Kaydet
|

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, üniversitelerin bilginin sadece öğretildiği değil aynı zamanda üretildiği kurumlar hâline geldiğini belirterek “Bugünün araştırma faaliyetleriyle yeni bilgilere ulaşan üniversiteler, bu bilgileri toplumla paylaşarak, meselelerin çözümüne katkı sunan kurumlardır. Bizim de üniversitelerimizden özellikle beklentimiz tam olarak bunlardır…” dedi.

Sayın Erdoğan’ın işaret ettiği Yol Haritası: “Bilgileri toplumla paylaşarak, meselelerin çözümüne katkı sunmaktır.”

Bizim tartışmamız ise; bilgiyi üreten ve taşıyan ile ona ihtiyaç duyan kurumlar arasındaki temasın yeterli olmamasıdır. Günlük hayatımızın farklı alanlarında özellikle gençlerde bu temassızlığın farklı sonuçları ile yüzleşiyoruz.

Operasyonun tarafları “Üniversite-iş dünyası ve gençler” sanki karanlıkta birbirini arıyor! Türkiye iş piyasasında mevcut işsizler kendine alan bulamazken özellikle teknolojik dönüşüm, dijitalleşme ve savunma sanayii ekseninde hızla büyüyen eğitimli iş gücünün yüksek istihdam açığı önemli bir sorundur.

Türkiye’de üniversite mezunu işsizlik; son yıllarda yükseköğretimin sayı olarak hızlı büyümesi planlama ve aktörler arasındaki temassızlık nedeniyle önemli bir sorun hâline gelmiştir. Kampüs dışındaki dünyayla bağ kuramayan üniversiteli, iş dünyasının güncel pratiklerinden uzak, teorik bilgiye dayalı kendi iç dünyasında geleceğini aramaya itiliyor.

TÜİK verilerine göre, 2025 yılının ikinci çeyreğinde yükseköğretim mezunu işsiz sayısı 866 bin kişi. Bu tabloda 25-34 yaş grubundaki işsizlerin neredeyse yarısı yükseköğretim mezunlarından oluşmaktadır.

İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı'nın "Eğitimde Kazanım, İstihdamda Uyum Arayışı" başlıklı analizi, Türkiye'nin eğitim alanındaki başarılarının “iş gücü piyasasına” aynı oranda yansımadığını ifade etmekte. Sadece yüzde 56,7'si eğitim aldığı alanla uyumlu bir meslekte çalışan lisans mezunlarının ilk işini bulma süresi ortalama 14,2 ayı buluyor. 15-34 yaş grubundaki yükseköğretim mezunlarının yüzde 22,8'inin yaptığı işin eğitim seviyesinin altında olduğu belirtiliyor.

Eğitim-Bir-Sen yeni akademik yıl başlarken mezunların istihdam imkânları ile ilgili olarak önerilerini açıklarken, bölüm ve programların açılmasında “İstihdam imkânları ve ülkenin stratejik ihtiyaçlarının” esas alınması çağrısında bulundu. Üniversite mezunlarının çok büyük bir kısmı özel sektörde istihdam edilir. Teknoloji, AR-GE, mühendislik, finans, sağlık, pazarlama ve hukuk gibi uzmanlık gerektiren sektörlerin nitelikli iş gücü ihtiyacı tamamen yükseköğretim mezunları tarafından karşılanır.

OECD genelinde eğitim seviyesi yükseldikçe işsizlik azalırken Türkiye’de üniversite diploması iş bulma konusunda aynı avantajı sağlamıyor, istihdam avantajı eğitimle aynı oranda yükselmiyor.

“Üniversite-Sanayi iş birliği” akademik bilgi birikiminin ve araştırma kapasitesinin sanayi sektörünün ihtiyaçlarıyla buluşturularak katma değerli ürün, teknoloji ve yeniliklere dönüştürülmesini sağlar. Daha önemlisi gençleri sahada iş dünyasındaki potansiyel katılım alanları ile yüzleştirir. Bu iş birliğinin daha güçlü bir getirisi ise öğrencilerin teorik bilgilerini iş hayatında ve sahada deneyimleyerek pekiştirmelerini sağlamasıdır. Japonya’da "pencere işçisi" daha bilinen adıyla "Pencere Kenarı Kabilesi" şirketlerde aktif bir sorumluluk ve iş verilmeyen kıdemli çalışanları ifade eden kültürel bir terimdir.

Beklentimiz; benzer bir uygulamanın “Üniversite-İş dünyası” ortaklığında, pratik ve doğrudan uygulama (işbaşında eğitim) yoluyla uzmanlıkla tanışan öğrencilerin iş dünyasında, sahada görünür olmasıdır…

Hikmet Köksal'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.