Gazze, felaketin tam merkezinde… Ama Filistin’in tamamında zaten devam eden seksen yıllık felaketin boyutlarını unutmayalım!.. Evet, Gazze’de devam eden vahşet, bütün insanlık adına zorlu bir imtihan...
İrlanda Başbakanı Micheal Martin, 25 Eylül’de BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Gazze için şunları söyledi: “Gerçek dehşetler nihayet ve bütünüyle ortaya çıktığında, bu dünyayı utandıracak…” Martin’in selefi olan Simon Harris de ondan iki sene evvel, 20 Ağustos 2024’te şu sözleri söylemişti: “Bu dünyaya geriye dönüp baktığımızda, bunun dünya için utanç dönemi olacağına inanıyorum…” Harris dünyanın ve Avrupa Birliği’nin ateşkes sağlanması için yeterince çalışmadığını belirterek bu UTANÇ VERİCİ DÖNEMİ tahlil ediyordu. Her iki İrlanda Başbakanının dile getirdiği “utanç verici dönem” ifadesi tam olarak neyi anlatıyor? Evet, iki milyondan fazla Gazzelinin yerinden edildiği ve 1,6 milyon kişinin başını sokacak bir barınak aradığı yerden bahsediyoruz. Yani altyapısının yüzde doksanı tahrip edilmiş bir Gazze'den bahsediyoruz. 201 bin bina bombardımanla tahrip edildi. 134 bin 442’si tamamen yıkıldı. Geri kalanı ağır hasar aldı… Ama asıl felaket insani yönden. Resmî rakamlara göre, yetmiş dört binden fazla Gazzeli hayatını kaybetti. Bunun 21 bin 745’i çocuk. İçlerinde 293 yeni doğan bebek var. Ve 11 binden fazla çocuk da ampüte edildi. Yani Gazze, dünyada en fazla kolsuz bacaksız çocuğun hayata tutunmaya çalıştığı bir coğrafya! Siyonist İsrail’in barbarca bombardımanla yıktığı binaların altında kaç bin cenazenin olduğu da bilinmiyor… Yazının girişinde, İNSANLIK İÇİN ZOR İMTİHAN dediğimiz fecaat özetle böyle. Sözlerini naklettiğimiz iki İrlandalı siyaset ve devlet adamının “utanç verici” diye itirafta bulunduğu kara tablo, tam üç yıldır bütün dünyanın gözü önünde. Ve insanlık adına müdahale bekliyor. Fakat heyhat!.. Dünya üç yıldır devam eden insanlık dışı barbarlık ve soykırım karşısında dilini yutmuş gibi sessiz ve tepkisiz!
Genel olarak Filistin meselesi sahipsiz… Haydut devletin kan ve ateş deryasına çevirdiği Gazze vahşeti karşısında da dünya bu şekilde sessiz kalınca, Siyonist İsrail barbarlığın sınırlarını zorluyor. Gazze halkını açlıkla, susuzlukla ve ilaçsızlıkla inim inim inletiyor. Savunmasız, çaresiz insanları topyekûn imha ederek Gazze'yi bütünüyle nüfustan arındırmak istiyor. Haydut İsrail’in niyeti, Filistinlilere hiçbir şekilde hayat hakkı tanımamak… Bunu saklama gereği dahi duymuyor. Gazze, 7 Ekim felaketinden önce de açık hava hapishanesiydi. 2007 yılından beri yani tam on dokuz senedir abluka devam ediyor… Gazze halkı ablukayı yarmak için bugüne kadar birçok defa intifada (Başkaldırı) hareketinde bulundu. 2023 yılı başından itibaren Hamas ile İsrail arasında kamuya açıklanmayan görüşmeler yapıldı. Bu görüşmelerde ana başlıklar, Gazze etrafında ablukanın gevşetilmesi ve ekonomik şartların biraz olsun iyileştirilmesi, buna karşılık rehin alınan İsrail askerlerinin serbest bırakılması idi. Hamas mensuplarından İsrail hapishanelerinde bulunan belli sayıda kişilerin serbest bırakılması konusunda anlaşma sağlanamayınca, görüşmeler durduruldu. İşte bu safhadan sonra işler karıştı… Ve peş peşe felaketlerin devamıyla bugünkü duruma gelindi. İsrail’in Haaretz gazetesi ve ABD’nin New York Times gazetesinde, 7 Ekim 2023’te patlayan hadiselerin nasıl meydana geldiği ve soykırım fırsatı kollayan İsrail haydut devletine ne gibi bir fırsat verildiği teferruatlı olarak yer aldı. Bugünlerde Netanyahu’nun başını ağrıtan bu süreçten, aslında insan kasabının haberdar olduğu artık netleşmiş bulunuyor. Fakat gerekli tedbirleri almayarak, âdeta Hamas’a eylem için kapı açtığı da kesinleşti…
Daha sonra Hamas Siyasi Büro Başkanlığına getirilecek olan Yahya Sinvar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) üzerinden İsrail’e karşı büyük bir askerî harekât (Ürkütücü ve korkunç bir harekât) yapacağını aktardı… Eylül ayı ortalarında cereyan eden bu tehdit, BAE yetkilileri tarafından İsrail iç istihbarat (Şin Bet) başkanı Ronen Bar’a aktarılmış. Ronen Bar hemen acil bir telefon konuşmasıyla ihbarı Netanyahu’ya bildirmiş. Ama Netanyahu Gazze’den değil de Batı Şeria’dan kaynaklanan güvenlik problemlerinin bulunduğunu, İsrail’in bütün senaryolara hazır olduğunu söylemiş. BAE Başkanı bin Zayed, İsrail tarafından konunun ciddiye alınmadığını görünce, bu defa kendisi bizzat uzun bir telefon konuşmasıyla Netanyahu’ya aktarıyor. Gelgelim kan kokusu alan canavar gibi, fırsat kollayan Netanyahu bu bilgiyi ne Şin Bet ne Mossad ne de Genelkurmay Başkanlığına aktarmıyor… Buna benzer bir iddia New York Times gazetesinde de İsrailli yetkililere dayandırılarak haber yapıldı. Netanyahu ve şürekâsı her ne kadar yalanlama yaptıysa da, BAE tarafı yapılan ihbarları yalanlamadı… Keza Mısır İstihbaratı tarafından da aynı ihbar bizzat Netanyahu’ya aktarılmış…
Bütün bunlar, hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama kararı çıkarılmış bulunan insan kasabı Bibi Netanyahu’nun katliam ve soykırım yapmak için fırsat olarak sonuna kadar kullandığını kesinleştiriyor.
Sonuç olarak asrın en büyük barbarlığını ika ettiği kesindir. Batı medyasında 7 Ekim saldırısı 11 Eylül Dünya Ticaret Merkezine yapılan saldırılara benzetiliyor… Gerçekten ABD, 09/11/2001 olayından sonra, haçlı seferi ilan ederek nasıl Afganistan ve Irak’ı işgal ettiyse, Siyonist İsrail de Filistin topraklarının tamamını ele geçirmek için her türlü kalleş ve aşağılık planı icra ediyor. Bunun için hiçbir fırsatı kaçırmıyor… Gazze’yi insan mezbahasına çeviren haydut İsrail, bununla yetinmeyip şimdilerde Batı Şeria’daki Filistinlilerin üzerinde her türlü alçakça saldırıyı devam ettiriyor. İşin en korkunç ve yakıcı tarafı da şu: Haydut İsrail devletinin Filistin’in tamamına yaydığı katliam ve soykırım felaketi nasıl durdurulacak? Kısacası bu utanç verici devir nasıl kapanacak?..

