Kaydet
a- | +A

Zaman uzadıkça uzadı. Ne gözüne uyku giriyor, ne de gece bitmek biliyordu.

Kızılderili çocuğun aklından ölümün envaiçeşit ihtimalleri geçiyordu, hepsi de birbirinden dehşetli ve vahşiceydi! Bir arslanın kükreyerek üzerine atılması, aç kurtların saldırısına uğraması, çakalların veya sırtlanların kanlı dişlerini gırtlağına saplamaları, birçok zehirli yılanın ayaklarına dolanması… aklına gelenlerden başı dönüyor, nefesi kesiliyor, ölecek gibi oluyordu.

Başka bir yolun olmadığının da farkındaydı. Ya imtihanı kazanacak; insanların arasında itibar görecek, başı dik dolaşacaktı, ya da… Onu düşünmek dahi istemiyordu. İçinden “öleyim daha iyi” diyerek iki gözü iki çeşme korkunç akıbetini beklemeye başladı. Zaman uzadıkça uzadı. Ne gözüne uyku giriyor, ne de gece bitmek biliyordu. Her taraf zifirî karanlıktı.

Ne kadar bitmeyecek gibi gelse de en sonunda şafak söktü. Güneşin altın kızılı ilk ışıkları ile birlikte gözlerindeki bağı çözdü. Korkudan kan ter içinde kalmış çocuk; karşısında sessizce gülümseyerek kendine bakan babasını görünce kollarına atıldı. Baba oğul öyle bir müddet sevinç gözyaşları döktüler. Neden sonra baba:

“Yeryüzünde tek meyvem, gözümün nuru, canımdan can, kanımdan kan evladımın üzerini tek bir cümleyle çizmek mümkün mü?

Evlat köktür, tohumdur. Evlât, hem mazimiz, geçmişimiz hem istikbalimiz, geleceğimizdir. İnsanı tüketen değirmen misali nice harplerin, amansız savaşların içinde; mazimizle atimizin/geçmişle geleceğimizin harmanlandığı yerdir evlat.”

Onu yalnız bırakıp gideceğini söylemiş olan baba; aslında bütün gece orada sessiz oturmuş, bir tehlike durumunda oğlunu muhafaza edip korumak için beklemiş, imtihanı merakla takip etmişti. Bu geceyi birlikte yaşayan baba ile oğul; birbirlerine çok farklı bağlarla bağlanmışlardı. Baba oğlunu daha çok anladı ve sevdi; çünkü o da aynısını yaşamıştı, aynı zamanda oğul da babası için ne kadar kıymetli olduğunu fark edip büyüklerine olan hürmeti artmıştı.

Hepimiz bazen korkunç, oldukça acı veren, çözümsüz sandığımız, anlamadığımız imtihanlardan geçeriz. Bunlar kendimizi ispat için de olabilir, başka maksatla da… Ama bir hakikat var ki o da; her imtihanla birlikte hayatı daha iyi anlar ve farkında olmadan olgunlaşırız. Zaman zaman yalnız kaldığımızı da sanırız ama eğer tevekkül etmeyi becerebilirsek, sebeplere yapışırsak, diğer bir ifadeyle oyunu kuralına göre oynar isek, imtihanı yapan Rabbimiz bizi yalnız bırakmaz. Yeter ki samimiyet olsun, ihlâs olsun ve şartlarını yerine getirmekte noksanlık bulunmasın.

BABALAR SESSİZ VE UZAKTAN SEVERLER!
AH BABALARI ANLAMAYAN EVLATLAR AH!

DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR