Kaydet
|

Erkara: "Tek ümidim Yüce Rabbim. Kullarından bile Doğan Bey gibi affediciler olduğuna göre, merhametliler merhametlisi Allahü teâlânın rahmet ve mağfiretine sığınıyorum.”

Keşke, Kâbus’un Osmanlı akıncıları için kurdurduğu çengellerden birinde kendisi asılsaydı. Kazıklardan birine kendisi çakılsaydı yine azdı. “Vicdanımı yakıp kavuran bu azap, hiçbir şekilde dinmeyecek. Doğan Bey de affederek bu işkenceyi kuvvetlendirmek ve ölünceye kadar çekmeme sebep mi olmak istemişti yoksa?” dedi içinden Erkara... Fakat onun tertemiz dünyasının böyle düşünmesine fırsat vermeyeceğini çok iyi de biliyordu. O, şimdiye kadar hiç yanlış, malayani, lüzumsuz bir şeyler yapmamıştı ki bundan sonra yapsın. Samimiyeti, doğruluğu, içi, dışı bir, adam gibi adam olduğu hâl ve hareketlerinden apaçık belli olmuyor muydu?

“Ah, evet vicdanımdaki yakıcı azap sönmeyecek hiçbir zaman. Asil milletime yaptığım ihaneti, zulmü hiç, ama hiç unutmayacağım! Bu acı, bu ızdırap yattığım yerde de beni, inim inim kıvrandıracak, yakıp kavuracak! Tek ümidim Yüce Rabbim. Kullarından bile Doğan Bey gibi affediciler olduğuna göre, merhametliler merhametlisi Allahü teâlânın rahmet ve mağfiretine sığınıyorum” diyerek Aşır ve Palabıyık’a döndü. İç dünyasındaki fırtınaları anlattı ve fikirlerini sordu.

- Bu fırsat son şansımız arkadaşlar. Ne dersiniz?

- Ben de öyle düşünüyorum beyim.

Dedi Palabıyık. Aşır, boynu bükük kolundaki sargıyla oynuyordu. Bir şeyler demesi gerekiyordu.

- Doğan Bey’in özü, sözü bir, hakiki delikanlı olduğunu eskiden beri biliyorduk zaten. Yeri ve zamanı geldiğinde dile de getiriyorduk ya. Şimdi bir daha yakinen şahid olduk. Artık sıra bizde. Allah rızası için elimizi vicdanımıza koyup bir adım da biz atalım. Şimdiye kadar zararımızdan başka bir şeyimiz olmadı. Bari bundan sonra ziyanımız olmasın. Evirmeden, kıvırmadan dosdoğru yanında yer alırsak, yaptığımız pislikleri, bizim hakkımızda bildiği hadiseleri bile Bursa’da hiç kimseye anlatmayacağına eminim. Olanlar, aramızda sır olarak kalır. Biz de böyle bir yiğitle dost, sadık arkadaş olmakla şereflenir, yeniden doğarız vatanımızın ufuklarından.

Başlarıyla tasdik ettiler, bu açıklamaları. Doğan’ın yanında kayıtsız, şartsız yer alacaklarına, ölünceye dek bir dediğini, iki etmeyeceklerine, hazarda, seferde, her yerde, her şartta omuz omuza olacaklarına, gerekirse canlarını seve seve verebileceklerine Mushaf-ı şerif üzerine yemin ettiler...

Ot biter misali yetişmez âlim,

İcazetli zattan okunur ilim,

Ben âlimim diyen cahil ve zalim,

Başıboş gezenin işleri yaman,

Bu geliş nereden, söyle Bey Doğan!

Delilsiz konuşan yanılır kesin,

Din nakil dinidir, bunu bilesin,

“Ben” diyen ahmağı, at çöpe gitsin,

Çukura saplanır kibirli olan,

Bu geliş nereden, söyle Bey Doğan!

Her tarafta sahte hoca ve hacı,

Bid’atçinin hükmü, zehirden acı,

Ehl-i sünneti et, her an baş tacı,

Ayrılma doğrudan, söyleme yalan,

Bu geliş nereden, söyle Bey Doğan!

DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.