al; böylece onları fiilen yaptıkları işe ortak et; yaptıkları işleri başaracaklarına inandır.
-Ekip çalışmasına kıymet ver. Gerek yanında çalışanlar gerekse üstlerin sana ne kadar güveniyorlar? Bunu sık sık hatırla ve hatalarını telafi etmeye bak.
-İş yerini aynı zamanda bir mektep kabul et. Hem öğren hem öğret. En hayrlı miras, insandır. Gönüllerde taht kurmaya bak. Senden nefret ettikleri için değil; incitme endişesi ile korksunlar.
-Kalb kırmaktan sakın. Yanına varılmaz bir dağ olma. Dağ ne kadar yüce olsa da yol, onun üstünden geçer.
-Saldırgan, tenkidçi, alaycı ve karamsar olma. Etrafına karamsarlık yayma. Öyle ol ki insanlar seni özlesinler.
-Şahsî sıkıntılarını kimseye yükleme. Kimse senin sıkıntılarını çekmeye mecbur değildir. Sıkıntının sebebi, umumiyetle şükürsüzlük, suizan, gıybet, çekememezlik ve kibir gibi kötü huylardır…
*
Nice dergide böyle yazılarımız var.
9 Kasım 1976’dan beri yazdığımız fikir mahsulleri, 7.500 civarında. Bunların kitaplaşması, bakalım hangi babayiğide, baba yiğitlere kısmet olacaktır...
Öyle ise 2026 Ekim’inden 1995 Mayıs’ına son söz niyetine bir gönderme yapalım:
-Kıymet bilirsen, kıymetin bilinir!..

