İyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü, sırtındaki torbayı indirdi, ağzını açtı, kurdu dışarı saldı.
Birkaç dakika sonra da avcılar yetişti. Köylüye bu civarda kızıl bir kurt görüp görmediğini sordular. Köylü “Aha kırlar, aha bayırlar! Siz gördüyseniz ben de gördüm!” deyince avcılar da kurdun gittiğini tahmin ettikleri tarafa doğru yürüdü uzaklaştılar.
İyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü, sırtındaki torbayı indirdi, ağzını açtı, kurdu dışarı saldı.
- Hadi işine! Sakın bir daha bizlere zarar vermeyesin!
- Çok teşekkür ederim köylü kardeş.
- Mühim değil. Benim gibi herkes yalvarana, hele yol bekleyen yavruları olana yardım ederdi!
- Bana büyük bir iyilik yaptın.
- Dedim ya mühim değil! Hadi işine...
Diyerek başı önde yoluna devam etti köylü; bir iyilik yapmanın huzuruyla... Fakat aç kurt rahat durmuyordu. Aklına ne cinlikler gelmiyordu ki?
- Hop! Bir dakika!
- !!!
Köylü duymazlıktan geldi, yine yoluna devam etti. Kurt daha yüksek sesle:
- Hey duymuyor musun? Sana diyorum arkadaş, dur hele!
Diye daha yüksek tonla seslenince kurt, gayriihtiyari köylü de geri döndü:
- Ne var?
- Çok uzun zamandır avcılardan kaçıyorum, çok bitkin düştüm, açım, kuvvetimi toplamam için bir şeyler yemem lazım!
- Ye! Bana ne?
- Ama! Burada senden başka canlı namına bir şey yok!
- !!!
Duydukları karşısında köylü ne yapacağını şaşırdı!
- Hiç olacak şey mi? Ne çabuk unuttun! Ben senin hayatını kurtardım! Sen ne diyorsun?
- Dünya böyle kardeş! Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey yok!
- Anlamadım!
- Yani diyorum ki ölmemek için seni öldürmem lazım! Tabii sonra da karnımı doyuracağım. Ben de kendi menfaatim için senin iyiliğini unutmak ve seni yemek mecburiyetindeyim!
- !!!
Köylü çaresiz! Kırk dereden kırk su getirse de kurdu vazgeçirmeye muvaffak olamadı. Bir süre bu mevzu üzerine tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç kişiye bu meseleyi sormaya ve ona göre davranmaya karar verip gelenleri beklemeye başladılar.
Karşılarına önce yaşlı, her tarafı yara bere içinde bir kısrak çıktı.
Kurt keyfiyeti izah edince kısrak: “Ne vefasından bahsediyorsunuz? Ben sahibime yıllarca hizmet ettim, arabasını çektim, taylar doğurdum, şehir şehir gezdirdim. Yaşlanıp bir işe yaramadığımda da beni kapıya koydu, aç susuz bıraktılar! İnsanlara hiç itimadım yok!”
Bir sıfır öne geçen kurt, sevinirken bir köpek çıkageldi bu sefer de. Ona da sordular bu durumu. Köpek;
“Ben hizmetimizden dolayı kadir kıymetimizi bilen bir efendi görmedim” dedi ve devam etti:
“Senelerce ve sadakatle peşlerinden koştum; evlerini, eşyalarını, mallarını davarlarını hırsızlardan, canavarlardan korudum, yeri geldi yaralandım, gün oldu ölümlerden döndüm. Onlar ne yaptı? Sofralarının artıklarını önüme savurmaktan maada bir şey yapmadılar. Çoluk çocuklarından yediğim tekmelerin, sopaların ise haddi hesabı yok! İşte insan denilen nankörler, böyle mahluklar!”
DEVAMI YARIN

