Her yeni gün bir belediyeye düzenlenen rüşvet operasyonuyla uyanıyoruz. Nedeni ise karıştıkları akçeli işler, ihaleler ve akıllara durgunluk veren yolsuzluk suçlamaları. Yerel yönetimlerin içerisine düştüğü bu sarmalı ortadan kaldırmada kararlı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, parti içerisinde yeni bir çalışma başlattı. Buna göre belediyelerin mali yapıları ve en çok rüşvet mekanizmasının işlediği ihaleler ile imar planlamaları sıkı kontrol altına alınacak. AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir tarafından hazırlanan yeni taslağın yakında TBMM’ye sunulması bekleniyor.
Her fırsatta üzerine basarak söylediğim gibi belediyeler ihalelerden el çektirilmeli. Çünkü başkanlığa aday olan kişinin öncelikleri halka hizmet etmek değil “Ben hangi ihaleden ne kadar haksız kazanç sağlarım” oluyor. Yerel yönetimlerin böyle bir süreçte kalkınması ve halkın hakkını savunması ise neredeyse imkânsız hâle geliyor. Bence Erdoğan da bu tehlikeyi görmüş olacak ki bu kısır döngüyü değiştirmek için bir an önce adımlar atmanın gerekliliğine inanmış. Aslına bakarsanız ben biraz daha farklı düşünüyorum. Belediyelerin halkın sağlığını, çarşı pazarın kontrolünü ve en önemlisi kaçak yapılaşmanın karşısındaki vazgeçilmez unsur olması gerektiğine inanıyorum. Ama maalesef gelin görün ki kaçak yapılaşma ile mücadele sayılı birkaç belediyenin dışında uygulanmıyor. Onlar da yok denilecek kadar az.
Bunun için de Türkiye’de ‘İhale Bakanlığı’ adı altında bir yapıya ihtiyaç olduğu görüşündeyim. DDK ve birkaç bağımsız kurum tarafından denetlenen bir İhale Bakanlığı...
CHP’li başkandan şaşırtan açıklama
Biliyorsunuz geçenlerde Maltepe’de 7 katlı bir bina çökmüş 5 kişi moloz yığınlarının altında hayatını yitirmişti. İlk açıklama Belediye Başkanı Esin Köymen’den geldi. Köymen binanın 80’li yıllarda yapıldığını ve iki katının kaçak olduğunun açıklamasını yaptı. Ardından bina ile ilgili oturanlardan herhangi bir şikâyet gelmediğini ve belediyenin sorumlu davrandığını vurguladı. Ama işin aslı öyle değildi. Arşiv kayıtlarında 1989 yılında binanın kaçak katları ile ilgili iki kez yıkım kararı verildiği ve bunun belediye tarafından uygulanmadığı ortaya çıktı. Yani sizin anlayacağınız aslında yitip giden 5 kişi, göz göre göre moloz yığınlarının altında can vermişti. Bunların arasında kirada oturanlar ve de binanın yıkım kararı bulunduğunu bilmeden satın alan aile fertleri de vardı. Suçları da belki de yerel yönetimlere güvenmeleri olmuştu. Şimdi sizlere bunun gibi binlerce örnek verebilirim. Daha doğrusu muhtemel deprem senaryolarını yaşamadan kendiliğinden yıkılan binalara kim dur diyecekti. Peki İBB’nin tutuklu belediye başkanı Ekrem İmamoğlu hangi deprem tedbirlerini hayata geçirmişti.
İşte böyle bir sarmalın içerisinde Cumhurbaşkanının alacağı yerel yönetimler ile ilgili kararlar büyük önem taşıyor. İhaleler ve yolsuzluklardan uzaklaştırılan belediyelerin asli işine dönmesi sokaktaki insan için hayati önem taşıyor.

