Doğan Bey hürmetle elini öpüp başına koydu. Esas duruşta diyeceklerini, emirlerini bekledi...
Evrenos Gazi köşesinde birkaç paşayla sohbet hâlindeydi. Gelenleri görünce;
- Buyurun… Buyurun, karındaşımın yadigârı Doğan Bey evladım.
Doğan Bey elini öpmek istedi. Önce vermedi. Sonra da;
- Beyazıd Paşamızın damadı bizim de sayılır.
Deyip, elini uzattı. O da hürmetle öpüp başına koydu. Esas duruşta diyeceklerini, emirlerini bekledi.
Kollarını kaldırdı, yumruklarını sıktı. Sönük gözleri alev alev tutuştu. Ağzını müthiş bir şeyler söyleyecekmiş gibi birkaç defa açtı, kapadı.
- Ne zamandan beri başta Padişah efendimiz olmak üzere bütün Osmanlı ricali hayıflanır durur! Bu saklı tutulan, saman altında yürütülen faaliyetlerin köklü hâlli için. Sultan’ımız ferman buyurdular ve dahi sizi vazifelendirdiler. Kâbus denilen melunun durmadan fitne çıkardığını, epey zamandır Osmanlı için tuzaklar peşinde olduğunu biliyoruz, malumumuzdur! Yarından tezi yok, gün doğmadan gidip bu namerde ait delilleri toplayıp getiresin.
Diyerek masasının üzerinden aldığı başka bir kâğıdı Doğan Bey’e uzattı. Onu da öpüp başına koyan akıncı;
- Meraklanmayın paşam! Bu can bu tende kaldıkça, Padişahımızın fermanı ve dahi siz muhterem paşamızın emri noksansız yerine getirilecektir!
- Doğan Bey’imize yakışır cevap! Maşallah! Maşallah!…
Dedi. Doğan Bey’i kucakladı. Bu yaşlı harp kurdu paşanın simasında Türk vakarının destanı okunuyordu. Bu kadar berbat bir mevzuyu fazla deşmeyi münasebetsiz addediyordu. Şaşkın bir sükûnet içinde birbirlerini süzdükten sonra babacan bir tavırla;
- Haydi yiğidim yolun açık olsun. Duâlarımız seninle.
Deyip sırtını okşadı şefkatle ve muhabbetle.
Kalplere hükmeden,
Yiğitler yiğidi sen.
Hükmü canlara geçen,
Muhammed Doğan’sın sen.
Bakışın bin can alır,
Derdin içinde kalır,
Arayan seni bulur,
Muhammed Doğan’sın sen.
Kanatsız kuş uçurur,
Rüzgâr görünce durur,
Hain korkup kudurur,
Muhammed Doğan’sın sen.
***
Kripto’ya göre bu gece farklıydı. Bütün güzelliğiyle muhteşemdi. Ayın on beşi ışıklarını rahmet gibi saçıyordu üzerlerine. Osmanlı Sarayından köşke kadar olan bütün yerlerde bir başka hava esiyordu. Bu gece gizli emelleri olanlar şarap içmedikleri hâlde zilzurna sarhoş gibiydiler. Bursa şehrini bir sükûnet sarmış, onlardan başkası sokağa çıkamamıştı. Kripto’ya göre oralarda azizlerin ruhları dolaşıyordu!..
DEVAMI YARIN

