Erkara kulaklarına inanamadı, daha dikkat kesildi. “Bu değirmenin suyu da nereden geliyor?” diye geçirdi içinden.
Şehir çok, Bursa başka, Hakan çok, sen başkasın,
Tarih yerli yerinde, olduğu gibi kalsın.
Çalıp çırpana hasım, mazluma da duldasın.
Sağlam askerlerin var, kan yine o eski kan,
Milletin kalbindesin, ey Sultan Yıldırım Han.
Hakan, tevazu ehli, alkışta yoktur gözü,
Ne derse onu yapar, kanundur elbet sözü.
Uzun söze ne hacet, hizmettir işin özü.
O gelince Bursa’ya, tam hâkim oldu Furkan,
Rüzgârdan da hızlısın, ey Sultan Yıldırım Han.
***
İYİLER KÖTÜLER...
Karşısındaki, üstadı meşhur Seyyid Vâiz İbrahim Efendinin getirmiş olduğu altın torbalara bakıyor, dimağı karıncalanmış gibi düşünemiyordu. Hizmetçinin uzatmış olduğu maşrapayı bir yudumda içince, biraz açıldı. Pencere yanındakilerin konuştuklarını duydu;
- Son olarak beş yüz bin sarı vermişler.
- Ona yakın da halktan toplanmış.
- Geçen sene daha fazlası harcanmış.
- Herkes elinden geleni yapıyor.
- Bursa’dakiler kadar olmaz ya!..
- … … …
Erkara kulaklarına inanamadı, daha dikkat kesildi. “Bu değirmenin suyu da nereden geliyor?” diye geçirdi içinden. Sonra da duygularını yenerek bir hinlik düşündüğü her hâlinden belli olan efendisinin hürmetle elini öptü.
- Berhudar olasın yiğidim.
Dedi sırtını okşadı. Elindeki kâseyi uzattı.
- Bunlar nedir efendim?
- Dilediğin gibi harca demiyorum. İznik’te gördük eksiklerimizi. Yeteri kadar at, araba, onların koşum ve bakımı için yer, bakıcı lazım değil miydi? Şaşırma… Bey’imize yakışır şekilde olsun her şey.
Kripto, Erkara’nın elini bırakmadan gözlerine baktı. Omuzlarından tutarak kendine çekti.
- Erkara, yiğit delikanlı, Sultan’ımız Beyazıd Han’ımıza Allahü teâlâ hayırlı uzun ömürler versin. Selamımızı arz ederiz. Zat-ı şahanelerine duâcıyız.
Erkara, daha iyi anlamıştı efendisinin maksadını. Aylardır illa da görüşmek istiyordu ya. İşte yine o taleple karşı karşıyaydı.
- Mübarek efendim. Saraya kabulünüz için elimden geleni yapacağım. Bana inanın, güvenin.
- !!!
Kripto, Erkara’yı samimice kucakladı bir daha. Pencere kenarında konuşan adamları, saraya yakın dost edinmekten pek memnun ve oldukça mutluydular.
***
Huzur istersen eğer, fazilet olsun yolun,
Dinimiz emrediyor; güzel ahlâklı olun!
Hayat hizmetle güzel, çalışır sağın-solun.
Osmanlı huzur bekler, hakikat budur inan,
İyi ki bizimlesin, ey Sultan Yıldırım Han!
Osmanlı’nın ilk asrında maruz kaldığı bu muhacir hareketleri her harp sonrası, devletin bütün coğrafyasında yeni bir sosyal hareketlilik başlatıyordu. Bilhassa şark sürgünü ile başlayan büyük göç, daha öncekilerle mukayese edilmeyecek bir hareketti. Bu muhacir dalgasında denizde Trabzon ve Samsun, karada Erzurum muhacirlerin Osmanlı topraklarına giriş yaptıkları ana merkezler oldu. Lakin sahil ve serhat şehirleri için çok ciddi meseleleri de beraberinde getirdi.
DEVAMI YARIN

