Hadi gelin, eğri oturalım, doğru konuşalım...
Koskoca bir imparatorluğun, "Ata sporu" diye göğsümüzü kabartan o şanlı minderlerin ne hale geldiğini görmüyor musunuz?
2026 Dünya Şampiyonası bitti; elimizde ne var? Koca bir sıfır!
Yalnızca gencecik bir Yüksel Sarıçiçek’in tek başına söke söke aldığı o gümüş madalya olmasa, yüzümüzü saklayacak yer bulamayacaktık.
Yüksel bizim tek yüz akımız oldu, helal olsun ona!
Ama ya gerisi?
Gerisi tam bir fiyasko, tam bir felaket!
KURUMSAL HAFIZA ÖNEMLİ
Yıllarca ne dedik, ne yazdık? Rahmetli Ali Gümüş’ün o muazzam güreş hafızasını, İsmet Atlı’nın, Ahmet Ayık’ın, Müzahir Sille’nin, Mahmut Atalay’ın, Bayram Şit’in, Muharrem Atik’in, Necdet Uçar’ın Serhat Karadağ'ın mindere bıraktığı o kutsal mirası hatırlayın!
Masada ve idarede Vehbi Emre’lerin, Saadettin Tantan’ların, Yılmaz Ulusoy’ların, Halil Ata’ların, Osman Aşkın Bak'ların, Hamza Yerlikaya’nın hatta Musa Aydın'ların o başarıyı getiren sistem ve kulis güçlerini ne çabuk unuttuk?
Hatırlayın o günleri; Musa Aydın görevde bulunduğu dönemde Türk güreşine tarihi başarılar ve kırılmadık rekorlar kazandırdı. Daha dün gibi, 2019 Avrupa Şampiyonası’nda Cumhuriyet tarihinde ilk kez tam 16 madalya birden kazandık; tam 70 yıl aradan sonra minderden 6 altın madalyayla çıkıp Avrupa şampiyonluklarını göğsledik. Yine aynı yıl serbest stilde destan yazıldı; 10 sıkletin 7’sinde (3 altın, 1 gümüş, 3 bronz) madalya kürsüsüne çıktık, takım şampiyonluğunu kıl payı, topu topu 6 puanla kaçırdık.
Boşuna mı çeşitli kurumlar tarafından üst üste "Yılın Federasyon Başkanı" seçildi Musa Aydın? Kulüpleri, taşrayı, milli takımları nakış gibi işleyen o vizyon, güreşin olimpiyatlardaki mutlak gücünü biliyordu.
Biz bu isimlerle devleşen, dünyayı mindere dar eden bir güreş hafızasına sahiptik beyler!
GÜREŞ NASIL KAOS SARMALINA GİRDİ?
O koca çınarların gölgesinde büyüyen Türk güreşi, bugün nasıl oldu da bir kaos sarmalına, bir vizyonsuzluk girdabına yuvarlandı?
Nedeni apaçık ortada: Yıllarca Rıza Kayaalp, Taha Akgül ve Yasemin Adar gibi "yüzyılda bir gelecek" şampiyonların üstün yetenekleriyle afyonlandık.
Onlar madalyaları boyunlarına takarken, arkadaki altyapının cayır cayır yandığını, eridiğini görmek istemedik. Günü kurtarma derdine düştük! Altyapı fabrikası gibi çalışan bir Amerika’yı, Japonya’yı uzaktan seyrettik. İşte şimdi o sahte rüya bitti ve acı gerçek çıplaklığıyla mindere serildi!
Ama durun! Bu enkazın ortasında, minderden yeni çıkmış gencecik bir federasyon başkanı var: Taha Akgül!
AKGÜL ATEŞİN İÇİNE BEDENİNİ ATTI
Taha, şampiyonluk bitip koltuğa oturduğu an öyle bir özeleştiri yaptı, öyle bir temizlik düğmesine bastı ki camia fokur fokur kaynamaya başladı.
"Son saniyeye kadar savaşmayanla yolumuzu ayırırız, Türk güreşi şahıslardan büyüktür" dedi.
Budur işte!
Bir şampiyona yakışan budur!
Ama derim ki; meydan okuma güzel de tutunduğu dalı kesme başkan!
Hayır, Akgül kararlı... O dalı kesmek pahasına, o statükocu, antrenman kaçkını tayfayı tasfiyeye hazırlanmak gibi müthiş bir cesarete sahip.
Üstelik sadece içerideki tembellikle değil, dışarıdaki bürokratik vesayetle de savaşıyor genç başkan!
BAKANA BİLE ADALET HATIRLATMASI
Temmuz ayında Minikler Şampiyonası’nda, koskoca Bakan Yardımcısı, ki o da minderin büyük efsanelerinden Hamza Yerlikaya, oğlu yenildi diye mindere inip hakemin üzerine yürüdü ya.
Eski bir şampiyona, bir devlet adamına yakışır mı bu? Yakışmaz ama adalet önemli, Yerlikaya'nın çıkışı oğlu için değil hakkı yenen bütün sporcular içindi! Ama yanlıştı, tepki biçimi.
Taha Akgül ne yaptı peki?
"Sıfatı ne olursa olsun baskıyı kabul etmeyiz" diyerek Yerlikaya’ya soruşturmayı başlattı!
İşte minderde özlenen dik duruş, işte özerklik budur!
TARİHİ EŞİK
Şimdi önümüzde tarihi bir eşik var. Şurada 7 Kasım Mali Genel Kurulu’na ne kaldı?
Duyuyorum ki; muhalefet, arkasına o bürokratik kırgınlıkları da alarak Taha’yı bütçe üzerinden vurmak için pusuya yatmış.
Heyhat!
Kulislere bakıyorum, sular durulmuyor.
Neymiş? Efendim, dünya şampiyonasında sıfır çekilmiş!
Yahu adam daha yeni geldi, yılların biriken pisliğini temizliyor!
Taha Akgül, federasyon bütçesinin yüzde 70’ini altyapıya, Sakarya’daki o muazzam Yüksek Performans Merkezi’ne gömüyor. "Antrenörün göz kararı" bitti diyor; yapay zekalı maç analizlerini, dijital sporcu takip sistemlerini, liyakatli bilim akademilerini getiriyor.
Kara düzen güreş devrini kapatıp, teknolojinin dibine vuruyor!
Yağlı güreş liglerinin belediye paralarıyla minder altyapısını kuruttuğu şu çağda, minder güreşini yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyor.
AKGÜL LOBİ ÜSTÜNLÜĞÜMÜZ
Beyler, dikkat; 2028 Los Angeles Olimpiyatları kapıda!
Taha Akgül’ün UWW Teknik Komisyonu’ndaki küresel gücü ve Levent Şen’in Hakem Komisyonu Başkanlığı, masada bize tarihi bir lobi üstünlüğü veriyor. Şimdi bu genç başkana çelme takma zamanı değil; onun başlattığı dijital ve bilimsel devrimin arkasında durma zamanıdır.
Eğer 7 Kasım'da eski köhne düzene geri dönerseniz, o kutsal minderi tamamen kaybedersiniz. Benden söylemesi!


