Kaydet
|

“Dava, insanı öldürmek değil, insanı kurtarmaktır, Doğan evladım... Yaşat ki yaşayasın!”

Mübarek hocası Emîr Sultan hazretlerinin müşfik sesi kulaklarında tatlı bir meltem gibi yankılanıyordu: “Dava, insanı öldürmek değil, insanı kurtarmaktır, Doğan evladım. İnsanı kurtarmak ve yaşatmaktır yiğidim! İnsanı kurtarmak ve iki cihan saadetine kavuşmasına vesile olmaktır. Başka bir maksat, farklı bir dava da yoktur! Olamaz! Olsa da ona dava denmez yiğidim! Yaşat ki yaşayasın!”

- !!!

-Herkes, cibilliyetinin icap ettirdiğini yapıyor. Biz de bize yakışanı ve dahi üzerimize düşeni yapacağız. İnandığımız hak yoldan geri dönmeyeceğiz, asla!

Erkara, asıl şimdi ölmüştü. Ezildi, büzüldü, küçüldü, eridi, eridi. Olduğu yere yığılıp kaldı.

Her din anlatana nasıl aldandın?

Cahili, sapığı allâme sandın!

Böyle düzenbaza uyarsan yandın,

İmanını çalar, ruhun duymadan,

Bu geliş nereden, söyle Bey Doğan!

Zındıklar çıkmışlar, eder rehberlik,

İslâm’a açmışlar bir seferberlik,

Hâşâ taslıyorlar bak peygamberlik,

Her yerde karışmış sap ile saman,

Bu geliş nereden, söyle Bey Doğan!

Edep başta taçtır, büyük hazine,

Düşmek lazım kâmil mürşid izine,

Oturmazsan âlimlerin dizine?

Han hakan olsan da, kurtarmaz ünvân,

Bu geliş nereden, söyle Bey Doğan!

Geçen o kadar senenin, yaptıkları zulüm ve işkencelerin hatıraları korkunç bir kâbus gibi üzerine çökmüştü Erkara’nın. Unutmuyor, unutamıyordu bir türlü. Hayat mücadelesi verdiği ininde öldürdüğü yaşlı büyücü Lolo’nun bakışları, hiç gözünün önünden gitmiyor, çığlıkları kulaklarını tırmalıyordu. Nice mazlumların yediği hakkını, bir asılsız ihtiras yüzünden, masum milletine ihanet etmeye gelen insanları, saraya çıkarmasını, Ulucâmi-i Şerif kürsüsünden mümtaz halkının yüzüne karşı en sevdiği Peygamberlerine, ağza alınamayacak lakırtılar etmelerine destek olmasını, iffetli, hanımefendi, Beyazıd Paşa’nın biricik kerimesi Gülşah için düşündüklerini hafızasından silip atamıyordu.

Kapkaranlık bir hayal gece, gündüz ruhunu takip ediyor; “Sen, Türk milletinin mahvolmasına önayak oldun! Sen pis şehvetin ve nefsinin istekleri doğrultusunda nice yuvaları dağıttın! Sen şanlı ecdadına düşman olanlara dost, dost olanlara düşman oldun! Sen... sen!” diyor. Gözünün önünde Yıldırım Beyazıd Han’ın çatılmış kaşlarını, kulaklarında kükreyen sesini duyar gibi oluyordu. Hele Doğan Bey için düşündüklerini, yaptıklarını, kurduğu tuzak ve öldüresiye fırlattığı okunu hatırladıkça insanlığından nefret ediyor, ter üstüne ter döküyordu.

DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.