Galatasaraylı taraftarlar bir türlü şampiyonluk keyfi yaşayamıyor. Üç senedir lig sonu açılan "transfer" gündemi sarı-kırmızılı taraftar için bir eziyet dizisi haline geliyor. Galatasaray''a gönül vermiş insan önce fena halde kandırılıyor: Gazete ve televizyonlarda; şampiyonun yeni sezon için almaya hazırlandığı yerli ve yabancı yıldızlarla ilgili bombalar patlatılıyor. Taraftar, "Süren"li bir yönetimle maytap bile patlatılamayacağını biliyorsa da, Fatih Terim''e beslediği olağanüstü güven sayesinde "belki" diye bir umut kırıntısı taşıyabiliyor. "Olur ya, hocamız allem eder, kallem eder, bu isimlerden birini, ikisini aldırtabılır" diye geçiriyor aklından... Bu kandırmaca bitince korku başlıyor.
Milyonlarca taraftar Dimyat''a pirince gitmekten vazgeçiyor ki, evdeki bulgurdan da olmaya! Sarı-kırmızılı futbolsever "Aman, vazgeçtik kaliteli oyuncularla takımın takviye edilmesinden; bu yönetim mevcudu koruyabilse yeter" diyor. Ama korku dizisi bitmiyor. "Yahu galiba bizim yıldızlar gidiyor ama bari Fener''e kaptırmasak." Neyse ki, ilk iki şampiyonlukta fire verilmedi... Taraftar "şampiyon"lukların keyfini ancak bu teselli ile yaşayabildi... Şimdi deniz bitti...
Ancak Süren çok talihli ya, bu sefer de yine eğrisi-doğrusuna gelebilir... Çünkü öteki büyükler için de deniz bitti; gemiler karaya oturmak üzere... Böylece Galatasaray yine doğru dürüst takviye yapamadan, ama kayba da uğramadan gelecek yılı sadece Fatih Terim''in sihirli değneğine ısmarlayabilir. Peki, iyi güzel de, çekirge bir kere daha sıçrayabilir mi? İşte asıl tartışmak istediğim nokta...
Yoksa şimdiden "kim gider, kim kalır" sorularına cevap arıyor değiliz. Her zamankinden daha kötü bir ekonomik bunalım içinde bulunan Galatasaray''ın Fatih Terim''i elinde tutamaması bile sürpriz olmaz... Ama eğer hoca kalır da, yıllardır ısrarla talep ettiği "ideal savunma oyuncusu" kıvamında en az bir futbolcu temin edilmezse "dördüncü şampiyonluk" çok ama çok uzak bir hayâldir. Çünkü bu sefer Beşiktaş''ın başında, işini savunmadan başlatacak bir Kalli vardır. Kalli''nin son onbir haftada devraldığı Beşiktaş ile yere göğe sığdıramadığımız Galatasaray arasında da sadece bir puanlık fark bulunmaktadır. Buyurun, gerisini kıyas edin... (Buradan "Kalli Terim''den iyidir" anlamı çıkmaz; "Süren yönetiminden daha kötüsü tasavvur bile edilemez" yargısı çıkar.)
Önümüzdeki sezon hem iç, hem dış maceralar için Galatasaray savunmasına "savunma aşısı" niteliğinde bir oyuncu almak zorundadır. Çünkü Galatasaray, savunmasına en az iş düşen takım iken, özellikle yerleşim ve zamanlama hataları yüzünden neredeyse her iki rakip hücumundan birinde gol yemektedir.
Bunun ana sebebi ne? Çok basit! Sarı-kırmızılı takımda Popescu dahil bir tek "mükemmel" savunma oyuncusu yok da ondan! Yalnızca Ümit, başka alanlarda da görev yapabilmesinin yanı sıra, Galatasaray''ın elindeki en iyi savunma oyuncusudur. Belki Fatih Akyel, Stumpf, Uche, Högh, Falco gibi ustalarla bir-iki yıl yanyana oynasa "mükemmel" bir savunma oyuncusu olabilecektir. Zaten hiçbir futbolcu altyapıda "mükemmel"leşemez. Yeteneği varsa A takım seviyesinde ustaların yanında pişerek olgunlaşabilir.
Denebilir ki: Popescu Fatih Akyel''e çok şey öğretebilecek bir profesördür. Evet; Popescu Fatih Akyel''e futbol ve profesyonellik adına çok şey öğretebilecektir ama kendisinde var olmayan "birinci sınıf savunma oyuncusu" özelliklerini genç arkadaşına kazandırması mümkün değildir. Popescu stratejik savunma hataları açısından Fatih Akyel''i aratmamaktadır. Bu görüşün onu küçümsemekle ilgisi yok; çünkü Popescu daha önce de yazdığım gibi çok iyi futbolcudur ama savunma oyuncusu değildir.
Kısacası; sarı-kırmızılı kadroda yerleşim, açı sezgisi, ilk topa müdahale tercihi ve zamanlaması gibi, gerçek savunma oyuncusunun sahip bulunması gereken teknik özellikler açısından "birinci sınıf" bir tek futbolcu bile mevcut değildir. Bu bölgeye takviye yapılmaması durumunda, işe oradan başlayan Kalli''nin karşısında Galatasaray''ın şampiyonluk şansı asla Beşiktaş kadar olamayacaktır.

