Bir zamanlar Türkiye'nin savaş uçağı tedarik etmek için kapısını çaldığı ülkeler bugün Türk havacılık sanayisinin ürettiği platformları kendi filoları için değerlendiriyor.
Savunma sanayiinde son yıllarda yaşadığımız dönüşümü anlatmak için bazen uzun uzun ihracat rakamlarından, yerlilik oranlarından veya milyarlarca dolarlık projelerden söz ediyoruz.
Oysa bazen tek bir ziyaret bütün tabloyu anlatmaya yetiyor.
Birleşik Krallık Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Sir Harv Smyth'in Türkiye ziyareti tam olarak böyle okunmalı.
Hava Kuvvetleri Komutanımız Orgeneral Rafet Dalkıran'ın resmî davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Smyth, 25 Eylül'de Hava Kuvvetleri Karargâhı'ndaydı. Ardından iki komutan Konya'ya geçti ve 111'inci Jet Filo Komutanlığının F-4E/2020 uçaklarıyla birlikte havalandı.
İngiliz komutanın bir sonraki durağı ise BAYKAR'ın Özdemir Bayraktar Millî Teknoloji Merkezi oldu. Smyth burada Türk insansız hava araçlarını yakından inceleme fırsatı bulurken kendisine KIZILELMA ve TB3 maketleri de hediye edildi.
Ancak Ankara-Londra hattındaki hava trafiğinde çok daha büyük bir resim var.
Masada bugün üç önemli dosya bulunuyor:
Türkiye'nin Eurofighter Typhoon tedariki...
Türkiye'nin C-130J programı...
Ve bu kez yönü tersine çevrilmiş muhtemel bir uçak tedariki:
Birleşik Krallık'ın HÜRJET ihtimali.
İngiltere'nin önünde çözmesi gereken bir "Hawk problemi" var
HÜRJET'in İngiltere için neden önemli hâle geldiğini anlamak için önce Kraliyet Hava Kuvvetlerinin elindeki Hawk filosuna bakmak gerekiyor.
İngiltere'nin yıllarca savaş pilotu yetiştirdiği Hawk artık yolun sonuna yaklaşıyor.
Üstelik mesele yalnızca yaşlanan uçakların yenileriyle değiştirilmesinden ibaret değil.
İngiltere'nin 2025 Stratejik Savunma İncelemesi son derece açık bir şekilde Hawk T1 ve Hawk T2'nin maliyet-etkin yeni bir hızlı jet eğitim sistemiyle değiştirilmesi gerektiğini kayda geçirdi.
Ardından süreç hızlandı.
İngiliz Savunma Bakanlığı Ağustos 2026'da yeni Jet Training System için sektöre bilgi talebi yayımladı.
Hedef yalnızca yeni bir eğitim uçağı satın almak değil.
İngiltere, pilotlarını F-35 gibi beşinci nesil platformlara ve gelecekte hizmete girecek altıncı nesil savaş sistemlerine hazırlayabilecek yeni bir eğitim mimarisi kurmak istiyor.
Yani İngilizlerin aradığı uçak, dünün Hawk'ının biraz daha moderni olmayacak.
Yarının savaş uçağı pilotunu yetiştirecek bir platform olacak.
HÜRJET'in önündeki fırsat tam da burada başlıyor.
HÜRJET NEDEN?
Çünkü HÜRJET aslında Hawk'ın doğduğu dönemin eğitim anlayışına göre değil, yeni nesil savaş uçaklarının dünyasına göre tasarlanmış bir uçak.
Süpersonik...
Modern dijital kokpite sahip...
İleri jet eğitimi ile savaş uçağına geçiş eğitimini birleştirebilecek bir mimari sunuyor.
Üstelik yalnızca eğitim görevleriyle sınırlandırılmış bir platform değil.
Hafif taarruz görevlerinden farklı operasyonel konfigürasyonlara kadar genişletilebilecek bir uçak ailesinin temeli olarak geliştiriliyor.
İngiltere açısından bunun başka bir önemi daha var.
RAF'ın ihtiyacı artık yalnızca "uçmayı öğreten" bir eğitim uçağı değil.
Eurofighter, F-35 ve gelecekte GCAP kapsamında ortaya çıkacak yeni nesil savaş uçaklarına geçecek pilotların eğitiminde kokpit, sensör, görev sistemi ve operasyon mantığı bakımından daha ileri bir basamağa ihtiyaç duyuluyor.
HÜRJET tam olarak bu dönüşümün yaşandığı dönemde ortaya çıktı.
İSPANYA ASLINDA İNGİLTERE'YE CEVABI VERDİ
HÜRJET'in İngiltere yarışındaki en büyük avantajlarından biri ise artık kendisini yalnızca katalog üzerinde anlatmak zorunda olmaması.
Çünkü ortada İspanya örneği var.
Madrid, yaşlanan F-5 filosunun yerini almak üzere HÜRJET tabanlı yeni eğitim sistemini seçti.
Airbus ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayii'nin birlikte yürüttüğü program kapsamında 30 uçaklık filo kurulacak.
İspanyollar bu uçağa kendi isimlerini bile verdi:
SAETA II.
Daha önemlisi Airbus'ın bu programı nasıl tarif ettiği.
SAETA II, İspanyol pilotlarının Eurofighter Typhoon ve geleceğin savaş sistemlerine geçişini sağlayacak yeni nesil eğitim platformu olarak konumlandırılıyor.
Bu ayrıntı bence İngiltere açısından son derece önemli.
Çünkü Londra'nın çözmeye çalıştığı problemle Madrid'in çözmeye çalıştığı problem birbirine oldukça benziyor:
Yaşlanan bir eğitim filosunu değiştirmek ve pilot eğitim sistemini yeni nesil savaş uçakları çağına taşımak.
İspanya'nın HÜRJET'i tercih etmesi bu nedenle yalnızca Türkiye'nin hanesine yazılmış bir ihracat başarısı değil.
Aynı zamanda başka NATO ülkelerine gösterilebilecek ciddi bir referans.
İngilizler artık karşılarında henüz müşterisi bulunmayan deneysel bir uçak görmüyor.
Bir NATO ülkesinin 30 uçaklık yeni eğitim sisteminin merkezine yerleştirdiği platformu görüyor.
İNGİLİZLERİN BİR ŞARTI DAHA VAR
Ancak burada önemli bir ayrıntıyı atlamamak gerekiyor.
İngiltere'nin yeni eğitim sistemi için yayımladığı bilgi talebinde bir şart bulunuyor:
Önemli ölçüde Birleşik Krallık sanayi katılımı.
Bu nedenle yarış yalnızca "hangi uçak daha iyi?" sorusuyla sonuçlanmayacak.
Hangi üreticinin İngiliz savunma sanayisine ne kadar iş bırakacağı, bakım ve eğitim altyapısının nerede kurulacağı, İngiliz şirketlerinin programa hangi seviyede katılacağı da kararın önemli parçalarından olacak.
İspanya modeli tam burada yeniden önem kazanıyor.
Türkiye, Madrid'e "30 uçağı üretelim, teslim edelim ve gidelim" demedi.
Airbus'ın ana yükleniciliğinde İspanyol sanayisinin sisteme entegre edildiği, uçakların İspanya'nın ihtiyaçlarına göre dönüştürüldüğü ve bakım-eğitim altyapısının ülkede oluşturulduğu farklı bir model ortaya çıktı.
Aynı yaklaşımın İngiltere için de uyarlanabilmesi teorik olarak mümkün.
Dolayısıyla HÜRJET'in İngiliz ihalesindeki kaderini yalnızca uçağın performansı değil, Ankara'nın Londra'ya sunabileceği endüstriyel ortaklık modeli de belirleyecek.
RAKİPLER KÜÇÜMSENECEK GİBİ DEĞİL
Elbette HÜRJET'in önünde kolay bir yarış olduğunu söylemek doğru olmaz.
İngiliz programı dünya havacılık devlerinin radarında.
BAE Systems'ın Boeing ve Saab ile birlikte T-7A temelli çözümü, Leonardo'nun M-346'sı ve başka seçenekler HÜRJET'in karşısında bulunuyor.
Özellikle İngiltere'nin kendi savunma sanayisine iş payı verilmesini istemesi, BAE Systems'ın yer aldığı çözümlere doğal olarak önemli bir endüstriyel zemin sağlıyor.
Bu nedenle bugün için "İngiltere HÜRJET'i satın alacak" demek için çok erken.
Fakat aynı şekilde HÜRJET'i yarışın kenarındaki sembolik bir aday olarak görmek de artık mümkün değil.
Çünkü TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Farnborough'da İngiliz programını takip ettiklerini ve HÜRJET'in müşteri gereksinimlerini karşılaması hâlinde programa katılmaya hazır olduklarını açıkça ortaya koydu.
Daha birkaç yıl önce "HÜRJET ihraç edilebilir mi?" diye konuşuyorduk.
Bugün soru değişti:
HÜRJET dünyanın en köklü hava kuvvetlerinden birinin yeni eğitim uçağı olabilir mi?

