Kaydet
a- | +A

Kıbrıs'ta 1974'te bizzat bulunmuş, Kuzey İrlanda barış sürecinin mimarlarından biri. İngiltere Lordlar Kamarası'nın eski üyesi John Kilclooney...Röportaj öncesi çok tereddütlerim vardı.

88 yaşında olduğunu biliyordum. Üstelik asistanı da yoktu. KKTC'ye dair tüm sorularıma şeffaf şekilde cevap vereceğine söz verince kayda başladım.

"Kıbrıs meselesinde yıllardır söylenmesi gerekip de söylenemeyen şeyler var" diye cümleye girdi.

Bazı insanlar yaşlandıkça sessizleşir. Köşelerine çekilir, kalabalıklardan uzaklaşır, tartışmalı konulara bulaşmaktan kaçınırlar. John Kilclooney bilinenin aksine ne zaman isterseniz konuşurum diye tüm samimiyetiyle cümlelerine devam etti.

Rum lobisinin hedefindeki İngiliz Lord açıkladı:
Başlık ResmiRum lobisinin hedefindeki İngiliz Lord açıkladı: "Türk ordusu Kıbrıs'ta katliamı durdurdu"

24 Kasım 1938 doğumlu. Kuzey İrlandalı siyasetçi. 1970'ten 2001'e kadar Ulster Birlik Partisi adına Avam Kamarası'nda görev yapmıştı.

2001'de Lordlar Kamarası'na geçti, Lord Kilclooney unvanını aldı. Kuzey İrlanda barış sürecinin önemli figürlerinden biri olarak tarihe geçti.

"1974'TE KIBRIS'TAYDIM"

Konuya girmeden önce şunu belirtmek gerekiyor. Kilclooney, Kıbrıs meselesini kitaplardan öğrenmedi. 1974'te adada bizzat bulundu. O karanlık günleri, o atmosferi, o korkuyu yerinde yaşadı. Konuşurken bunu hissediyorsunuz. Somut bir tanıklıktan söz ediyor.

"KKTC'nin neden var olduğunu biliyorum" dedi. "Çünkü 1974'te oradaydım. Yunanistan, Kıbrıs'ın seçilmiş Cumhurbaşkanı'nı görevden alıp yerine EOKA teröristi Sampson'u oturttu. Türkiye'nin Kıbrıslı Türklerin hayatlarını kurtarmak için asker göndermekten başka bir alternatifi yoktu. Tekrar söylüyorum gerçeklerden kaçamayız."
Cümleyi bitirdi. Kısa bir sessizlik oldu. "Devam edeyim mi?" diye sordu, kibarca.

Rum lobisinin hedefindeki İngiliz Lord açıkladı:
Başlık ResmiRum lobisinin hedefindeki İngiliz Lord açıkladı: "Türk ordusu Kıbrıs'ta katliamı durdurdu"

"TÜRK ORDUSU İŞGAL ETMEDİ, MÜDAHALE ETTİ"

Yıllardır Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın uluslararası kamuoyuna yerleştirmeye çalıştığı tek bir kelime var: işgal. 1974 harekatını tanımlamak için kullandıkları bu kelime, onlarca yıl boyunca pek çok Batılı medyada ve diplomatik metinde neredeyse resmi bir kabul gördü.

Kilclooney bu kelimeyi sürekli reddettiğini itiraf etti. Düzeltme yapmak için değil, doğruyu söylemek için.

"Türk Ordusu hiçbir zaman bir yeri işgal etmedi" dedi. "Türkler, Kıbrıslı Türklerin katledilmesini durdurmak için Kıbrıs'a müdahale etti."

Türkiye, 1959-60 Garanti Antlaşmaları'ndan doğan garantör ülke sıfatıyla haklarını kullanmıştı. Ve Kilclooney'nin dikkat çektiği üzere, bu askeri harekatı "işgal" olarak tanımlayan tek bir BM Güvenlik Konseyi kararı dahi çıkmadı.

Kilclooney ne zaman KKTC dese Yunan medyası harekete geçiyor.

Sosyal medya paylaşımları çarpıtılıyor. Bağlamından koparılıyor. Kimi zaman sahte alıntılar üretiliyor. Kimi zaman "ırkçı", kimi zaman "dezenformasyon kaynağı" gibi etiketler yapıştırılıyor. 88 yaşındaki bir Lordun üzerine tam anlamıyla bir karalama kampanyası yürütülüyor.

Bunu kendisine sordum. "Rahatsız oluyor musunuz?" dedim.

Güldü. "Hayır" dedi. "Eğer gerçeği söylemek bu kadar rahatsız ediyorsa, bu onların problemi."

KKTC İÇİN NE DEDİ?

Kilclooney'nin Kıbrıs meselesindeki duruşu tutarlı. KKTC'nin bağımsız bir devlet olarak tanınması gerektiğini düşünüyor. Ve bu görüşü savunurken somut bir örnek kullanıyor: Tayvan.

"İngiltere, Tayvan gibi tanınmayan ülkelere uçuşları onaylıyor" dedi. "KKTC için de bu uygulanmalı."

Söz konusu hadise basit bir karşılaştırma gibi görünebilir ama arkasında ciddi bir siyasi argüman var. Tayvan, BM üyesi değil. Uluslararası arenada resmi tanınırlığı son derece sınırlı. Ama dünya onunla ticaret yapıyor, uçuşlar gerçekleşiyor, ilişkiler yürütülüyor. KKTC için aynı esneklik neden gösterilmiyor?

İngiltere Parlamentosu'ndan 54 milletvekili KKTC'ye doğrudan uçuşların başlaması çağrısında bulundu. Somut bir adım henüz atılmadı. Kilclooney bunun değişmesi gerektiğini düşünüyor.

Görüşmenin sonunda tek bir cümle söyledi. Öyle yalın, öyle doğrudandı ki üzerine söylenecek fazla bir şey kalmıyor.

"Gerçeklerden kaçmayın."

Bu cümleyi kime söyledi? Yunan siyasetçilere mi, Kıbrıs Rum yönetimine mi, uluslararası kamuoyuna mı? Belki hepsine. Belki de yıllarca "işgal" kelimesini kullanıp geçen, meseleyi derinlemesine inceleme zahmetine girmemiş herkese.