Kaydet
a- | +A

Kabul… Dünya Kupası dedin mi, o eski kurtlar gibi kokusu burnunda tüter insanın. Meksika, ABD, Kanada… Üç ülkede, 48 takımın ümidi, heyecanı ve kanı kaynıyor, gözler faltaşı gibi açılıyor.

Türkiye saatiyle 22:00’de Meksika-Güney Afrika maçı ile perdeler açılacak. Haydi bakalım, büyük şölen başlıyor!

Ama durun bir dakika… Bu turnuvada sahada sadece 22 kişi oynamıyor. Hakemi, hocası, futbolcusu, seyircisi, yazanı, çizeri, yöneteni, yönetileni… Hepsi aynı ateşin içinde. Stres dağ gibi! Gruplar, son 16, çeyrek, yarı, final… Her basamak ayrı bir imtihan. Günler sayılı ama mesafe uzun, nefes kesici.

A Millîlerimizin yolu 7 bin 200 kilometre!

Düşünsenize… A Millî Takımımız D Grubu’nda tam 7 bin 200 kilometre yol yapacak. 48 takım arasında en fazla mesafe katedenlerden! Kolay mı sanıyorsunuz? Her maç final, her deplasman cehennem gibi… Sakatlık, ceza, form düşüklüğü, beklenti, rekabet, hayal kırıklığı… Hepsi ayrı bir stres topu. Adamın bağışıklığı çöküyor, uykusu kaçıyor, kalbi tekliyor, kasları düğüm düğüm oluyor. Dünya Kupası’nda “formda olmak” yetmez; diri kalmak lazım!

Vincenzo Montella’nın işi gerçekten zor.

Hakan’ı var, Arda’sı var, Kenan’ı var, Orkun’u, Ferdi’si, Ozan’ı, Altay’ı, Yunus’u, Kerem’i… Şampiyonlar Ligi görmüş, Avrupa görmüş, tecrübeli çocuklar. Ama ne de olsa ilk Dünya Kupası heyecanı bu! Turnuva farkı, iklim farkı, saat farkı, zemin farkı, bir ülkeden öbürüne mekik dokuma… Bunlar laf değil, adamı bitirir.

İşte tam bu noktada aklıma Jupp Derwall’in o kulağa küpe sözü geliyor:
Stresle baş edebildiğiniz sürece ancak dinç kalır, başarılı olabilirsiniz. Bu konuda en güzel öğretmen hayattır.

Doğru söyler efsane futbol adamı. Dünya Kupası stresini yönetemeyen, o dağ gibi yükün altında ezilir. Yöneten ise… Lokum gibi olur, her zorluk düz ova gibi gelir. Stres kötü değil ki! Adrenalin pompalar, enerjiyi tavana vurur, zihni bıçak gibi keskinleştirir. Önemli olan onu dizginlemek, faydaya çevirmek.

Montella işin piri. İtalyan disiplini, Türk coşkusuyla harmanlanmış. Ama asıl mesele şu: Takımı stresten arındırıp, motive edip sahaya “dağları deleceğiz” havasıyla çıkarmak. Sakatlıklara, yorgunluğa, deplasman zorluklarına rağmen o 11’in gözünden ateş fışkırmalı.

Özetle…
Bu turnuvada en büyük silah stres yönetimi. Montella o silahı ustaca kullanırsa, Ay-Yıldızlılar yine destan yazar. Çünkü kadro geniş ve kaliteli, tecrübe var, inanç var. Geriye sadece o dağ gibi stresi lokum etmek kalıyor.

Haydi evlatlar! Siz oynayın, biz yürekten destek olalım. Stresi yenen, kupayı da alır.

Türkiye, hadi bakalım… Göster kendini!